Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Geniş aile

Geniş aile içerisinde doğup büyüyeniz var mı bilemiyorum. Geniş aile derken; anne babanızla birlikte, dedeniz, nineniz ve kalabalık bir kardeş sayısının olduğu aileyi kastediyorum. Geniş aile kavramını pek sevmiyorum aslında. Geniş aile yerine güçlü aile ya da büyük aile kavramı daha anlamlı ve daha kapsayıcı geliyor.

Şahsen ben kalabalık bir ailede büyümedim. Annem, babam, ağabeyim ve ben, hepsi dört kişi. Ama şu anda kendi ailem için güçlü aile diyebilirim. Dört güzel evladım, eşim ve ben tam altı kişiyiz. Rahmetli annem de köyünden, kalabalık bir aileden gelmiş babamın evine. Tam dokuz kardeş. Annemin köyüne küçükken çok sık giderdim. Dayımlar ve çocukları, teyzemler ve çocukları bir araya geldiğimizde sanki bir ordu toplanmış gibi olurdu. Kocaman yer sofraları serilirdi. Hem de üç tane birden. Yoksa mümkün mü o kadar insanı bir yere sığdırmak.

Herkese sofraya denildiği andan itibaren kim nerede ise hemen işini ya da oyunun bırakır hemen sofraya otururdu. Şimdiki gibi çocukların yaptığı gibi telefon ya da bilgisayardan oyunlarının bitmesi beklenmezdi. Ya da çocuğum oyunu bırakmıyorsa ben ona bir şeyler götüreyim diyen analar yoktu. Yoksa o analar şimdilerin deyimiyle anneler çok da şefkatli değil miydi acaba? O analar çocuklarını düşünmüyorlar mıydı? O büyük ailelerde haydi bir çocuk;

-Ben biraz sonra geleceğim, desin.

Kendisi bilir. Ama bildiği bir şey daha vardı. Zamanında sofraya oturmazsa aç kalırdı.

Ayrıca geniş ailede herkes sofraya oturduğunda evin en büyüğü yemeğe başlamadan diğerleri başlamaz. Bu tür ailelerde üç kuşak bir arada yaşar. Babanın evin büyüğü dede ve nineye olan saygısı, davranışları çocukların da babayı olan davranışını şekillendirir.

Sofradaki yemek bitene kadar kimse konuşmazdı. Hadi bir konuşsun isterse. Konuşan kim olursa bilirdi ki sofrada aç kalırdı. O konuşurken, kaşıkların birbiri ardınca yarıştığından kendisine bir şey kalmayacağını bilirdi. O kadar kalabalıktaki her biri bir kaşık sallasa, ortaya konan büyük yemek tenceresinde bir şey kalmayacağını da gayet iyi bilirdi. Böylelikle farkında olmadan ekmek kavgasını, o kalabalık evlerin sofralarında öğrenmeye başlarız da haberimiz bile olmaz.

Güçlü ailelerde herkesin bir şekilde vakit geçirebileceği eğlenceler muhakkak çıkar. Bu aynı zamanda birlik ve beraberlik içerisinde yaşamanın kurallarını öğretirken, rekabeti de öğretmektedir. 

Çok sayıda insanın bir arada yaşadığı bu evler asla sessiz olmaz ve her an bir sorun ortaya çıkabilir. Kargaşalara ve sorunlara her zaman gebedir. Kargaşalar, kavgaya dönüşmeden ailenin büyükleri müdahale etmezler. Aynı zamanda aile bireylerini kargaşalar noktasında deneyimli hale getirir. Hayatın ilerleyen yıllarında basit kargaşalar onlar için bir oyun gibi ve hafif atlatılan streslerden ibaret olur. Çocukluktan bu tarafa böyle yaşamaya alıştıkları için problemlerden etkilenmezler. Olaylara bardağın dolu tarafından bakarlar. Güçlü aile olması hasebiyle, etrafında her zaman güvenebileceği, dertleşebileceği ve yardım alacağı kişiler her zaman olacaktır.

En önemli getirisi hayatı ve hayatın zorluklarının antrenmanını yaparsınız burada. Gerçek hayata atıldığınızda bu antrenmanların faydasını muhakkak göreceksinizdir.

Evde gürültülerin yanında neşe vardır, kahkaha vardır, paylaşım vardır. Bu paylaşım neşesiyle de, acısıyla da birlikte yaşanır. Evde geçen zor zamanlar, beraber olmayı ve paylaşmayı öğrenme konusunda büyük adımlar atmayı sağlamaktadır. Her istenildiğinde evde et yenmeyebilir veya yeni kıyafetler alınamayabilir. İşte tam da bu zamanlarda, fedakârlık yapmayı öğrenirsin. Bu durumu şikâyet etmeyi aklınızdan dahi geçirmezsiniz. Artık bilirsiniz ki aile kalabalıktır ve anne/babanız hakkaniyet çerçevesinde istekleriniz için sizin sıranızı gelmediğinizi, sabırlı olmanızı söyleyecektir. Farkında olmadan sevdiklerinizle beraber olmak, size fazlasıyla yettiğini belki de yıllar sonra anlayacaksınız.

Büyük bir aile içerisinde yetişmenin en güzel yanı, masamızda her zaman bir başkası için daha yer olur ve o kişiye, masaya oturduğu andan itibaren ailenin bir parçası olarak davranılır. Yabancılık çekmesine ve sessiz kalmasına müsaade edilmez.

Çekirdek ailelerde görülen problemler güçlü ailelerde pek görülmez. Paylaşmayı bilir, tartışma ile birlikte aynı yerde yaşamanın getirdiği sorumlulukları çerisinde barışmayı da bilir. Güçlü ailelerde büyüyen fertlerin en önemli kazancı aile içerisinde gördükleri güvenden kaynaklı bireylere ve topluma olan güveni daha yüksektir.

Evdeki küçük ve büyüklerin hazırlanma sürecinde, her daim bir karmaşa vardır. Bu nedenle tuvaleti ilk kimin kullanacağı, banyoya ilk kimin gireceği tartışması, kalabalık ailelerde oldukça popüler bir konudur. Kötü geçen bir günün ardından sessiz sakin bir şekilde yalnızca oturup kitap okumak veya müzik dinlemek isteme hakkınız nerede ise yoktur. Çekirdek ailelerde olduğu gibi bir odaya gidip rahat rahat ağlayamazsınız, kafanızı dinlendiremezsiniz. Hangi odaya gitseniz muhakkak birileri vardır. Ama sizin ağladığınızı görenler niçin ağladığınızı ya da rahatsız olduğunuzu öğrenmek ve çare bulmak adına her zaman size yardım etmek isteyenler olacaktır. Dertlerinizle baş başa kalma ihtimaliniz hemen hemen hiç yoktur. Moralinizin bozuk olduğu anlaşıldığında ev halkının ilgi ve alakası, tamamen sizin üzerinizde olur. Neye üzüldüğünüzü ve canınızı sıkan şeyin ne olduğunu öğrenmek isterler.

2000’li yıllar güçlü-büyük ailelerin sayısının oldukça azalmaya başladığı yıllardır. Ama yaşı 50’leri bulanlar, o kalabalık ailelerdeki samimiyeti, sıcaklığı, yardımseverliği özlemiyor değiller.

Nerede o eski günler dediğinizi duyar gibiyim.

Her birimiz, bütünün parçasıyız.

Parça eksikse bütün de yoktur.

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

  1. Ali KİRTİ dedi ki:

    Başkanım öncelikle yeni sayfa yūzūnūz hayırlı olsun.Geniş ailelerdeki samimiyet, hane reisinin aileyi korumak ve ilişkileri gūçlendirmek için gosterdigi çaba.Gūnūmūzde ebeveynler bir odada çocuklar farklı bir odada teknoloji esiri olmuş durumda.

  2. Ahmet KALINSAZLIOĞLU dedi ki:

    Sanayi devrimi ve neticesinde köyünü, toprağını, geleneğini, inaçlarını, anasını, atasını, alışkanlıklarını terkederek; büyük yerleşim yerlerine binbir hayal ve ümitle yerleşen gurbet kuşlarının çocuklarıyız. Ne hazin hikayeler dinledik büyüklerimizden… Köy hasreti rahmetli babamın ölüm döşeğinde bile vardı. Son günlerinde köyün dağlarından kar getirtip yanan bağrını onunla soğuttu. Köyüne toprağına hasret gitti. Çoğumuz ilçede şehirlerde, şehirleşen köylerde büyüdük. Geçiş döneminin çocukları… Tavşanın etinden yemiş ama daha çok suyunu içmiş kuşaklarız. Yani kadim medeniyetin son şahitleri. Gelecek kuşaklara değerleri taşıyamazsak, korkarım hikayelerimiz sadırları bırakın satırlardada bile kalmayacak. Vahşi Kapitalist kültür büsbütün izlerimizi bile yok edecek.

  3. Mustafa ÖZTÜRK dedi ki:

    Geniş aileler ortadan yok oldukça onlarla beraber yürüyen kültürlerimizi de ötelemeye başlamıştır ne yazık ki yenikent’in içinde aile kültürü de büyük bir darbe almıştır Emeğinize sağlık değerli başkanı

  4. Fazlı ZORLU dedi ki:

    Toplumumuzda özlem var. İstek ver . Ama gayret noktasında hareket yok güçlü aileye doğru. Yazılarınız bu gayrete başlangıç olur inşaallah.

  5. Murat BAĞIŞ dedi ki:

    Halen duran bir kerpiç duvarlı/tahta damlı bir köy evinin hem oturma odası hem misafir odası hem yemek odası hem yatak odası olarak kullandığımız bir odasında büyüdük/yaşadık onlarca kişi.
    Bir lokma ekmeği paylaşarak doyduk, bir yorganın altına hepimiz sığdık.
    Odamız dar ama hepimizi içine alacak kadar genişti hayatımız.
    Aile olduğumuzun, kardeş olduğumuzun farkındaydık.

    ‘Nerede o eski günler’ demenin ötesinde ‘şimdi kaybolan yıllarımızı bize geri verseler deyip durmuyor muyuz her anımızda.

    Çok güzel bir yazı.
    Hepimizin hayatının hikayesi olmuş.
    Yüreğinize sağlık başkanım.

  6. Dörtdivanlı dedi ki:

    Çekirdek aile, modern çağın iş hayatının ortaya çıkardığı bir kavram. Biraz da zorunluluk. Eskiye özlemi dile getirmekten ziyade büyüklerle ve akrabalarla beraber olabileceğimiz ortamları oluşturmalıyız. Dede ve nineyi zoraki çocuk bakıcısı görmeyi bir kenara bırakıp onlarla beraber olmanın hepimiz için dini, ahlaki ve psikolojik bir ihtiyaç olduğunu anlamamız gerekiyor.

  7. Ayhan ÖZKAN dedi ki:

    Çocukluğum aynen yukarıda bahsettiginiz gibi büyük bir ailede geçti, gerçekten bugün dönüp baktığımda ne kadar mutlu ve zevkli bir çocukluk yaşamışım, bana bu zevki tattiran aile buyuklerimi rahmetle ve minnetle anıyorum, burda sorumluluk yine elli yaş üstü yetişkinlerde yani bizlerde gençler fitratlari gereği yalnız kalmak isteyebilirler biz çeşitli aile içi programlarla gençlerimizi kalabalığa ve muhabbete alistirmaliyiz ama korona günlerinde maalesef bu oldukça zor, en azından dışarıdaki aile bireyleriyle görüntülü görüşüp bu görüşmelere çocuklarımızı da dahil etmeliyiz, hadi oğlum/kızım amcama bir el salla merhaba de, teyzene bir selam gönder vs. Aile olduğumuzu ve aile kalmamız gerektiğini yeni kuşaklara bir şekilde ogretmemiz dileğiyle…

  8. Ali KİRTİ dedi ki:

    Teşekkür ederim Fatih başkanım harika bir yazı olmuş. Sanki aynada kendimi gördüm.
    Elbet özlüyoruz ancak zaman maalesef geri işlemiyor. Bizlere açlık korkusuyla TV. lerden psikolojik baskı yaptılar. Çok çocuklu aileleri sürekli aşağılayıcı propaganda yaptıkları için ezik büyüttüler bizi.
    Onun için istesek de geri dönemiyoruz. Ama inanın çok özlüyoruz . Allah razı olsun çok beğendim.

  9. Murat Mustafa ÇEKİÇ dedi ki:

    Kalemine sağlık başkanım

  10. Yılmaz YİĞİT dedi ki:

    Geniş aileler ortadan kalktığı içinde insanlar aidiyet duygusunun fazla olduğu başka birliktelikler, gruplar arıyorlar. Ne mutlu böyle grupları bulabilenler…

  11. Cemali YEŞİLOT dedi ki:

    Sabır ve paylaşma kavramını en iyi bilenler, geniş bir aile içerisinde yaşayanlardır.ama bu yüzyılda sabır ve paylaşma duygusunu tamamen kaybettik.başımız sağolsun diyemiyorum .çünki bu kavramlar yaşamalı.

  12. Umut Yılmaz dedi ki:

    O güzel günleri hepimiz özledik ,herşeyin daha da samimiyetsizleştiği şu dünyada tekrar eski günlere dönmenin umudu hepimizin içinde varolsun diyorum…