Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Öğretimde farklı Yaklaşımlar Önerileri -1-

Öğretmen adayları, öğretmen yetiştiren okullarda, “Öğretim İlke ve Yöntemleri” vb derslerle sınıfta nasıl yöntemler uygulayacaklarını teorik olarak öğreniyorlar. Öğretmenlerimiz atandıkları ve özellikle ilk görev yaptıklarında bu ilke ve yöntemleri ne kadar uygulayabildikleri tartışma konusudur. Bize öğretilen ilke ve yöntemler öğretmenliğe başladıktan sonra hiçbir işe yaramıyor diyerek –ki bana göre acımasız- eleştiri dahi yapılabiliyor.

En iyi eğitim ve öğretim yerinde eğitim-öğretimdir. Ben de dahil olmak üzere öğretmenlerimizin çoğu göreve başladıktan sonra öğretmenliği öğrenmeye başladık. Bilgi olarak zihnimizde kalan ilke ve yöntemleri, öğretmenliğe başladıktan sonra pratikte uygulama fırsatını buluyoruz. Ama yerinde öğrenilen bilgiler daha etkili ve kalıcı oluyor. Kendi öğretmenliğimden bu konuyla ilgili yaşadığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öğretmenliğimin ilk yılında sınıfta bir öğrenci sorulan birkaç soruyu bilememişti. Bunun üzerine öğrencime “Derslerine çalışmazsan seni sınıfta bırakırım” dedim. Öğrencim bu sözümün arkasından ağlamaya başladı. Anlam verememiştim. Bağırmamıştım, kızmamıştım aşırı bir tepki vermemiştim. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, vücudu titriyordu. Öğrencimin bu durumuna üzülmekle birlikte endişelenmeye de başlamıştım. Yavrum neden ağlıyorsun? soruma cevap dahi vermeden ağlamaya devam ediyordu. Uzun uğraşılardan sonra neden ağladığını söylemişti. Ama öğretmenim ben karanlıktan korkuyorum. Sınıfta kalırsam gece bu okulda tek başıma korkarım” dedi. Şok olmuştum. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bu çocuk bana okullarda öğretilen ilke ve yöntemlerden çok daha etkili bir yöntemi hem de kalıcı olarak öğretmişti. Aklıma Mevlana Celaleddin-i Rûmî “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” sözü aklıma geldi. Öğrencinin seviyesine inmenin ne demek olduğunu bu öğrencim bana öğretmişti.

Öğrencimin bu sözü bana her ne olursa olsun, “anlıyor musun” yerine “anlatabiliyor muyum” düşüncesini tercih etmemiz ve kendimizi böyle ifade etmemiz gerçeğini de öğretmişti. Her başarısız iletişimin arkasından yapmamız gerekeni nerede daha iyi bir ifade ve üslup kullansak kendimizi daha iyi anlatabilirdik anlayışına sahip olmuştum.

Öğrencilerimiz hata yaptıklarında  “Yanlış söylüyorsun”, “Doğru değil” ifadelerinden de kaçınmak gerekiyor. Bu noktada “Başka bir açıdan bakalım”, “Bence bu yönü gözden kaçırıyorsun” gibi onu rencide etmeden fikrini geliştirmesi için yardımcı olacak ifadeler kullanılmalı.

Öğretmenlerin,  “Yapamazsın” kelimesini kendilerine yasaklaması gerekir. Bu öğrencilerin hayatını karartabilecek tehlikeli bir kelimedir. Sınıfım çok kalabalık, hep problemli öğrencileri bana vermişler, dezavantajlı bir okulda çalışıyorum gibi olumsuz ifadeler hem öğretmenlerimizin psikolojisini ve performansını olumsuz etkiler hem de çocuklarımızın için olumsuz motivasyon oluşturur.

Hedefleriniz ve amaçlarınız net olsun. Unutulmamalıdır ki eğitim, sonuçlarının hemen yarına alındığı bir süreç değildir. Bu yüzden sabırlı olmak zorundayız. Hatta bu sabır öğrencilerimizin hayata atıldığını görecek kadar uzun sürecektir.

Anlık başarısızlıklar sizleri üzmesin. İyi öğretmen iyimser ve neşeli bir ruh haline sahip olmalıdır. Aşırı ciddi olmayın. Öğrenciler sizin insani tarafınızı görür ve hissederse, bu, güven ve saygının temelini atar. Mizahı kullanmak en sıradan konuyu bile ilginç hale getirebilir. Çocuklarla çocuk olun, onlarla ip atlayın, yakan top oynayın, kör ebe oynayın. Varsın biraz da size çatlak desinler. 

Çocukları sınıfta iken övün ama övgüde aşırıya kaçmayın. Cezayı mümkünse sınıfta arkadaşlarının gözü önünde uygulamayın. Tutarlı olun ki çocuklar her zaman size güvenebilsinler. Her şartta ne olursa olsun yalan söylemeyin.

Aynı sınıf düzeyinde farklı şubeyi okutan öğretmenlerle arada sınıflarınızı değiştirin. O sizin dersinize girsin siz de onun dersine girin. Bu konuyu bir kapris meselesine dönüştürmeyin. Göreceksiniz ki bu size çok şey katacaktır.

Kendi etki alanımız içinde bulunan kısmına odaklanmamız öğrencilere daha faydalı olmamızı sağlayacaktır.

Başarısız olarak gördüğümüz çocukları muhakkak dinleyelim, onları önemseyelim. Çünkü bu dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Temel prensibimiz “tembel öğrenci yoktur, keşfedilmemiş öğrenci vardır” olmalıdır.

İşin Özü: İ Ş İ N İ Z İ    S E V İ N …

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.