Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

İşgal altındayız (1)

Eskiden çelik çomak oynardık. En güzeli ve zevklisi de çelik çomak sopalarını kendimiz yapardık.

Eskiden patlak topla oynardık. Havası çok inince ısıtırdık ya da güneşe bırakırdık ki tekrar şişsin diye. Ama hiçbir zaman patlak topla oynamak psikolojimizi bozmazdı.

Ellerimizin üzeri nasır tutana kadar bilye (misket) oynardık sokaklarda. Annemizin bağırması ile ancak günün akşam olduğunu anlardık.

Aç Kapıyı “Bezirgan Başı”, oyunun oynarken hem eğlenir hem de farkında olmadan tekerlemeleri öğrenirdik.

”Yağ Satarım Bal Satarım”, ”Yakan Top”,  ”Köşe Kapmaca”, oynarken uyanıklık, zihinsel ve bedensel güçlerimizin gelişimini fark etmezdik ama çelik gibiydik. Obezite nedir bilmezdik.

Annelerimizin zorlamasıyla karnımızı doyurur, yemekten sonra yine sokağa çıkar körebe oynardık, karanlıktan korkmadan.

Salçamızı kendimiz yapardık, Kasa kasa alınan domatesleri çiğnemek bizim için bir oyun gibiydi ama salça yaptığımızı görünce de mutlu olurduk. Çünkü oyun oynarken, üretime de katkı sunardık.

Dalından kopardığımız gül yapraklarından gül reçeli, yine dalından kopardığımız vişnelerden reçelimizi kendimiz yapardık.

Bahçelere gider dalından kopararak yerdik elmamızı, armudumuzu.

Bağımızdan topladığımız üzümleri ezmek ne kadar zevkliydi. Hele bir de üzümün pekmez haline geldiğini görmek ne büyük mutluluktu.

Eskiden masal dinlerdik. Elektriğin yeni yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda. Elektriğin kesilmesine insan sevinir mi? Bizler sevinirdik. Bilirdik ki ninelerimiz bizlere masallar anlatacak. Yine bilirdik ki gaz lambasının o loş ışığı altında evimize gelen komşu çocuklarıyla “Kızma Birader” oynayacağımızı. Ve bilirdik ki elektriğin kesildiği an,  muhabbetin en koyulaştığı andı. Dede-nine, anne-baba tüm çocuklar aynı odada otururlardı. Büyükler tecrübelerini anlatırdı biraz masal havası katarak.

Aynı simidi 2-3 kişi paylaşıp, aynı şişeden gazoz içerdik ama kavga etmezdik, tam aksine paylaşmaktan mutluluk duyardık. Aynı şişeden içtik diye hasta olacağız endişesine hiç kapılmazdık.

Sokak oyunundan vazgeçemeyen, salça ekmek yiyip, yoğurt sürülmüş ekmeğe şeker atarak mutlu olan çocuklardık.

Yere düşen ekmeği öpüp başımıza koyardık, Biz küçükken çok büyüktük. Biz çocuk gibi çocuktuk.

Ne zihinlerimiz ne de midemiz işgal altında değildi. Dedim ya her şey doğal, her şey samimi ve en güzeli de hepsi çocukça idi.

Zaman mı yoksa teknoloji mi beynimizi işgal etti bilmiyorum ama yenildiğimizi söylesek herhalde doğru olur. Elektrik icat edildi beynimiz işgal edildi. 

Artık oyun alanlarımız kayboldu şehirleşme ile birlikte. Taşlardan kale direği yaptığımız yerlerde ucube apartmanlar dikildi. İki taş arasına gol atmak en büyük sevincimiz iken şimdi o iki taşın arasına sıkıştık. Sokaklar güvenli değil çocuklarımız için. Onları korumak adına çocuklarımızın evde oyun oynamasını uygun görürken aslında biraz da hapsettiğimizin farkına varamadık.

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

  1. Zeynel YETGİN dedi ki:

    Bizi çocukluk yıllarına götürdünüz üstadım. Ama ben sizi daha genç, delikanlı gördüğüm için bunlardan haberiniz yok diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Demek ki yaş kemalde. Hayırlı ömürler ola. Saygılarımla.

  2. Mehmet AYDIN dedi ki:

    Biz küçükken çok büyüktük. Ne muazzam bir tespit…

  3. Ebubekir ZORLU dedi ki:

    Bir sonraki nesli hayal bile edemiyorum. Mevla yar ve yardımcısı olsun.

  4. Atalay YAMAN dedi ki:

    Maalesef, bu durumdan büyük ölçüde anne babalar olarak biz suçluyuz. Özellikle 2000 yılından itibaren doğan çocuklar bizim egolarımızın kurbanı oldu. Açlık, yokluk nedir bilmedi, her şeyi önlerine hazır olarak sunduk, şimdi de karşılığını alıyoruz. Devletimizin de bu politikaları doğru yönettiği söylenemez,

  5. Yasin VURAL dedi ki:

    Hani bir söz vardır ya:” Büyüdükçe eskiye olan gurbetimiz artıyo…” Şimdiki aklımızla eskiye dönsek cok şey değişebilirdi belki…

  6. Mustafa ÖZTÜRK dedi ki:

    Değerli başkanım, tespitlerimiz çok yerinde Eski köylerin çocukları şimdi betonların arasına sıkışmış yenikent’in çocukları oldu.

  7. Umut Yılmaz dedi ki:

    Kısacası değerlerimizi kaybediyoruz, değerlerimizle beraber aslında bir çok şeyi de kaybediyoruz. Eskileri özledik sadece bizler değil aslında yenilerde eskileri özleyecek…..

  8. Mustafa Murat ÇEKİÇ dedi ki:

    Kalemine sağlık. çocukları dışarı bırakamadığımız için sosyalleşme ve kendine güven kazanma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Hep çekingen oluyorlar.