Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Avni OZAN

Avni OZAN

Yorulduysan

Bizim ilkokul öğrencisi olduğumuz 1970’li yıllarda fiş cümlelerimizden biri: “UYU UYU YAT UYU.” İdi. Anlayacağınız üzere “U” harfinin tanıtılması ve sesinin kavratılması için verilen bu cümlede ses iyi hissettirilmişti. Bununla beraber yeni bilgiler öğrenen dimağlara bir bilgi verilmiş, bilinçaltına bir şeyler gönderilmişti. Öğretmenliğe başladığımız 1990’lı yıllarda aynı sesi vermede, harfi tanıtmada başka bir cümleden yararlanır olmuştuk: “ UYAN UFUK UYAN.” Görüldüğü üzere birileri uyanmış ve bilinçaltına başka bir mesaj göndermenin daha doğru olduğunu kavramışlar.

Yorulunca, dinlenmek için elbet uyunacaktır. Uyutulmak değil; uyumak, uyuyabilmek büyük bir nimettir. Haksızlık yapan birine söylediğimiz sözlerden, vicdanına seslendiğimiz cümlelerden biridir: “Başını yastığa koyduğunda, rahat uyuyabilecek misin?” Gerçekten rahat uyumak, uyku kalitesi üzerine de, o alanda hizmet veren sektörün çok çalıştığını fark etmek mümkün.

İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif ERSOY, gördüğü ve yaşadıklarıyla, hayatı şiirle ifade eden büyük bir insandır. Hem de şiirleri aruz vezni ile yazılmış ki bu büyük bir bilgi ve emek işidir. Aşağıya bir kısmını aldığımız şiirin bütününde, ters anlaşılan ve tembellik, uyuşukluk şeklinde yorumlanıp istismar olunan “tevekkül” uygulanışıyla alay edilmektedir. İslâm’da, ancak bütün gayretler harcandıktan, en üst çalışmalar gösterildikten sonra Allah’ın takdirine boyun eğmek… Ancak çarenin kalmadığı yerde, Allah’ın çaresini beklemek gibi yüce ve kurtarıcı bir iman temeline dayanan tevekkül, İslâm topluluklarının birçoğunda ve özellikle, çalışmak istemeyen bazı kişilerce yanlış ve kısıtlı yorumlanmıştır… Fatih Camii Kürsüsü’nden Mehmet Akif’i sizinle beraber biraz dinlemek istedik:

“…

“Çalış!” dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun,

Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun!

Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya,

Zavallı dîni çevirdin onunla maskaraya!

…”

Dinimiz çalışmayı, çalışkan olmayı emreder. İnsan, yeryüzünün ve göklerin bütün imkanlarından yararlanma ve kullanma hakkına sahiptir. Kur’an bunu baştan sona kadar teşvik etmektedir. Mesela “Namaz bitince yeryüzüne dağılın ve Allah’ın verdiği rızıktan kazanmaya çalışın” (Cuma 62/10), “De ki çalışın, çalıştığınızı Allah, Resulü ve müminler görecektir” (Tevbe 9/105) gibi burada sayamayacağımız kadar çalışmayı ve güçlü olmayı emreden ayetler açıkça belirtmektedir.

Zor zamanlarda kalbimize ferahlık veren İnşirah Suresi (5-8. Ayetleri)’nde Rabbimiz: “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var. O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul. Ve yalnız Rabbine yönel.” buyurmaktadır.

Her zorluk peşinden bir kolaylık, her külfet bir nimet sunmaktadır. Dağınık olmak gerekmiyor. Bir işi bitirip hemen diğerine başlamak, atıl kalmamak, boş durmamak gerekiyor. Zorluklar insanın değerini ortaya koyar. İyi yetişmemize imkan sağlar. Biraz da esprili bir söylemle bizim memlekette; “Yorulduysan kazmayı bırak, küreği al.” derler.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Hüsamettin Dere dedi ki:

    Evet güzel bir yazı. Adımız ihtiyara çıkmıştı. Biz de yorulduğumuzu düşünerek başka işlere başladık.