Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Okumak, medeni-arif olmak ilişkisi

Her kesimin büyük beğenisini kazanmış ve her kesim tarafından ölümü üzüntüyle karşılanan Doğan Cüceloğlu’ndan bir alıntı yaparak yazıma başlamak istiyorum.

“Ben Amerika’da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika’da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.

Türkiye’ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye’de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.

Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı…. Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım.”

Cüceloğlu, cümleyi tekrar okumaya fırsat vermeyecek kadar oldukça net ve herkesin anlayabileceği kadar sade bir şekilde bize mesaj veriyor. Bir eğitimci olarak üzerime almam gereken mesajı almaya gayret ediyor öncelikle kendimi hesaba çekiyorum. Nerede hata yapıyoruz? Okumak da gayemiz nedir? Ve bu gidiş nereye?

En büyüğümüzden en küçüğümüze kadar beynimize nasıl işlenmişse, neden okuyorsun sorusuna hep bir meslek sahibi olmak cevabını vermişizdir. Neden okuyorsun? Öğretmen olmak için, doktor olmak için, subay olmak için, mühendis olmak için…

Ya sonrası? Bu soruyu hiç sormadık. Benim oğlum doktor olacak, benim kızım mühendis olacak diyerek çocuklarımıza bir nevi gaz verdik. Oldular da… Onlarla gurur duyduk. Benim oğlum öğretmen, benim kızım avukat diyerek göğsümüzü şişirmedik mi? Bunu her yerlerde anlatmadık mı? Hatta çocuklarımızı evlendirirken damat/gelin adaylarının önce mesleklerini sormadık mı?

Okumayı çağdaşlaşmanın, medeniyetin bir kriteri olarak gördük. Medeniyet tanımını yükseköğrenim görmekle bir tuttuk. Medeniyet kelimesini kısırlaştırdık. Okumayan medeni değil demek istedik. Bu defa da bizleri büyüten ve okumamız için her türlü imkanı seferber eden ana babalarımızı medeniyetsiz olarak tanımlamış olmadık mı? Onlar cahildi. Tekonoljiyi bilmiyorlarsa cahildi, sizi anlamıyorsa onlar cahildi. Medeni olma tanımımız içerisinde onları çoktan cahil sınıfına yerleştirmiştik bile. Saygı ve sevgi deposu olmasını, Arifliğini, alınterini görmezden geldik. Çünkü bunlar bizim medeniyet tanımımız içerisinde olmayan kriterlerdi.

Oysa halden anlamak, yorumlamak, bilinmeyenin arkasındakini görebilmek çok farklı şeydir. Bunun yükseköğrenimle hemen hemen hiç ilgisi yoktur.

Okumuşsan tamam ama okumamışsan tüh kaka…

Buradan şu çıkmasın. Yükseköğretim görenler medeniyet sahibi değil. Hayır. Medeni olmanın belki de sadece bir kriterini yerine getirdik. Kravatlı çok hırsız gördük ama hırsızlık yapan bir çoban neredeyse hiç görmedik. O zaman tanımımızda eksiklik var demektir. Yine Doğan Cüceloğlu ile devam edelim.

Ne diyordu: “İyi anne ve baba olmak için önce iyi insan olmak gerekir.  Mükemmel değil, iyi insan yetiştirmeyi hedefleyin.” Oysa biz çocuklarımızın hep en iyisi olması için çabaladık. Sınıfının en iyisi, arkadaşlarının en iyisi…. Çocuklarımız, en iyi okulları kazandılar , en iyi profesör oldu, en iyi doktor oldu, en iyi öğretmen oldu ama ama iyi insan olabildiler mi? sorusunun cevabını sizlerin takdirine bırakıyorum.

İyi insan. İyi insan olmak için sadece okumak yeterli olmuyor. Yokluk içerisinde bizleri okutan ama okuma yazma dahi bilmeyen ana babalarımızı nereye koyacağız. Her gün bizler için dua eden, üzüldüğümüzde bizden daha çok üzülen sözde okumamış o insanları nereye koyacağız? Ya da en iyi üniversitelerde okumuş ama ülkesine ihanet eden, nereden koparırsam kar ederim anlayışı içerisinde olan, daha çok, daha çok nasıl kazanırım diyen, ben kazanayım da başkasına ne olursa olsun anlayışından olanları nereye koyacağız?

Yurt dışında gezmediği ülke bırakmayan, yaşadığı yerde komşusunu tanımayan, israftan bihaber, iyiliğin ve yardımseverliğin anlamını dahi bilmeyen gençlerimizi nereye koyacağız?

Okumuş ama cani insanlar yetiştirmedik mi? Eşine şiddet uygulayan erkekler için yapılan bir çalışmanın sonucu, okumuşluk düzeyi yükseldikçe eşine uyguladığı şiddet oranı artan bir nesli biz yetiştirmedik mi? Yine aynı şekilde Üniversite akademik alım ilanlarında da alınması istenen kişiyi tarif eden ilanlarla koyan koca koca akademik ünvanlıları nereye koyacağız?

Ya da okula bile gidemeyen ama 400 den fazla plak ve kaset üreten; “Zenginlik korkulacak bir şeydir. Bir insan ömrü yetmez alın teriyle kazanıp da zengin olmaya. Ben bu yüzden zenginlikten korkarım” diyen Neşet ERTAŞ’ı nereye koyacağız?

Sevgiyi, muhabbeti aşktan ibaret gören daha sonra da bir kullanımlık mendil gibi kullanıp atan bu okumuş gençliği nereye koyacağız? Bunlara mı medeni diyeceğiz yoksa alın teri ile çalışıp çocuğunun rızkını helal yoldan kazanmaya çalışan köylü Mehmet amcaya mı?

Doğan Cüceloğlu’nun belki vurgulamak istediği konunun temelinde, iyi insan yetiştirme noktasında eğitim alanında farklı uygulamalara geçmek gerektiğidir. Oldukça zeki olan ve büyük bir potansiyele sahip olduğumuz bu gençleri alanında en iyisi olarak yetiştirirken “iyi insan” olarak da yetiştirmek zorundayız. Alanında en iyi olan ancak bu iyi durumunu ülkesi için, yaşadığı toplumu için ve hatta ailesi için kullanmayan bireylere ihtiyacımız yok.

Alanında iyi, zeki öğrenciler yetiştiriyoruz ama iyi insan yetiştiremiyoruz. Bir tarafımız hep eksik kalıyor, tek kanatlı uçaklar gibiyiz. Tek kanatlı olunca da ne uçabiliyoruz ne de uçak gibi uçmaktan vazgeçiyoruz.

Alanında iyi olmanın ötesinde iyi insan yetiştirmek ümidiyle…

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

  1. Ziya Ökçe dedi ki:

    Maşallah üstadım,
    Dokunduğunuz bamteli ve yaşadığımız bu kahtu-r rical dönemi hayra tebdil edilmesi temennisiyle Rabbim ilminizi ve irfanızı artırsın.

  2. Mustafa dedi ki:

    Emeğine sağlık başkanım 👏👏

  3. Ercan Kuşcu dedi ki:

    Teşekkürler Müdürüm, şu sıralar okuduğum en iyi yazı kalbinize sağlık…

    1. Abdullah Yüksel dedi ki:

      Yüreğinize sağlık Fatih Hocam…

  4. Battal Akman dedi ki:

    Kalemine sağlık başkanım.Ilk görev yerimdeki köyümü ve köylülerini hayırla anmama vesile oldunuz. Allah razı olsun

  5. Mahmut Tökel dedi ki:

    Fikrinize, gönlünüze sağlık. Öncelikle insan, öncelikle edep.

  6. Mutlu Yargı dedi ki:

    👏👏👏👏👏
    Okutmakla olmuyormuş.

  7. Mehmet AYDIN dedi ki:

    Keşke bilselerdi, cahil Allah’ı bilmeyendir.
    Yüreğinize saglik üstadım.

  8. K.Bektaş dedi ki:

    Insan gibi insan olmak ve bu minvalde kalmak temennisiyle, alın ve akıl terini alkışlıyorum.

  9. Bekir TOKGÖZ dedi ki:

    Eğitimli Amerikalı olmakla, eğitimli Türkiyeli olmanın mukayesesi iki6ülkenin eğitim anlayışını analiz ederek yapıldığı zaman açıklık kazanır.
    ABD vahşi kapitalist politikaları ekseninde değerlendirmekle eğitimli insan kalitesini anlamlandıramazsınız.
    TÜRKİYE de eğitim sosyal statü E ekonomik getiri ekseninde şekillenmektedir. İş hayatına atılan eğitimlilerimiz kendilerini bile anlamaktan aciz kalıyorlar. Bırakın başkalarını anlamayı.

  10. Hakan ÇARALAN dedi ki:

    Ne güzel demiş Yunus Emre “Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep;
    Dediler ilim geride, illa edep illa edep…”

  11. Mutu FIRAT dedi ki:

    Saygıdeğer Başkanım yüreğinize sağlık. Bizler herşeyin önüne dünyayı ve dünyaliklari koyduk. Menfaatiperest bir toplum inşa ediyoruz. Maddeyi önceledik maneviyat ise yok oldu. Bu şekilde yetişen nesil malesef ortada. Kadim medeniyetimizi yetişen neslimize aktaramadık. Geçmişini bilmeyenler gelecek tasavvur edemezler. Dolayısıyla materyalist bir dünya ortaya çıkmış oldu. Allah sonumuzu hayreyleye.

  12. Mustafa Güneş dedi ki:

    Sevgili Başkanım,Öğretmenim ve herşeyden öncesi kardeşim. Dilinize sağlık.Yazınızı bir solukta okudum. Sizin yazınızı okumadan önce ilkokuldan mezun ettiğim ve halen ortaokul son sınıflarında okuyan bir öğrencime günlük olarak gönderdiğim yazılarımdan birini yazıyordum. Yazımın ekseni de tam bugün anlattıklarınız üzerine içerikler barındırıyordu.Doğan Hocamızın tespitleri üzerine yaptığınız analizlerin bir benzeriniz bizlerde yapıyoruz.Tabii meslektaşlarımızın ne kadarı bu konuda gayret içinde bilemeyiz.Ama görünen o ki değerlerine,maneviyatına bağlı aynı zamanda modern anlamda bilimle de harmanlanarak teçhiz edilmiş öğrenciler yetiştirmekten ziyade sadece hayatı madden garantiye alma çabası içinde olan yarış atları yetiştirme gayreti içerisinde olan,akademik başarıdan başka tanımayan öğretmenlerimizin sayısının çoğalmasının rolünün büyük olduğunu söyleyebilirim,bunun aksi eksende yetişen
    ve tam da istediğimiz özellikte olan yavrularımızın da malesef ilerleyen eğitim yaşamlarında medya ve baskın sosyal çevre baskısı altında kazandıklarınız kaybederek yozlaşması da en büyük zaafiyet. -O halde biz toplum olarak eğitimde,bilimde,sanayide,siyasette,ekonomide kısacası hayatın her alanında kar-zarar-fayda-menfaat düşüncesini önceliklemeden dürüst ve değerlerine bağlı insan modeli üzerinde kafa yormalıyız.Bunu sadece okullarda başaramayız.Öncesi aile sonrası okul,sokak,mahalle ve tüm tüm toplum birlikte yapabiliriz. Tabi bu bir devlet politikası haline de gelmelidir. Cezai yaptırımlardan değil manevi ve sosyal yaptırımlardan çekinen bir toplum olamaya doğru evrilmeliyiz.

  13. Celal ATİK dedi ki:

    Yaşanmışlığın vazgeçilmez cazibesi mi, yoksa vazgeçilmez değişmeyen yanlış algılarımız mi?
    ( Gerçi ülkemizde herkezin eğitim konusunda söylenecek sözü vardır. 🙃)
    Kalın sağlıcakla…

  14. Haydar ozcagsak dedi ki:

    Dogan Cuceloglu, Atalay Yörükoglu çocuklarimı yetiştirirken kitaplarinı okudugum ve sevdigim iki yazardır. Sen ne kadar egitim icin ugraşırsan ugras cocuk gördügünu yapiyor. Eger sen birilerine fanatik derecesinde yanlışlarinı göremeyecek kadar bağlıysan o da sorgulamayı birakıyor. Ne zaman ki kendi cikarına ters duşene veya kendine zarar verene kadar. Coban oturup cocuguna nasihat vermez. Bizim cocuklugumuzda da bize saatlerce nasihatlar verilmedi. Cocuk görür ve uygular. Güzel yazı icin tesekkurler.

  15. Ali KİRTİ dedi ki:

    Kalemine sağlık ūstad.Rahmetli Cūceloğlunun dediği gibi iyi insan yetiştiremiyoruz.Genellememek kaydı ile birçok meslek ve yetki sahibi merkeze makamı ve maddeyi almakta ne yazıkki.Liyakat ve vicdanı öne çıkaramadığımız sūrecede çok değişen birşey olmayacak gibi.Toplumda cahil diye nitelendirilen öyle insanlar varki aydın diye kendini yaftalayanlara ders verecek birikime sahip.

  16. A.Betül AYDEMİR dedi ki:

    Kaleminize kuvvet versin rabbim gecen yildan beri yazılarınızı takip ediyorum.sizinle meslektas olmanin verdigi bi hassasiyetle dile getirdiginiz konulari cok onemseyerek meslegimi icra etmeye gayret gosteriyorum.yolunuz açık olsun efendim..

  17. Mücahit Akgün dedi ki:

    Okumak = Medenilik ve ariflik… Tebrikler eline sağlık Başkanım…

  18. Nurettin Sözlü dedi ki:

    Çok yerinde bir tespit. Zevkle ve şaşkınlıkla okudum.

  19. Adnan ÇELİK dedi ki:

    Ecdadın hayatın içinden olarak yaşadığı yaşamdaki erdemleri şimdi DEĞERLER EĞİTİMİ olarak verecek hale gelmiş olmamız yeterince açıklıyor sanırım halimizi. Tıpkı Tek Parti döneminde Cenaze yıkayıcı yetiştirmek için kurs açacak kadar dinden bir haber kalmamız gibi diye düşünüyorum.

  20. Osman ÇAKI dedi ki:

    Sayın Başkanım hissiyatımıza tercüman olmuş güzel bir yazı.
    Eğitim sistemimizin asıl amacı iyi insan yetiştirmek olup bunu gerçekleştirdiğimiz de özlenen nesli kazanmış olacağız inşallah.

  21. Atalay dedi ki:

    Cüceoğlunun yazısını bende okumuştum, demek ki dünyanın her yerin de aynı kural geçerli Başkanım.
    En iyisi olmak, en başarılı çocuğu yetiştirmek , sanırım her anne babanın Aklında yatan öncelikli bir konu.
    Bizde aynı yodan geçmedik desem yalan olur, Gördüğüm kadarıyla her anne baba çocuğu İçin aynı duyguları taşıyor, bazıları bu başarıyor, bazıları da ve de büyük çoğunluğu hayal kırıklığına uğruyor.
    Başkanım, acaba öncelikleri toplum mu belirliyor, biz mi diye düşünüyorum.
    Sonuçta, Allah’ın rızasını kazanmayı toplumun rızasını kazanmaktan daha üstün tutmadığımız için, işler rayında gitmiyor.

  22. METİN ILGAZ dedi ki:

    Bakışımız,duruşumuz ne ise anlayışımıza yansıyor. Demekki okudukça, zenginleşip makam sahibi olunca maneviyattan uzaklaşıp kimliğimizi kaybediyoruz…

  23. İshak Aslan dedi ki:

    Bu hususta Peygamberimizin bir duası aklıma geldi; ‘Rabbim ilmimi ve anlayışımı arttır!’ İlim, hilm ile bütünleşmezse bir faciaya dönüşebilir. Aydınlanma ile birlikte ortaya çıkan Özne’nin mutlak başarısını önceleyen sistemde birey, mevcudiyetini bir adım öne almak için her şeyi göz önüne alabilir. Bu problemleri gören batı, çözüm için etiği ortaya koymuştur. Etik, nihayetinde yitiğin kaybını önleyemiyor. Sonrasında bizim gibi modernleşme toplumlarında her şey eksik, sakıt olduğundan ucube yetişmiş bir birey ile karşı karşıya kalmaktayız. Böyle bir birey, Doğan Hoca’nın tabiriyle, eğitimli tehlikedir. Çözüm Yahya Kemal’in deyişiyle; âti, hâl ve istikbal arasında bir sisteme dönmek. Bu sızıyı bize ilettiniz. Teşekkür ederim Başkanım.

  24. Murat Gediri dedi ki:

    Aşk, davaya benzermiş,cefa çekmek dе şаhidе. Şаhidin yoksа dаvаyı kаzаnаmаzsın ki. (Mevlana)