Site Rengi

DOLAR
9,5844
EURO
11,1392
ALTIN
556,57
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

Dalkavuklar ve İstişare

Bir gün padişah, patlıcan yemeği yiyormuş. “Bugün patlıcan ne güzel” demiş. Huzurda bulunan dalkavuk, başlamış konuşmaya:

-“Hakk-ı âliniz var efendim. Patlıcan öyle güzel bir nimettir ki. Hele turfandası. Yağı tamam konulursa bayıldısı ayrı güzel olur. Eti kıvamında olursa karnıyarığına doyum olmaz. Kızartması ayrı, dolması ayrı lezzetli olur. Hem fakir fukaranın göz aydınlığıdır patlıcan.”
Padişah, memnuniyetle dinlemiş dalkavuğun anlattıklarını. Bir başka gün, padişahın sofrasında yine patlıcan yemeği varmış.

Padişah bu sefer hiç beğenmemiş patlıcanı.

-“Bugün çok kötü patlıcan”, demiş. Huzurda bulunan dalkavuk yine almış sözü. Başlamış anlatmaya:

“Hakk-ı âliniz var efendim. Bu patlıcan yararsız, kötü bir nimettir. Olgunu hemen çekirdeklenir, yenmez olur. Yağını biraz fazla kaçırsalar bayıldısı yenmez olur. Etini bir tamam koymazlarsa karnıyarığını at çöpe. Kızartması yağlı, dolması acı olur. Hem çabuk pahalanır. Fakir fukara istifade edemez.”
Padişah, dalkavuğun anlattıklarını ağzı açık dinlemiş.

-Ulan köftehor, sen değil miydin geçen gün patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Şimdi niçin yerin dibine sokuyorsun nimeti?
Dalkavuk, istifini bozmadan cevaplamış soruyu:

-Hakk-ı âliniz var padişahım. Geçen gün patlıcanı övüp göklere çıkaran da, bugün onu yerden yere vuran da benim. Zira ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum.”

Ne diyordu Nuşirevan: “Adalet oldur ki a benim kıymetli karındaşım. Adalet oldur ki padişahın hakkı padişaha, patlıcanın hakkı patlıcana, dalkavuğun hakkı da dalkavuğa verile. Dalkavuk kendini ne padişah zannede ne patlıcan. Dalkavuk olduğunu bile de, öylece yaşayıp gide. Yoksa düzen karışır da tuhaf günlere ereriz hafazanallah.”[1]

Büyük şirketlerde bunun adı CEO’dur. Ancak dalkavuklar gibi hareket etmezler, edemezler de. Hatta ettikleri anda işten atılırlar. Onların bakış açıları, şirket sahibinin hikâyede geçen patlıcana bakış açısıyla görüşlerinin değişmesi gibi de değişmez. Şirket sahibi kendisinden farklı düşünenleri daha çok tercih eder. Kendini onaylayan değil, yapıcı eleştiri yapanları tercih eder.

O bilir ki şirketinin verimliliği, sisteminin uyumlu bir şekilde çalışması ve üretkenliği için bir şeyler yapmak zorundadır. O şirketin CEO su ve danışmanları, kurumunun bütün bileşenlerini tek tek inceleyerek, olmuş veya olabilecek eksikliklerin analizini yapıp; bu analizlerin sonucunda belirlenen eksikliklerin giderilmesi için fikirler geliştirdikten sonra planlanan çalışmaları şirket sahibine sunar ve uygulamaya koyarlar. Şirket sahibinin itirazlarına rağmen gerektiğinde doğru bildiği konularda ısrarcı olur. Ve yine bilir ki bu çalışmanın sonucunda alacağı verimlilik ya da verimsizlik bu şirkette görevinin devamını etkileyecektir.

Bizim inancımızda bunun bir çözümü var. Biz buna istişare diyoruz. İstişare, insanların bir konuda danışma ve danışma kurullarında görüş alışverişinde bulunması anlamında kullanılan bir terimdir.[2] Bununla ilgili bir çok ayet vardır.

Onları affet, onlar için bağışlanma dile, işlerinde onlarla istişare et. (Bir konuda) karar verdiğin zaman Allah’a tevekkül et. (Ve onu uygula. Çünkü) Allah, tevekkül edenleri sever.[3]

Dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana bu işimde düşüncenizi söyleyin. Sizin katılımınız olmadan kesin bir karar verecek değilim.”[4]

Onlar Rablerinin (iman ve salih amel) çağrısına icabet eder, namazı dosdoğru kılarlar. Onlar işlerini aralarında müşâvere ile yürütürler. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. [5]

Akıllı yöneticiler, her zaman kendilerinden daha zeki insanlarla çalışmayı severler. Dediklerinin her onaylandığı durumlarda bilirler ki bir problem vardır.

İyi bir yönetici dalkavuklara değil, istişareye ne kadar önem verirler ve ehli ile istişare ederlerse, yönetimlerinde, kararlarında, icraatlarında o kadar isabetli olurlar.

İstişare konusu sadece idari anlamda değerlendirmek de doğru olmaz. İstişarenin başladığı yer ailedir. Aile mefhumunun ne durumda olduğu göz önünde bulundurulduğunda istişarenin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Sevgiyle kalın, sevgide kalın…

[1] https://www.yenisafak.com/yazarlar/ismailkilicarslan/dalkavuk-2015905

[2] https://islamansiklopedisi.org.tr/istisare

[3] (Âl-i İmran 159)

[4] (Neml 32)

[5] (42/Şûrâ 38)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Hanefi dedi ki:

    Doğruyu, gerçeği söyleyen kalmadı maalesef. Etrafta o kadar dalkavuk var ki, gözlerimiz kör oldu resmen…

  2. Yıldırım dedi ki:

    Çok güzel, katılıyorum dostum.

  3. Celal ATİK dedi ki:

    Kaleminiz dert görmesin. Güzel bir yazı . Anlayana anlamlı .

  4. Özcan GÜNER dedi ki:

    Başkanım, yüreğine sağlık

  5. Ercan Kuşcu dedi ki:

    Kaleminize sağlık teşekkürler.

  6. METİN ILGAZ dedi ki:

    Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Atalarımız bu ve bu tip sözleri söylerken yaşananlardan sonra söyleyebilmişler .Bugün bakalım kendinden daha becerikli ,pratik düşünen karar verebilen bir altında veya üstünde insanla çalışmak istemezler…Bugün bakalım siyasilere yeni daha da cevval yeni lider ler yetistiriyorlar mı? Yeni Fatih Terim ler ,Mustafa Denizler yetişmiyor ?Çünkü benden akıllı Md.yrd. koltuğuma göz diker makamdan,paradan eder……!

  7. murat terlemez dedi ki:

    Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu ,dalkavukluğun pirim yaptığı bir dönemdeyiz. Biz yine de doğruları söylemeye devam edeceğiz. Kalemine sağlık hocam önemli bir konuya değinmişsin.

  8. Süleyman KELEŞOĞLU dedi ki:

    Çok değerli tespitlerde bulunmuş ve ilgili örnekler vermişsiniz başkanım teşekkürler ediyor sağlık ve afiyet içinde hayırlı Ramazanlar ve bayramlar diliyorum.

  9. Ali Açar dedi ki:

    Üstat harika tespitler var
    çok iyi bir yazı.insanlar artık kendi çocuklarına söz geçiremez oldular hatta hiç dinlemiyorlar bile.İstişare için en az iki kişiye ihtiyaç var. Çıkar varsa bencillik varsa öncelik onlarda demektir.çocuklara nerdeyse pavlovun köpekleri gibi beni dinlersen deyip avucumuzu kapatıp çocuğa doğru uzatmaya başladık. Allah sonumuzu hayreylesin.Adam adam dediğime bakmayın çocuk okumayı zar zor başarıyor.kitap okuma sıfır, kabiliyet sıfır ben uçak mühendisi olacağım diyor. matematikte dört işlemi yapamıyor ama mühendis olacağım diyor.
    Acilen Eğitim başta olmak üzere işin ehli olan kişilere tevdi edilmeli.kitaplar özgüven içinde yeniden yazılmalı. Batı dayatmaları bilgiler terkedilmeli.sınıfta kalma mutlaka olmalı.Hatta sınıfta kalanlar açıktan değil haftasonları eğitime alınmalı.
    çözüm kendimizce çok ama galiba dinleyen yok. Hayırlı ramazanlar olsun başkanım

  10. Yasin Uğraç dedi ki:

    İstişare deyince aklıma ilk Uhud geliyor..
    O kutlu peygamberimiz o günki topluma(sahabe efendilerimiz)istişare kültürünü yerleştirmek adına,istemeyerekte olsa çıkan kararı uyguladığını görüyoruz…O rahle-i tedrisatdan geçen,güzide sahabeler zamanı geldiğinde İslamın ikinci Halifesi Hz.Ömer ‘e “Ey Ömer Hak’tan ayrılırsan seni kılıçlarımizla düzeltiriz”diyebilmislerdir…

  11. Emin Karaosman dedi ki:

    Biz birbirimize benzeriz hala bize devam. Ben O’yum. Güzel yazı olmuş yarın inşallah birkaç ilkokul arkadaşımı arayacağım. Okumakla kalmayıp ders çıkaralım. Teşekkürler Başkan.

  12. Mustafa dedi ki:

    Başkanım teşekkür ederim paylaşımlarınız için çok kıymetli bir yazıyı daha kaleme almışsınız onlardan istifade ediyoruz saygılar sağlıklı günler diliyorum.