Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Kabre sığmayanlar

Allah yolunda canını feda eden bir Müslümana “şehit” denir. Şehitlik, İslam’da en büyük mertebedir. Şehitlerin Allah katında değeri çok büyüktür. Ahirette en büyük makam peygamberlikten sonra şehitlik olduğu belirtilmiştir.

İnsan çalışarak pek çok rütbe ve makamlar elde edebilir. Şehitlik ve gazilik rütbesi ise, hayatınızı ortaya koyarak , inanç sayesinde kazanılmaktadır. Bu bakımdan rütbelerin en üstünü hiç şüphe yok ki şehitlik ve gaziliktir. Şehitlik mertebesine yükselmek hem Cenabi-ı Hak katında, hem de halk yanında büyük bir şereftir.

Şehit, Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup, nimetlere erişeceği ve cennete gireceğine şahit olunacağı için bu adı almıştır.

Savaşta düşmanlarımızla bizim aramızdaki en büyük fark “ölürsem şehit, kalırsam gazi!..” inancıdır. Bu durum, ayette “iki güzelden biri” şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe, 9/52) Yani, mü´min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek ya şehit olacaktır. (İbnu Kesir, IV, 102; Nesefi, II, 130)

Tarihte Müslüman ordusu muharebe meydanına çıktıklarında düşmanlarımız ‘ölümü seven bir orduyla savaşacağız diyerek korkularını dile getirmişlerdir. Yenilmez ordumuza bu cesareti veren rabbimizin şu müjdesidir.

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Allah´ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde, Rableri katında rızıklandırılırlar. Arkalarından gelecek olanlara şunu müjdelemek isterler: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler. Allah´tan bir nimeti ve lütfu ve Allah´ın Müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.” (Al-i İmran, 3/169-171)

Şehit olan insanların kul hakkı dışındaki bütün günahları affedilir. Şehit olmak, her Müslümana nasip olmayan büyük bir şereftir. İslam’a uygun yaşamak ve ondan sonra Allah yolunda O’nun rızası için şehit olmak, her mü‘minin hayal ettiği bir mutluluktur.

“Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Hayır onlar diridirler ancak siz bunu bilemezsiniz.” (Bakara, 2/154).

Cenabi-ı Hak, şehitlerin ölü değil, diri olduklarını ve O’nun tarafından rızıklandırıldıklarını bildiriyor.

Son zamanlarda Doğu, Güneydoğu, Suriye, Irak özellikle ‘Gara Operasyonu’ nda şehit olan evlatlarımızın ateşi yüreğimize düştü ve düşmeye devam edecektir. Hakk’la batılın savaşı kıyamete kadar devam edecektir. Ateş düştüğü yeri değil, tüm yüreklerimizi dağladı. Hem üzüntüyüz hem de sevinçliyiz. Kimi anneler şehit anası kimi babalar şehit babası olurken evlatlarında şehitlik makamını ulaştılar.

Milletimiz ölürsem şehit, kalırsam gaziyim diyerek her iki durumu da dünya ve ahireti için en büyük rütbe ve şeref sayar. Öte yandan dayanılması kolay olmayan acılardan biri evlat acısını yüreğine gömerek   gözünden esirgediği ciğerparesini şehit verir de “Vatan Sağ Olsun.” der çıkar. İşte bu yüzden Şehitlerimize Anadolu’muzun insanları “Kabre Sığmayanlar” diye ifade ederler.

“Hiç kimse cennete girdikten sonra bütün dünyaya sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, eriştikleri nimetler sebebiyle dünyaya dönüp, on defa şehit olmayı arzu ederler.”

Bir ayet: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin.

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

diyen merhum Mehmet Akif Ersoy birlik ve beraberliğe dikkat çekmiştir.

Birlik beraberlik içinde olan bir milleti en büyük silahlara sahip olan düşmanların yok etmesi mümkün değildir. Eğer birlik olmazsa kargaşa çıkar, terör çıkar. Ortak değerlerde birlik sağlanamazsa insanların hiçbir şekilde birbirine güveninden de söz edilemez. Din, bayrak, devlet, millet, vatan hususunda birlik olmuyorsa millet olma şuurundan bahsedilemez.

Türk milleti asırlardır birlik, beraberlik içinde yaşamış; savaşta-barışta, düğünde, cenazede, felakette ortak bir tavır sergilemiş; beraber ağlamış, beraber gülmüştür. Bu yüzden milletimizin kökü çok derinlerdedir.

Batılı orduların güçlü silahları olabilir, ama benim de o silahlardan daha güçlü olan inancımız var. Nitekim bunu azizi milletimiz her yerde ispat etmişlerdir.

Bedir, Uhut, Hendek, Çanakkale, Gelibolu, Dumlupınar, Sakarya… savaşları bunlardan sadece birkaçı. Türk ordusu kendisinden asker, silah ve mühimmat bakımından çok güçlü olan ordulara karşı tek yürek, tek yumruk olarak mücadele ettiği için çoğu zaman zaferle çıkmıştır bu savaşlardan.

Bugünlerde şehit cenazeleri yüreğimizi dağlıyor. Bir avuç hain iç ve dış düşmanlar, çapulcu haddini bilmez bir grup sırtını güçlü zannettiği sahiplerine dayayarak Türk milletine kafa tutmaya çalışıyor. Bilmiyor ki bu milletin sabrı bir taştı mı bu kendini bilmez vatan hainlerini tükürüğüyle boğar. Dünyanın değişmez bir kuralı vardır’ kötüler hiçbir zaman kazanmamıştır’. Rabbimiz az da olsa onlara mühlet vermiştir.

Şu iyi bilinmelidir ki; diğer devletlerin gelişmiş teknolojik silahlarına rağmen aç, susuz kazma kürekle bu vatan toprağını kanının son damlasına kadar korumuştur. Eli öpülesi analarımız cepheye giden evlatlarına başlarına kınalar yakmış, cepheden dönersen hakkımı sütümü helal etmem demişlerdir. “Bizde üç şey için kına yakılır; koça kına yakılır Allah’a kurban olsun diye; geline kına yakılır eşine çocuklarına kurban olsun diye; bir de askere gidenlere kına yakılır vatana kurban olsun diye biz millet olarak o ruhu hiç kaybetmedik. İslam ahlakıyla ahlaklanan yeni nesiller yetişiyor Elhamdülillahı.

Dün vatan evlatları, bu toprakları kanlarıyla suladılar. Canlarını seve seve bu topraklar için feda ettiler. Esaret altında kalmaktansa ölmeyi şeref saydılar, şehit oldular. Her şey vatan için gerisi teferruat dediler.

Yaşamamızda kırmızı çizgimiz şudur; Her Müslüman’ın ırzı, malı ve kanı bir diğer Müslüman için dokunulmazdır. Çok yakın zamanda, 15 Temmuz gecesi aziz milletimizi yeniden teste tabi tuttular. Milli ve manevi değerlerimizi istismar etmeye çalışanlara asla fırsat vermedik. Cenab-ı Hakk’ın yardımı ile aziz milletimiz, vatanına, bayrağına, ezanına ve iradesine sahip çıktı.

Zalimlerin tuzaklarını başlarına geçirdi elhamdülillah!

O günde Nene Hatunlar, yavrularını kundaklarında evlerinde bıraktı meydanlara koştu. Bugün Sütçü İmamlar, darbeye kalkışana ilk kurşunu attı. Bugün Yörük Ali Efeler, tankların önüne yattı. Bugün Şerife Bacılar, bayraklarını eline alıp bu zillete dur dedi. Bugün, Milletimiz, tarihin sayfalarına geçecek yeni bir destanı daha altın harflerle yazdı.

Selam olsun bu cennet vatanın uğruna feda olan yiğitlere, Selam olsun ‘Söz Konusu Vatan ise Gerisi Teferruattır’ diyenlere. Selam olsun bizler için cephede çarpışan 15’lilere.

Geçmişten günümüze vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyoruz…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.