Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Dostlar alışverişte görmesin

Halk arasında çok sık kullanılan “Dostlar alışverişte görsün” deyimi, iş yapıyor gibi görünmek ve aslında iş yapmamak anlamında kullanılır. Dostlar alışverişte görsün deyiminde “mış” gibi, “miş” gibi bir durum var. İşin içinde kandırmaca da var diyebiliriz.

Ülkemizde bu söz, genellikle çok iş yapıyormuş gibi yaygara yapıp aslında hiçbir iş yapmayan kişiler için de söylenir. Son yıllarda dostlar, bizi alışverişte çok görür oldu. Elbette ki sağlıklı bir durum değil.

Reklam kokan ama sonuçta hiçbir getirisi olmayan çalışmalar olduğu herkes tarafından bilinse de dostların kendilerini görmesinden herkes memnun. Yani alışverişe devam. Çünkü herkes bu alışverişten memnun.(!)

Millet olarak gösterişi ve ön planda olmayı çok severiz. Ne de olsa reklamlar, algıyı yönetme de çok etkili. Kapitalist düşüncede “algı her şeydir” mantığı da önemli olduğuna göre bu fırsatı (!) değerlendirmek gerekir.

Yaptığımız her işin başlangıcında en ince detayına kadar planlama yaparız ve açılışlarımız da mükemmel olur. En üst yöneticiler çağırılır. Onların katkıları istenir. İmkânlar ölçüsünde yerelde ya da ülke genelinde tanıtımlar yapılır. Ya sonrası?

Bu memlekette hayata dair bir şeyleri özetlemek istesek bunlardan birisi de “yapıyor ….muş ” gibi görünmek faaliyeti. İşe başlarken havalı şaşalı renkli bir süreç; daha sonra biraz yorgun, biraz bıkkın, biraz nazlı devam eden dostlar alışverişte görsün pozları. Ya sonuç; aman boş ver ne yapalım elimizden geleni yaptık benim elimden bu geliyor gerisi beni ilgilendirmez anlayışı. Oysa sonuç almak için başlıyorsun ortada hiç bir şey yok. Hiç başlamasaydı daha mi iyi olurdu. En azından emek zaman ve maddi kayıp olmazdı atıl kalıp çürümezdi belki diyemeden geçemiyoruz.

Ya sonrası çok takip edilmez. Ülkemizin en büyük eksikliklerinden bir tanesi izleme ve değerlendirme çalışmalarının yapılmaması ya da çok az yapılmasıdır. Zaten niyet, dostlar alış verişte görmekse izleme ve değerlendirmeye gerek de yoktur. Sonuçlar çok da önemli değildir. Zaten sonucunu sorgulayan anlayışımız da henüz olgunlaşmamıştır. Hesap sorabilirlik ve hesap verebilirlik kabiliyetimizi geliştirmediğimiz sürece de dostları alışverişte görmeye devam edeceğiz.

Çok basit bir örnek üzerinden güzel ülkemin her biriminde yaşanan dostlar alış verişte görsün alışkanlığını açıklamak isterim.

1980 yılında ortaokula başladım. Ortaokula başladığım ilk yıldan liseyi bitirdiğim yıla kadar her yıl genelde Mart ayında okul olarak bize gösterilen alana ağaç dikmek üzere götürülürdük. Kimi öğrencinin ellerinde kürekler, kimi öğrencilerin ellerinde kazmalarla fidan dikilecek yerde hazır olurduk. Görevli memurlar traktör kasalarında getirdikleri çam fidanlarını bizlere dağıtırlardı.

Çamların dikim işine başlamadan önce Kaymakam, tarım ile ilgili görevliler ve öğrencilerin okuduğu şiirlerle günün anlam ve önemine dair farkındalık etkinlikleri yapılırdı. Tabi resmi yazı ile katılımların istenmesinden dolayı katılımcı sayısı oldukça fazla olurdu. Ortaokul ve lise dahil okuduğum altı yıl boyunca her yıl bu etkinlikler yapılmıştır. Ve bildiğim kadar ile bu etkinlikler aksamadan devam etmektedir.

Şu ana kadar anlattıklarım aslında olması gerekenler. Şahsımın ilk ağaç dikmeye başladığı o yıldan bu yıla 40 yılı geçmiş. Memleketime her gittiğimde ağaç diktiğimiz alana gitmeye çalışırım. Geçen bu 40 yılda dikilen on binlerce fidanın şimdiye kadar ormana dönüşmesi lazımdı değil mi? Maalesef öyle değil.

40 yılın ardından o alanda kalan paslanmış tabela. (FALANCA Kurum Hatıra Ormanı). Olması gereken ağaçlar kırk yıldır orada yok. Bırakın orada orman olmasını diktiğimiz fidanların yerinde yeller esiyor. Onca yıl, onca emek, onca masraf bunların her biri israf olarak değerlendirmek gerekmiyor mu?

Bu örnekten anlaşılacağı üzere büyük bir heyecanla başlattığımız her çalışmanın sürecini takip etmiyoruz. Sonrası için yapılması gerekenleri yapmıyoruz? Uygulamaya koyduğumuz proje/programlarda başladığımızda nerede idik? Çalışmalar sonucunda nereye geldik? Sorusu zihinlerimizi pek meşgul etmiyor. Süreç içerisinde neler yapıldı ya da yapılmadı gibi değerlendirmeler yapmıyoruz.

Bu örnekten yola çıktığımızda birçok alanda benzer durumla karşı karşıya kaldığımızı maalesef görebiliriz. Büyük harcamalar yaparak tanıttığımız projelerin, büyük katılım sağlayarak farkındalık oluşturmaya çalıştığımız faaliyetlerin sonucuna bakma zamanımız geldi de geçiyor.  Maalesef dilimize de yerleşmiş olan “Türk gibi başlayıp….. bitirmek” sözünü yalanlamanın zamanı çoktan geçti diye düşünüyorum.

Türk gibi başlayıp bize yakışan sonucunu alacak şekilde tamamlamamız gerekiyor. İzlemesini ve değerlendirmesini yapmadığımız her proje/program israf olmaktadır. Bu israf sadece program /projelerin israfı ile de bitmemektedir. İnsan kaynağı, emeğin yanında mali olarak da israf olmaktadır.

Yazımızı Nasreddin Hoca’nın güzel ironi kokan fıkrası ile tamamlayalım. Nasreddin Hoca bir zamanlar yumurtacı esnaflığına soyunmuş. Ne var ki, on para saydığı yumurtayı dokuz paraya satıyormuş.

Bakmışlar, Hoca iflas edecek.
– Ne yapıyorsun Hocam, demişler, bu külliyen zarar; on paraya alıp dokuz paraya satıyorsun. Bu nasıl alışveriş?

Hoca:
– Dostlar, ben yaptığımı biliyorum; dostlar alışverişte görsün.

Ne dersiniz artık dostlar alışverişte görmeye devam etsin mi?

 

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

  1. Celal ATİK dedi ki:

    Kaleminde mürekkep eksik olmasın.
    Kal sağlıcakla…

  2. Burhan erarslan dedi ki:

    Bu memlekette hayata dair bir şeyleri özetlemek istesek bunlardan biride “yapiyor ….muş ” gibi görünmek faaliyeti. İşe başlarken havalı şaşalı renkli, surec; biraz yorgun biraz bıkkın biraz nazlı, ya sonuç; aman boş ver ne yapalım elimizden geleni yaptık benim elimden bu geliyor gerisi beni ilgilendirmez….oysa sonuç almak için başlıyorsun ortada hiç bir şey yok. Hiç başlamasaydı daha mi iyi olurdu. En azından emek zaman ve maddi kayıp olmazdı atıl kalıp çürümezdi belki…

  3. Mahmut Tökel dedi ki:

    Çok güzel bir anlatım olmuş. Konu da ironi de yerinde. Zevkle okudum. Teşekkür ederim.

  4. İbrahim TAHMAZ dedi ki:

    Tebrik ederim.Durmak yok yazmaya devam…

  5. Fazlı ZORLU dedi ki:

    Gösteriş yapılan işin bereketi olmaz. Çok güzel ifade etmişsiniz. Teşekkürler.

  6. Mustafa Vural dedi ki:

    Yumurtlamadan gidaklamak moda yumurtlayanlar da gidaklamayi beceremiyor meydan onlara kalıyor

  7. Süleyman KELEŞOĞLU dedi ki:

    Kıymetli Başkanım yazını okudum tam da İzleme ve Değerlendirme daire başkanının yaşadığı tecrübelerini insanların ve kurumların kuruluşların neden izlenip ve neden değerlendirme yapmanın içeriğini çok güzel iki örnekle anlatmışsın tebrik ediyor başarılı yazılarının devamını diliyorum. Okuyucuya anlayacağı dilden anlatımınızdan dolayı teşekkür ediyor insanların kıssadan hisse almasını sağlamış olursunuz umarım.

  8. Bekir TOKGÖZ dedi ki:

    Ama pragmatist olmak görüngü aleminde kazançlıdır. Tribün kendine oynayanı es geçmez. Onu yüceltir. Maçı kaybetme pahasına

  9. Yılmaz Adan dedi ki:

    Dostlar internette görsün

  10. METİN ILGAZ dedi ki:

    Gerçek ve samimi olmayan dostlardan yapılan işlerle ancak başkanım paslanmış tabeladan başka bir şeyin kalmaması normal mevlâm sizler gibi (samimi dostları iş başında görelim)

  11. Abdullah Yüksel dedi ki:

    O kadar alışmışız ki dostları alışverişte görmeye… Artık bize normal geliyor. Emeğinize sağlık hocam.