Site Rengi

DOLAR
9,5844
EURO
11,1392
ALTIN
556,57
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

Bir Yazar-Bir Kitap (Ahmet Hamdi TANPINAR-Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Ahmet Hamdi TANPINAR Hayatı:

23 Haziran 1901’de İstanbul’da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi’nin oğlu. Baytar Mektebi’ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani’nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden 1923’te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara’daki liselerde öğretmenlik yaptı. Gazi Terbiye Enstitüsü’nde (Gazi Eğitim Enstitüsü) edebiyat dersleri verdi. 1933’ten sonra İstanbul’da Kadıköy Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat tarihi ve estetik dersleri verdi. 1939’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. 1942 ara seçimlerinde CHP’den Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi, üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1946 seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyince bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisinde tekrar derse girmeye başladı. 1949’da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne döndü. Bu görevdeyken 24 Ocak 1962’de İstanbul’da yaşamını yitirdi.

Edebi Kişiliği

Adını ilk kez “Altın Kitap” dergisinde yayınlanan “Musul Akşamları” şiiriyle duyurdu. Dergah, Milli Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile dergilerinde şiirleri yayınlandı. Hece vezniyle yazdığı bu ilk şiirler, imge zenginliklikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çeker.

Şiir zevkinin oluşumunda özellikle Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in etkisinden özellikle söz etmektedir. Şiir dışında roman, öykü, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi türlerde de eser vermiştir. Şairliğinin yanı sıra usta bir romancı, edebiyat araştırmalarında referans kabul edilen bir araştırmacıdır. Yahya Kemal’i taklit endişesiyle şiire karşı hep mesafeli bir duruş sergilemiştir. Fransız sembolizmini derinlemesine incelemiştir. Rüya, zaman ve bilinçaltı onun şiirlerindeki ana izleklerdir. İlk şiirlerinde hece ölçüsü daha sonra ise serbest ölçüye yönelmiştir.

Edebiyat Fakültesi’nde öğrencisi olduğu Yahya Kemal Beyatlı’dan çok etkilendi. Ama ilk eserlerinde Yahya Kemal’den çok Ahmet Haşim izleri görülür. Haşim gibi o da küçük yaşta kaybettiği annesinin yokluğundan duyduğu acıyı ve kendisini avutacak bir sevginin özlemini dile getirir. İçe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışır.

Edebiyatın birçok dalında eser veren sanatçılarımızdandır. Hemen tüm eserlerinde, zaman üzerinde durur. Romanda özel bir basan gösteren sanatçı Batı’daki gelişmeleri yakından izlemiştir. Romanlarında Doğu ve Batı kültürlerinin kaynaştığı görülür. Bu kaynaşma hem histe hem fikirde hem de sanatlarda kendini gösterir.

Tanpınar’ın düşünce ve hayalle başkalaşan gözlemlerinin dolaştığı İstanbul sokakları, camileri, çarşıları, harabeleri özellikle mütareke yıllarının sıkıntıları, maddi, manevi yıkımları içinde geçmiş olan gençlik çağı, romanını zevkli kılan sebepler arasındadır.

“Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında Cumhuriyet döneminde değişen insanın iç buhranlarına değinir. Bu bunalımları anlatırken, yazarın o dönemde Avrupa’da yaygın bir akım olan Egsiztansiyalizm akımından etkilendiği görülür.

Değişik yazarlarla ilgili biyografiler, mektuplar da bırakan Tanpınar döneminin yeri doldurulamaz bir sanatçısıdır.

Bugün edebiyat alanında onun yetiştirdiği birçok öğrenci vardır.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserleri

Şiir:

  • Bütün Şiirleri (1976-1981)

Roman:

  • Mahur Beste (tefrika 1944 – basım 1975)
  • Huzur (1949-1983)
  • Sahnenin Dışındakiler (tefrika 1950- basım 1973)
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1961-1977)
  • Ay’daki Kadın (ölümünden sonra 1987)

Öykü:

  • Abdullah Efendi’nin Rüyaları (1943-1983)
  • Yaz Yağmuru (1955-1983)
  • Hikayeler (Kitaplaşmayan iki hikayesiyle birlikte tüm öyküleri, 1983)

Deneme:

  • Beş Şehir (1946-2001)
  • Yaşadığım Gibi (1970-1977)

Araştırma-İnceleme:

  • Tevfik Fikret (1937-1944)
  • Namık Kemal (1942)
  • Edebiyat Üzerine Makaleler (1969-1977)
  • Yahya Kemal (1940-1982)
  • 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (Ancak birinci cildini tamamlayabildi,1942-1985)
Kitap Tanıtımı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü:

Yabancılaşan toplumda kendi konumunu sorgulayan İrdal, ailesi dahil herkesin farklılaşan davranışlarının ve başkalaşan arzularının arasında kalmıştır. Kafası karışan İrdal, toplumun geçirdiği keskin dönüşüme ayak uydurmakta zorlanmaktadır. O ne kadar zorlansa da tüm çevresi bu trene binmiştir bir kere. O da daha fazla kendini bu ivmelenmeden sakınamaz ve istemsizce akıntıya kapılır. Onun yaşadıklarını, alaycı, mizahi ve kimi yerde karikatürize bir dille anlatan Tanpınar, Türk Edebiyatı’ndan az görülen grotesk (grotesk tiyatrodan gelen anlatım tekniğinde trajik bir olay komedi ve hiciv unsurları üzerinden işlenir) anlatımı tercih eder. Şiirlerinde bulunan melankolik ve simgesel hava ile oldukça zıt olan grotesk dil, Tanpınar’ın doğal yazım yeteneğinin ispatıdır.

Fakat yazarın burada, “zaman”a bakış tarzı, diğer eserlerinden tamamıyla farklıdır. Tabir caizse, bu romanda “zaman”ın karikatürü yapılmış, çarpık aynalardaki acayip akisleri tasvir olunmuştur. Bergson’un felsefesinde olduğu gibi “zaman”ı bir akış, bir süre telâkki eden Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde, bu sürenin içinde bir ada gibi donmuş kalmış, veya onun dışına çıkmak için delice çırpınan insanları ve çevreleri canlandırmaya çalışıyor.

Bu donmuş veya parçalanan bir saat gibi çığırından çıkmış olan zamanın esas kahramanı, Türk cemiyetidir. Yazarın asıl gayesi, Türk cemiyetinin son elli yıl zarfında, nasıl donmuş bir hayat şekli ile onu gülünç şekilde aşmak isteyişi­ni anlatmaktır. 

Biz okurlar, Hayri İrdal’ın başından geçenleri okurken kendimizi yer yer “Bu kadar da olmaz ki canım?” derken buluruz. Ama bu hissiyatımız kalıcı olmaz. Tanpınar’ın bu gibi yerlerde hikâyenin dizginlerini eline alıp okuyucuya nefes alacak aralığı verdiğini fark ederiz. Uyku ile uyanıklık, rüya ile gerçek arasındaki ince çizgide tam da Tanpınar’ın istediği şekilde gidip geliriz. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, geçtiği dönemi en ince ayrıntısına kadar bizlere yansıtır. Kendimizi yüz yıl öncesini anlatan bir filmin içinde gibi hissederiz.

Tanpınar’ın psikanalize duyduğu ilginin yansımaları kitapta genişçe yer bulur. Sigmund Freud‘dan etkilendiğini bildiğimiz Tanpınar, Hayri İrdal’ın düşünceleri ve diğer karakterlerin konuşmaları üzerinden psikanalitik değerlendirmelerde bulunur. Bunu yaparken hikâye akışını bozmamaya özen gösterir. Romanın sürükleyiciliği sekteye uğramaz. Belki de Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün başarısı da burada yatar. Tanpınar, bizi düş ile gerçek arasında zamanını dahi kestiremediğimiz bir yolculuğa çıkarır ve bunu yaparken birbirinden farklı noktalara parmak basar ama okuyucunun ilgisini daima elinde tutar.

Kimilerine kitabı okumayı bitirmeden elinden bıraktıracak kadar sıkıntı yaratabilecek bu noktaları göz ardı etmiyorum. Buna rağmen, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, her kitapseverin mutlaka eserlerini okuması gereken Tanpınar’ın Türk Edebiyatı için ne kadar eşsiz bir değer olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Cumhuriyet dönemi yaşanan toplumsal değişime tuttuğu ışık ile de özeldir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.