Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Kafamda oturmuyor

Durumsal, İnovasyon, Yapılandırmacı, Bağıntılık kuramı,

Bilimsel usavurma, Çapraz geçerleme, kültürleme

Formal eğitim, informal eğitim, psiko-motor, olgu, örtük program,

Savunma düzenleşimi, bütünsel, Sorunsal…

Yukarıda sıraladığım kelimelerin büyük çoğunluğu bir üniversitenin “Eğitim Bilimine Giriş” ders notlarından seçtiğim kelimeler.

Aslında sayfalarca sıralayabileceğimiz kelimelerin anlamlarını acaba okuyucularımızdan kaç kişi biliyor? Bir eğitimci olarak itiraf etmeliyim bu kelimelerin çoğunu tanımlamakta zorlanıyorum. Bildiğim, bu kelimelerle sürekli karşılaşmamdan dolayı kulak aşinalığından pek öteye gitmedi. Üstelik yukarıdaki kelimelerin büyük çoğunluğu eğitim alanında kullanılan kelimeler olmasına rağmen.

Ben zorlanıyorsam bunun iki sebebi olmalı diye düşünüyorum. Birincisi benim anlamakta o zekâya sahip ol(a)mamam. İkincisi ise benim gibi birçok insan anlayamıyorsa bu terimlerin kullanılmasındaki hatadır. Yani içselleştiremediğimizden olsa gerek. Fark ettiyseniz yine zihnimizde tam oturmayan bir kelime kullandım. İçselleştirmek. Ne demekse? 🙂

Yukarıda saydığım kelimeler başta eğitim fakülteleri olmak üzere üniversitelerde okutulan kitaplarda ve üniversite hocaları tarafından da çok sık kullanılan kelimeler. Hani kabul etmek gerekir ki bu kelimeler biraz da havalı kelimeler. Toplum nazarında bu kelimeleri kullananlara da çok biliyormuş havası veriyor. Ne de olsa akademisyenler tarafından kullanılan kelimler bunlar.

Ben o bu gruptan bir türlü olamadım. Koskoca üniversite bitirdim ve ikinci üniversiteyi okuyorum ama bu kelimelerin anlamlarını halen öğrenebilmiş değilim. Zihnimde hiç karşılığını bulamadım. Hani derler ya “Kafamda oturmuyor işte”. Benimkisi de öyle. İlkokul, lise mezunları anlamıyoruz diye üzülmesinler. Emin olun ki üniversite mezunlarının büyük bir çoğunluğu dahi yukarıda saydığımız kelimelerin anlamını bilmiyorlar. Sadece fiyakamız bozulmasın diye anlamış gibi davranıyoruz. 🙂

Hani bir televizyon yarışmasında olduğu gibi sokaktaki yüz kişiye yukarıdaki kelimelerin anlamını sorsak acaba kaç kişi bilir? Çok ama çok büyük bir çoğunluk bilemez. Bu yüz kişinin kabahati yok diye düşünüyorum. O yüz kişiden birisi de ben olsaydım ben de bilemezdim.

Şunu da inkâr etmiyorum. Bu kelimeler bilimsel kelimelerdir, değiştirme ve orijinalinden uzaklaşmak anlam kopmasına sebep olur diyenler de olacaktır. O zaman işin özünü kaçırmış olmaz mıyız? Bilimsel kavram ve terimler zihnimizde yerleşmiyorsa anlama olmayacaktır –ki olmadığını düşünüyorum-. Anlama olmayınca anlatım da olmayacaktır, çözüm de olmayacaktır.

Bu kelimeler yüzünden derslerden soğudum. Çok iyi biliyorum ki özellikle eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilerimiz de bu kelimelerin ne ifade ettiklerini çok uzun bir sürede öğreniyorlar ve kavrıyorlar. Çünkü anlamlarını bilmediğimiz kelimelerin hiçbir zaman zihnimizde yer edinmiyorlar. Sadece kelime aşinalığı o kadar. Yüzeysel olarak zihnimizde yer kaplıyorlar. Zihninizde ve kalbinizde yer edinemeyen bir şeyi sevmeniz de mümkün değildir.

Başta Türk Dil Kurumu ve akademisyenlerimiz olmak üzere herkesten bu konu üzerine düşünmesi ve çözüm üretmesini bekleme hakkımız olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımız bu kelimeleri anla(ya)madığı için başarısız oluyorlar. Başarısız olan çocuklarımız bu dersleri sevmiyorlar. Göreve başladıkları zaman da anlamadıkları bu kelimelerin pratikte karşılıklarını göremedikleri için deneme yanılma yönetmeleri ile mesleklerini öğreniyorlar.

Kelimelerin daha anlaşılır bir şekilde kullanılması öğrenmeyi de kolaylaştıracaktır. Bilimsel kavramlar olmasından dolayı bu şekilde kullanılmasının uygun olacağını söyleyenler aslında kendi bilimsel çalışmalarının yetersiz olduğunu, yabancı bilim adamlarının oluşturdukları literatürü motomot kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır.

Kendi literatürümüzü ve kendi kavramlarımızı oluşturmadığımız sürece başkalarının kaşıklarıyla yemek yemeye, elektro gitarlarıyla bizim türkülerimizi söylemeye devam ederiz.

Takdir edersiniz ki elektro gitarla, bizim türkülerimizi söylemek aynı hazzı vermiyor. Öyle değil mi?

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
27/11/2021 09:07
24/11/2021 00:24
20/11/2021 00:01
13/11/2021 00:01
06/11/2021 00:01
16/10/2021 09:33
25/09/2021 00:01
18/09/2021 00:01
07/09/2021 00:00
04/09/2021 00:01
28/08/2021 00:01
Yorumlar

  1. İbrahim TAHMAZ dedi ki:

    Tebrik ederim.

  2. Adil Gezer dedi ki:

    Hocam çok güzel bir tespit.Eğitimle ilgili akademik çalışma yapanların dahi zor anlatabilecekleri kavramlar bunlar.İnsanlar anlatılanı anlamasınlar diye mi kullanılıyor bilemiyorum.Acaba bu kavramları kullananlar kendilerini ispat etme gayreti mi gösteriyor.Artık insanlarımıza kendi kavramlarımızla hitap etmek gerekmez mi.Selam ve dua ile.

  3. Özcan GÜNER dedi ki:

    Güçlü olan,bilim üreten aynı zamanda isimlendirir,kendi kavramlarını kullanır.Başkalarıda onun kavramlarını kullanır.Değerli hocam hayırlı ramazanlar

  4. Mehmet AYDIN dedi ki:

    Anlamli bir tespiti daha kaleme almışsınız başkanım. Öyle ya, Müsterisiz mal zayidir. Ne anlatırsan anlat, ne kadar bilirsen bil; alıcısı yok ise, kulaktan öteye gitmiyorsa davul sesinden başka bir şey değil.

  5. Ali AÇAR dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş.
    Birşey varsa Özden evirir çevirir . Birşey yok ise özden taşıma suyla döner sözden.

  6. Burhan erarslan dedi ki:

    Bu ülkede bilim ilim sanat ve edebiyatla uğraşanların bir kısmı ömürleri boyunca maalesef ortaya bir eser sanat,buluş koyamamışlar. Yapalım yazalım ama insanlar anlamasanlarda olur mantığı ile hareket etmişler. Bu ülkede buluşların ancak yüzde 1 i üniversitelerde yapıldığı biliniyor. Ya % 99 kim . Çoğu orta öğrenimini azimli amacı olan hayata dair heyecanı olanlar tarafından gerçekleştiriliyor. Amaç ülke ve topluma katkı saglamaksa o zaman insan bakar benim yaptığım yazdığım bu ülkeye ne kazandırıyor. Eğer hiçse yazık olmuştur bunu yapana. Bizim ülkede üniversitelerin sonu inşallah Roma meclisinin sonu gibi olmaz. Bir gün kendi yaptıkları kendilerinin sonu olur.. insanlar kurumlar kendi ikballerini yada kendi sonlarını kendi hazırlar.. vesselam….

  7. Ali KİRTİ dedi ki:

    Rahmetli Oktay Sinanoğlu nun dediği gibi önce dil ve kavramlar gider.Yūreğinize sağlık ūstadım.