Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Tilkinin kuyruğu

Her doğru her yerde söylenmez denilir. Ama her zaman doğruyu söylemek bir Müslümanın asli görevlerinden ve olması gereken şiarından biri olmalıdır. Şaka dahi olsa yalan söylemek ise bu anlamda peygambere muhalefet etmek demektir.

“Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’u teâlânın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.” [Nahl 105] ayetine rağmen,

“Mümin, her hataya düşebilir, ama hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.” [Bezzar] diyen peygamberine rağmen zaten yalan söyleyemez. Daha doğrusu söylememelidir.

Ama öyle mi? Çevrenize bakın. Bunun her dediğine inanırım dediğiniz kaç tane arkadaşınız var? Her tarafımız yalan olmaya başladı. Şarkılarımızda söylemeye başladık yalanlarımızı. Sevdiklerimize yalancısın demekten hiç çekinmez olduk.

Şaka yoluyla söylenen yalanlar için bir şey olmaz dedik. Zararı olmayan yalanlara pembe yalan dedik. Üstüne üstlük pembe yalanların insanları mutlu ettiğine dair bazı psikologlar yazı yazarak yalanlarımızı masumlaştırdık. Yalan yalandır. Yalanın da rengi olmaz diyemedik.

Bireyler doğru söylemekten imtina edip yalan söylemeye başladıkları zaman bu yaşadığı toplumun da çöküşünün başladığı anlamına da gelmektedir. Toplumda yalanlar çoğaldığı zaman doğru konuşanların azınlığa düşmesi de doğal olmaktadır.  Doğru söyleyen ve doğrudan yana olanlar azınlığa düştüğü andan itibaren o toplum yozlaşmaya başlayacaktır. Yalanla birlikte insanların birbirlerine olan güvenleri bitecektir. Bu her alanda olumsuzlukları ortaya çıkaracaktır.

Malını satmak uğruna yalan söyleyen esnaf, ev satmak adına evin eksikliklerini bildirmeyen kişiler, otomobilini sattıktan sonra kazıkladım diyen vatandaş, Haksız birisini kurtarmak adına hakim karşısında yalan söyleyen şahit (yalancı şahit) aslında yalan söyleyen toplumun ürünleri değil midir?

Bir toplumda yalan yaygınlaşmış ve normalleşmeye başlamasıyla birlikte doğru söyleyen kişilere rağbet azalacaktır. Hatta toplumdan dışlanacak ve dalga geçilmeye başlanacaktır. Bir tek doğrucu sen misin? Cümlesi de bunun sonucunda söylenen bir cümle değil midir?

Artık doğru söyleyeni dokuz köyden kovup onuncu köye muhtar yapılmıyorsa, “Yalancı Çoban” hikayesi artık toplumda değer görmüyorsa, Yalancının mumu yatsıya kadar değil sürekli yanmaya başlamışsa, bireylerden öte toplum hastalanmış demektir. Burada daha vahim olan bireyler başta olmak üzere hiç kimsenin yalanı bir hastalık olarak görmemesidir. Ben çok yalancıyım diyerek doktora giden birisini hiç gördünüz ya da duydunuz mu?

Çocuklarımıza daha küçükken tatlı(!) yalanlarımızla kandırmıyor muyuz? Beni sorarlarsa evde yok diyerek onlara nasıl yalan söyleneceğinin yolunu göstermiyor muyuz? Küçükken söylediğimiz pembe yalanlar büyüdüğünde kara yalan olarak karşımıza çıktığının farkına vardığımızda iş işten geçmiş olmuyor mu?

Bir yalanın toplumu ne hale getirdiğini anlatan bir hikaye ile yazımızı sonlandıralım.

Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kurtulmak için, kuyruğunu kesmek zorunda kalmış.

Daha sonra, bir başka tilki onu gördüğünde,

“Kuyruğunu neden kestin” diye sormuş.

Kuyruğu kesik olan,

“Böyle kendimi çok mutlu hissediyorum. Şimdi o kadar mutluyum ki; adeta sevincimden havalara uçuyorum” demiş.

Bunun üzerine, diğer tilki de kuyruğunu kesmiş.

Fakat mutluluk yerine, şiddetli bir acı çekmiş.

Hemen tilkiye gelip,

“Neden bana yalan söyledin? Çok canım acıdı” demiş.

Tilki,

“Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen, onlar asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler” demiş.

Bu iki tilki, diğer tilkilere, yaşadıkları mutluluğu anlatmışlar.

Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler.

Çoğunluk onlara geçince bu seferde kuyruğu olanlarla dalga geçip onlara eziyet etmeye başlamışlar.

İşte böyle; önce toplumu bozup, farklılaştırırız, sonrada toplumu birbirine düşman ederiz.

 

Kıssadan hisse;

Bir toplumda yalanlar artınca bozulmalar artar. Yalancı insanlar bozuk insanları, bozuk insanlar da toplumu çökertir. Bozuk insanlar, iyi insanları ayıplar ve dalga geçerler… Unutmayalım ki toplumları helak eden günahları değildir. Toplumları helak eden günahların normal karşılanmasıdır.

Yalansız bir dünya için sevgiyle kalın, sevgide kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.