Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Biz torpile karşıyız ama

Kendi memleketimin o zaman ki ilçe Milli Eğitim Müdürü beni cep telefonumdan aradı.

-Sayın Başkanım, ilçemizdeki ortaöğretim kurumlarında “Kariyer Günleri” programı planlaması yaptık. Sizler de bu programa katkı sağlarsanız bizleri memnun etmiş olursunuz, dedi.

İlkokulu, ortaokulu ve liseyi okuduğum ilçeme yön verecek gençlerle birlikte olmak işin doğrusu hoşuma gitmişti. Dolayısıyla bu teklife de sıcak bakmıştım.

-Tabi ki olur Sayın Müdürüm, dedim. Bundan büyük memnuniyet duyacağımı da söylemeyi ihmal etmedim. Heyecandan olsa gerek programın içeriğini dahi sormayı unuttum. Ama kariyer günleri programlarındaki format aşağı yukarı belliydi. Ufak çapta bir hazırlık yapmam yeterli olacaktır diye düşündüm.

O gün için birim amirime de yıllık iznimden iki gün izin kullanacağımı söyleyerek iznimi aldım. Gitmişken büyüklerimi de ziyaret edip onların duasını almayı da ihmal etmeyecektim. Öyle de yaptım.

Memleketime gittiğimde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünü ziyaret ettim. Daha önce burada görev yaptığım için buradaki mesai arkadaşlarımı görmüş olmaktan mutluluk duymuştum. Çay içmeyi bahane ederek onlarla hasbihal etmek gerçekten güzeldi. Zaten ne zaman onları ziyarete gitsem elhamdülillah hep güler yüzle karşılarlar. Bu bir amir için en büyük ödüldür. Bunun tersini de görmek mümkündür. O zaman da birlikte çalıştıkları amirleri ile karşılaşmamak adına kapı arkalarına saklanırlar. Bu anlamda hep hal hatır sormak, onların bir çaylarını içmekten hep memnuniyet duymuşumdur.

Bu arkadaşlarla muhabbetten sonra Müdür beyle birlikte programın yapılacağı Fen Lisesi’ne geçtik. Programın yapılacağı salona geldiğimizde tamamen dolu görmek ve içerideki gençlerin cıvıl cıvıl olması beni heyecanlandırmıştı. Onlardaki heyecanın yıllar geçmiş olmasına rağmen unutmuş değilim. İşin doğrusu ülkem adına ümitlendiğim anlardan biridir.

Mikrofonu elime aldığımda daha çok heyecanlandığımı fark ettim. Oysa mikrofana alışık birisiydim. Ama bu heyecan çok farklıydı. Başladım kendimi anlatmaya. İlçemin dezavantajlı bir mahallesinde yaşadığımdan, yine dezavantajlı bir okul olmasına rağmen burada 8 yıl çalıştığımdan bahsettim. Üniversite yıllarım dahi babamın kahve ocağında çalıştığımdan bahsettim. Bunları anlatmaktan kastım; “Ne kadar zor şartlar altında yaşarsanız yaşayın, her zaman başaracaksınızdır ve bu tamamen size bağlıdır” mesajını vermek istiyordum. Etkili de oldu diye düşünüyorum.

Konuşmam sırasında kullandığım bir cümle birkaç öğrencinin dikkatini çekmiş.

“Herkes torpile karşıdır, ama herkes torpil peşindedir”

O an çok da dikkat etmediğim bir cümle idi. Konuşmanın sonunda soru soran öğrencilerden birisi böyle bir cümle kurduğumu ve bunun nasıl olacağını sorduğumda söylediğim cümleye dikkat kesildim.

“Herkes torpile karşıdır, ama herkes torpil peşindedir”. Klişe bir cümle değil. Belki de bir fotoğraf çekimiydi bu cümle.

Gerçekten de öyle yapmıyor muyuz? Kurallar işlesin ama bana işlemesin. Talep edenlere “Mevzuat açısından bu yapılamaz denildiğinde, bir yolu muhakkak vardır” denilmiyor mu? Hastane kuyruğunda aradan sıvışarak, sırada bekleyenleri umursamadan muayene odasının kapısı açıldığında içeri doğru fırlayanlar sanki biz değiliz. Kan tahlilini, MR çekimlerini daha önceye nasıl alırız sorusuyla meşgul olmuyor muyuz? Meşgul olmadan öte bunun için araya birilerini sokma derdinde değil miyiz?

Çocuğumuzun mülakatında tanıdık arıyoruz, birilerini araya sokuyoruz ama torpile karşıyız. Çocuğumuzun tayini çıkıyor ama daha iyi bir yer olsun diye çalmadık kapı bırakmıyoruz.  Ama torpile karşıyız.

Zorunlu atamaya tabiyiz. Çalışma süremiz dolunca tayinimiz çıkıyor ama görevlendirme yapmak için sosyal medyada paylaşımlar yaparak mağdur edebiyatları yapıyoruz ama torpile karşıyız.

Kamera yoksa kırmızı ışıkta geçiyoruz cezayı yediğimiz zaman tanıdık birisini bulabilir miyiz? Kaygısını yaşıyoruz ama torpile karşıyız.

Online sınavda kameranın görüş açısının dışındakilerden yardımlar alıyoruz, Whatsapp’tan kopya çekiyoruz, ama torpile karşıyız.

Hakkımız olmadığı halde çakarları yakıp kendimizi özel hissetmeye çalışıyoruz, makamda çalışınca her şey bedava ayağımıza gelsin istiyoruz ama torpile karşıyız.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Evet, torpile karşıyız ama bireysel anlamda kim torpil yapıyor? Devlet dediğimiz; sen, ben, siz değil miyiz? Hangi mevzuatta torpil yapabilirsiniz diyor? Kabul etmemiz gerekir ki ben bunu yapamam, başkasının hakkını yiyemem diyecek, memurlara, yöneticilere, arkadaşlara, dostlara ihtiyacımız var. Bunun ötesi var mı?

Torpil meselesi bir sarmal gibi. Ya da tavuk mu yumurtadan olur, yumurta mı tavuktan olur meselesi gibi. Torpili biz mi istiyoruz yoksa torpil olmadan olmuyor mu? Torpil siteminin devamını bilerek ya da bilmeden biz mi devam ettiriyoruz?

Ya da Aziz Kemal Nafi’nin dediği gibi “Meğer ne fakir ruhumuz, ne çok bastırılmış duygumuz varmış da, ortaya çıkacağı zamanı bekliyormuş. Olmadı efendiler, bizim kumaşın kalitesi düşük çıktı.”

Ne dersiniz?

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

  1. Ebubekir zorlu dedi ki:

    Torpil mi o da ne olaki.

  2. Fazlı ZORLU dedi ki:

    Hayatı doğallığıyla yaşamak en güzeli. Bireyselleşmenin sıkıntılarından birini işlediğiniz için teşekkürler.

  3. abaki dedi ki:

    Torpil sarmalinin güzel ifadesi olmuş yazı. Kaleminize sağlık. Bence sistemin kökten çözümü tam e-devlet yapısıdır. Yani Herşeyin kayıt altına alındığı, sisteme müdahale edilmesi kişiye korku verecek bir sistem kurgusu… örnek: mülakat gerekli ise; farklı görüşteki kişilerden oluşur, kişinin komisyonu sınav günü belirlenir, sınav kayıt altına alınır, kişi itirazı durumunda mülakat tekrar izlenebilir vs. Yani insanlar yan yoldan giremeyeceği sistem kurgusunu yapmak lazım. Bizde bilerek yan yol açılıyor. Haliyle sapan da çok oluyor.

  4. METİN ILGAZ dedi ki:

    Adı üstünde Torpil diğer bir ismi adı da bir yeri parçalamak dağıtmak için kullanılan bir maddedir.Yine torpille yapılan işlerimizdeyse yapamayan ulaşamayan insanların gönüllerini parçalıyoruz….(Şapkalı dayı ile gelenler bir başka Şapkalı dayı ile gider….) Eline ,gönlüne sağlık versin…

  5. Gülay Başak dedi ki:

    Bir yanda; torpil istemediği için ‘başarılı olmasına rağmen’ hayallerine, veda eden, mağdur olan ve kaybolup giden bir çok cevherler.
    Diğer yanda; başarılı olup olmamasını hiç gözetmeden, hakkım değildir demeden, hiç çalışıp çabalamadan istediği yere gelen ama vicdanını, insanlığını ve gerçek değerlerinin yerini çoktan değiştirmiş insanlar.
    Dünyada her şey için; uygarlık için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir; fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak dikkatsizliktir, bilgisizliktir, yanlışlıktır. Diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleri rehberken şimdiler de en hakiki mürşit torpil anlayışı yerini alıyor ne acı.
    Güzel yazı, güzel bir özet emeğinize sağlık.. Syg.

  6. Yılmaz karaalp dedi ki:

    Maalesef kendi nefsimi en başa yazarak ifade etmek isterim ki kumaş kalitemiz çok zayıf. Bu sebebten dikişi en sağlam ipten de atsak kumaş dikiş tutmuyor. Hayatımızın yegane kaygısı evvel kendimizden başlamak suretiyle kumaş kalitemizi artırmak olmalı. Ama bizler başkalarının kumaşına bakmaktan kendi benliğimize yönelemedik bile. Aslında işe kendinden başlamamak bile kalitemizin ya da kalitesizligimizin tezahürü. Önce insan kalitesi, sonrası zaten kendiliğinden düzelecektir. Selamlar…

  7. Mustafa dedi ki:

    Tebrik ederim değerli başkanım ,emeğine sağlık.

  8. Cafer karaaytu dedi ki:

    Bunu okuduktan sonra şöyle bir soru veya manzara düşündüm ilahi adalet şuan insanlarin hayatinda torpille elde ettikleri herşei alıp ortadan kaldirsa acaba nasıl bir tablo ortaya çıkardı? Merak bebinkisi

  9. Burhan erarslan dedi ki:

    Malesef hep kısa yol ve sonunda ödül. Kisa yol ve köşeyi dön. Bir ver üç al. Az para cok köfte. Emek olmasın ama yemek bol olsun……Bizim inancımızda ve orfumuzde yeri olmayan anlayışlar. Toplumların zihniyet inkişafi her daim fen ve diğer beşeri ilimlerin önünde olmalı. Hakkıni arayan ama hakketmedigini kabul etmeyen bir insanlık özlemiyle.. kalemine sağlık Fatih hocam.

  10. Haydar Özcagsak dedi ki:

    Ayricalik, torpil herkesin ortak derdidir bence. Özellikli alt kesimin, tanidigi olmayanlarin. O yuzden buna care bulunamaz. Çunkü kisiler yukari ciktikca sistem onlara calisir, cark onlara dönmeye baslar. Hiç kimsede orda iken sistemi degistirmeye ugrasmaz. Izmir Asker hastanesinde calisirken, çocugum aşi olacagi zaman, ince uclu igne istemistim hemsire arkadasimdan oda bana” hayatınin hatasini yaparsın. Hayati boyunca senden bunu bekler, kendi olamaz ”demisti. Kesinlikle doğru söyluyordu. Biz herzaman onlarla beraber olmayacagiz.
    Burada torpilin devlet tarafindan belli kesimlere uygulanmasi en alcakca olanidir. Onuda fetöde görduk.

  11. Bekir TOKGÖZ dedi ki:

    Torpilin her türlüsü gayri insani bir davranıştır. Ancak torpilin ayyuka çıktığı yerlerde hakkını gasbettirmeme arayışlarını gözardı etmemek lazım. Yok sa atı alan Üsküdarı geçiyor. Sonra eşeği Niğdeye sürmekten başka yol kalmıyor.

  12. Ahmet KALINSAZLIOĞLU dedi ki:

    Yaşadığımız siyiyasi, sosyal, kültürel gelişmeler bazı güzel şeyler getirirken, birçok güzelliklerimizi de elimizden alıyor.
    Birçok değerlerimiz erozyona uğruyor.
    Refah seviyesinin yükselmesi ne getirdi ne götürdü?
    Bireyselleşiyormuyuz, bencilleşiyormuyuz?
    Özgürleşiyormuyuz,sorumsuzlaşıyormuyuz?
    Referans olmadan nasıl kadro kuracaksın?
    Kurdun nasıl muktedir olacaksın?
    Referans olmadan sızıntının önüne nasıl geçilir?
    Referans olunca gelişen torpil ve şaibesinden nasıl kutulacaksın?
    Denge?!.. Zor.
    Beraberinde oluşacak,sosyal, ahlâki , vijdani, hukuki sorunlar…
    Bin katırlamı, bin satırlamı ölmek arzularsın?
    Kıskaçtayız..
    Allah yöneticilerimize sabır, kararlılık, sebat, cesaret, hidayet, hikmet, adalet, merhamet, hizmet aşkı,
    halkımıza ise, basiret, sabır, feragat, hoşgörü, adalet, muhakeme, iyi niyet vermesini diliyorum.