Site Rengi

DOLAR
9,5844
EURO
11,1392
ALTIN
556,57
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

Bir Yazar-Bir Kitap (Abdurrahman ARSLAN-Dünyaya Müslümanca Bakmak)

Bir Yazar-Bir Kitap (Abdurrahman ARSLAN-Dünyaya Müslümanca Bakmak)

Kitap Değerlendirmesi:

Modernist insan rasyonel insandır. Yani kendini akla göre tanımladığından dolayı rasyoneldir. Aslında sorun Batı açısından Batıda kalsaydı, belki çok büyük bir problem olmazdı, kendi problemiydi. Fakat Batılı insan, bu insan modelini, mükemmel bir insan modeli olarak bütün insanlığa yaymaya çalıştı ve bunu evrenselleştirdi. Dolayısıyla da insandan anladığı; kendi insan tanımı kavramı içinde bir insandı. Bunun dışında kalan herkes biraz eksik bir insan olarak anlaşıldı ve evrim geçinmesi gereken bir insan tipi olarak düşünüldü.

Evet, çünkü modernitenin özelliği parçalamak ve kategorize etmektir; sonra da her kategoriyi kendi bağımsız bağlamı içinde değerlendirmektir. Müslüman olmak bu tür düşünce biçiminin dışına çıkmak demektir zaten. Şu an Müslümanlar bu parçaların herhangi birinden hareketle hayatını yaşıyor ve parçalanmayı görmüyor. Kendisi kimlik olarak Müslüman fakat amel olarak bu parçalanmışlıktan gelen bir tecrübenin hasılasını ortaya koyuyor. Dolayısıyla yapılması gerekenlerin başında bu parçalanmadan kurtulmak geliyor. Ben faydalı, iyi ve helal bir eylemde bulunacağım ve hem de aynı zamanda da bu iktisadî, siyasî ve sosyal olanı da içerecek.

Zaten bütün bunları birbirinden ayrıştırmadan böyle bir eylem ya da bir amel, hareket ortaya koymak durumundayız. Ama eğer benim öncelikli olarak o parçalanmış kategoriden gelen iktisadî bir hedefim varsa o zaman ben bütün bunları ihmal ederek amel ve eylemimi iktisadî bir eylem olarak görüyorum. Dolayısıyla da farkına varmadan onu ahlaktan ve ilkelerden ayrıştırmış oluyorum. Bugün Müslümanların yaptığı budur. Bu da zaten Batıdaki birey kavramıyla aynıdır.(s.35)

Modernite dünyayı fizik olarak değiştirdi, Ama postmodernite muhteva olarak değiştiriyor. Bu değişim varlıkta ve toplumda devam ediyor. Burada muhafazakâr bir sürece girdik. Mevcut devam edecektir ama muhteva/içerik değişecektir. Bunda da görüntü kültürünün ya da görsel kültürün etken olduğunu düşününüyorum. Toplumların değer dünyalarını ve insanların zihinlerini içerik olarak değiştiriyorlar.(s.56)

‘Emri bilmarufun Müslümanda ve Müslümanların yaşadığı bir toplumdaki tezahürü şu olmakta: İslâm’ın haram kıldıklarının imandan ve toplumdan yani hayattan uzaklaştırılması ve helal kıldıklarının da insanı ve toplumsal hayata yakınlaştırılması.

İslâm’a göre helal ve haram tevhid ve şirk ya da zulüm ve adalet bir arada, yan yana bulunamaz. Bunu Müslüman güzel bir şekilde düzeltemiyorsa: Müslümanı dinamik kılan bir güç olarak tam da bu noktada “tahammül” devreye girer; bu da Müslümanın akidesini tehlikeye düşmekten korur. Postmodernist kültür ve siyaset haram ve helallerin duyarlılığı üzerine kurulmuş Müslüman muhayyileden bunlarla ilgili bir melezleşme ve umursamazlık göstermesini istiyor.

Doğrusu bu kültürü içselleştirdikçe akıllar uyuştuğundan bu gerçekleşmekte; Müslüman muhayyile haram karşısında duyarsızlaşmakta
ve iman en zayıf hali içinde hareket etmektedir.(s.98)

Bugün insanların zihinlerini düzenleyen bir ideolojinin dilini kullanmak, bir zaruret gibi görünse de, esas önemlisi hak etmediğiniz halde sizin bir düşünce adamı olmanıza, bir düşünce adamı olarak kolayca kabul edilmenize yetiyor ve artıyor bile. Zaten bu da fazla bir maharet gerektirmiyor. Hele bizim gibi kendi ilim ve düşünce geleneğinden kopmuş olanların taşıdığı aşağılık kompleksi, bu taklit sürecini daha çok meşrulaştırıyor, maalesef.(s.114)

Başkalarına ait yöntemlerle İslâmî bir bilgi asla üretilemez; bunu kesin bir dille ifade etmemizde fayda var. Müslümanların meselelerini, karşı karşıya kalmış oldukları, bir cihetten dolaylı olarak dayatılan düşünce, tahlil, tartışma ve çözüm bulma tarzlarıyla değil, bunları kendi İslâmî usulleri içinde düşünmeleri, ele almaları, tahlil etmeleri gerekiyor. İslâm “isim koyucu/teşhis edici’ olmalıdır.

Başkalarının isim koyup anlamlandırdıklarına, indirgemeci bir zihinle, İslâm’da bir karşılık aramaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü o zaman da çok farkında olmadan, İslâm’dakini, karşılık aradığımızın anlam dünyasına indirgemekteyiz. Bu yüzden bugün “yorgun bir İslâm’ ile karşı karşıyayız. Yanlış bir düşünme yoludur bu ve sağlıklı düşünmemize başından beri imkân vermemektir.

Modernizm üç şeye ciddî mesafe koymuştur. Üzerinde çok düşünmediğimiz üç unsur. Mesela devletle birey arasında bireyin özgürlüğü anlamında, özgürlüğünü güvence altına almak için modernizm, sivil toplum ve siyasal toplum diye bir ayrım yapar. Bunu yaparken bireyle devlet arasına bir mesafe koyar. Bireyi sivil toplumun içine koyar ve siyasal toplum dediğimiz devleti de ondan ayırır, araya bir mesafe koyar. Sonra bu sivil toplumun içinde özel alan ve kamusal alan diye bir ayrım yapar. Burada da yine toplumla birey arasına bir mesafe koyar. Çünkü toplumun bireyin özgürlüğünü kısıtladığını düşünür; siyasal iktidarın bireyin özgürlük alanını kısıtladığı düşünülür bir de kilisenin bireyin özgürlüğünü kısıtladığını düşünür. Laikliği de bunun için ikame eder.

“Dünyaya Müslümanca Bakmak”, yaşadığımız tarihsel süreçte geçerli olduğu varsayılan entelektüel tartışmalara, bir dizi soru ve cevap ile katkıda bulunuyor. Dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmelerin tek boyutlu ele alınışını radikal bir perspektifle aşındırmayı deneyen yazar, bu kitabında modernlik, liberalizm, muhafazakarlık, İslâmcılık,  dünyevileşme, ahlak, edep, anlam arayışı, İslâm düşüncesi, neoliberalizm, ulus devlet ve daha birçok kavramsal aleti kullanarak hakim entelektüel iktidarların söylemlerini tartışarak ilerliyor. Var olan dünya üzerine alternatif kavramsallaştırmalar yapmak suretiyle münakaşaya giriyor, böylelikle yaşanan krizin çok boyutluluğunu göstermeyi deniyor.
Abdurrahman Arslan, uzun yıllar boyunca kaynak olma görevi üstlenecek bu kitaptaki metinlerinde, günümüz dünyasında hakim olan fikri, siyasi ve sosyal kavramlar üzerinden bir tartışma yürüterek, bizi günümüz dünyasının temelleri hakkında yeniden düşünmeye çağırıyor; üstelik bu düşünme eyleminin sürekli yenilenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

“Dünyaya Müslümanca Bakmak,” dahası bakabilmek için “Yeni Bir Anlam Arayışı” sunuyor. Elbette bu hakikat arayışı öyle kolay olmayacağından “Sabra Davet eden Hakikat” diyor bu arayışa. “Modern Dünyada Müslümanlar” “Nehri Geçerken” Kıbleyi Kaybettiren Dönüşüm” denen değişimden ne kadar uzak kalabileceklerdir. Meraklısının görebileceği üzere; yazarımızın tırnak içine aldığımız kitap isimleri bile başlı başına bir duruşu ifade ediyor. 

Abdurrahman ARSLAN Kimdir?

Sosyolog, yazar. 1947, Van doğumlu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı şehirde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Serbest çalışmaktadır. Ağırlık çalışma alanı sosyal teori, modernlik, devlet, iktidar,, akıl, sekülerizm, postmodernizm ve İslam dünyasındaki dönüşüm süreçleridir.

Abdurrahman Arslan’ın bu konularda yazıları Kitap Dergisi, Bilgi Hikmet, Gelecek, İlim ve Sanat, Köprü, Birikim, Rıhle, Özgün Düşünce, Bilge Adamlar, Nida ve Umran dergilerinde yayımlanmış; bu yazıların önemli bir bölümü kitaplaşmıştır. Halen çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.

ESERLERİ:

Modern Dünyada Müslümanlar (2000),

Yeni Bir Anlam Arayışı (2004),

Sabra Davet Eden Hakikat (2009),

Nehri Geçerken (2010),

Dünyaya Müslümanca Bakmak (2016),

Kıbleyi Değiştiren Dönüşüm (2016).

KAYNAK: Abdurrahman Arslan / Kıbleyi Değiştiren Dönüşüm (2016)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.