Site Rengi

DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
23°C
Ankara
23°C
Az Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
22°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C

Avni OZAN

Avni OZAN

Anlamak Masraflı İştir

Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz.

Güncel olarak fazlaca kullandığımız “bakış açısı” kavramı, olayları anlamada tek başına yeterli değildir. Gördüğümüz şeyin aslı, görüldüğü gibi olmayabilir. Musa (as) ile Hızır (as)’ın yolculuğunu hatırlayın.

Manzaraya farklı açılardan bakabilmek mutlaka daha iyi görüp kavramamızı sağlayabilir. Bazı olaylar vardır ki dört bir yandan bakıldığında her bir açıdan farklı görülebilir. Sebepleri, oluşu ve etkileri de tabii ki değişiklik gösterir olayların.

Hissiyatı anlamak için icat edilen “empati,” kendini karşındakinin yerine koyup düşünebilmeyi ifade eder. Karşılıklı anlayış ve iletişim için oldukça faydalı bir kavram olmakla beraber, olayları algılamada yeterli değildir.

Olmayacak şeyi yaptırma isteği ile kapını çalan kişi “hayır, yapamam” cevabını alınca, “ama başkasına yaptın, bana neden yapmıyorsun?” diye çıkışır. “Her zaman doğruyu söylersen ne söylediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.” hali gibi daima doğru olanı yapınca hafızayı yoklamaya gerek yok. Zira istenilen şey ilkelerinize aykırıdır ve kimseye yapılmamıştır.  Öncesinde sanki yaptığımızın şahidi gibi konuşan kişi git gide “yapmışsın, öyle diyorlar, komşudan duydum, kahvede konuşuyorlardı…” aşamasına kadar geriler. Yine de isteği yapılmayacağını anlayınca bu kez tehdit diline yönelip “BİMER’e, CİMER’e, ilgili makamlara şikayet edeceğini” söyler ve bazen de söylediğini yapar. Yazılı ifademiz için bir yazı veya sözlü ifademiz için birileri ziyaretimize gelir.

Atalarımız böylesi durumlar için ne güzel bir ifade kullanmışlar: “Çamur at tutmazsa izi kalır.” Atılan her iftira, edilen her şikayet insanı etkileyip gücünü düşürse de hak ve doğru olanları söylemeye, yapmaya daha bir koyulmak gerekir. İyilikler hanesine yazdırılmak istenenleri arttırmak lazım.

Doğru olmak ve doğruda kalmak oldukça önemlidir. Yalana bir kez bulaşmaya gör. Bir yalan mutlaka bir başka yalana gebedir ve hemen doğurur. Silsile çok hızlı ilerler. Yatsı da çabuk olur zaten. Gerçi yalancılar çoğu zaman arsızdırlar. Utanma duygusundan sıyrılmış olduklarından yüzleri de kızarmaz. “Ne olmuş ki yani”, ile geçiştirir, bir şey olmamış gibi devam ederler hayatlarına.

“Doğrusunu söylemek gerekirse”, diye yakın zamanda çokça duyduğumuz bir söz dizisi dolanmakta. Şunu mu demek istiyor: “ben hep yalan söylüyordum ama bu kez doğru söylüyorum,” ya da “bu defa doğru söylemek zorunda kaldım”…

Yanlış ve yalanın kolay, ucuz olması artık yadırganmıyor. Her yerde ve o kadar fazla bulunuyor ki. Hatta yalan ve yanlış şeyler hayatımızı o kadar çok kaplamış ki doğru olmak garip bir halmiş gibi gelmekte. Yanlışa alışmışlığın insanı doğruya yabancı kılması durumu.

Doğru olmak, doğruyu söylemek ve yapmak fıtratımızda var olan emrolunduğumuz şeylerdir. Kimin ne diyeceğinin bir önemi olmadan, dahası kınayıcının kınamasından korkmadan bu hali muhafaza ederek dünya hayatını sürdürüp tamamlamak meşakkatli olmakla beraber sonu güzel ve kurtuluş olan bir neticedir.

“Ameller ancak niyetlere göredir.” Bazen aynı şeyin tersini yapmak bile kazanç olabilir. Çeşmenin başına, “gelip geçen atını bağlar.” diye kazık çakan adamın iyilik adına kazancı ile “birisi bu kazığa takılıp düşer.” diye kazığı söküp atanın farkı var mıdır?

Bazen penceremizin kirliliği, bazen içimizin kirliliği yanlış anlamalara sebep olabilir. Erdemli bir insana yakışır hali takınmak arzu edilen olmakla beraber zor ve emek isteyen bir iş iken yanlış anlama masrafsızdır. Üstat Sezai KARAKOÇ’un dediği gibi:  “Anlamak masraflı iştir; emek ister, gayret, samimiyet ister. Oysa yanlış anlamak kolaydır; biraz kötü niyet, biraz cehalet kâfidir.”

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Hüsamettin Dere dedi ki:

    Her şeyin kirlendiği günümüzde temiz kalabilme duasıyla..

    1. Avni Ozan dedi ki:

      Amin
      İnşaallah temiz bir isim ve ameller bırakarak göçeriz

  2. Emin Karaosman dedi ki:

    Avni hocam çok iyi bir yazı olmuş bana göre en can alıcı cümle “Her zaman doğruyu söylersen ne söylediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.” Avni hocam kalemine yüreğine sağlık.

    1. Avni Ozan dedi ki:

      Allah razı olsun Emin Hocam

  3. Ahmet Karataş dedi ki:

    bu dünya kurulalı beri bu düşünceler hep vardı varolacak insanoğlu kendi menfaati için kardeşinden bile vazgeçebilecek hale geldi tıpkı kabil gibi .oyle olacakki sevdikleri değer verdikleri babasının kıymetlisi nolan yusufu kör kuyulara atacaklar .fakat o kuyulardan çıkılacak habiller yeniden dirilecek hak olan doğrudan asla sasilmiyacak ve sarsılmıyorsa inanan insan hak geldi batıl zail oldu diye haykıracak mazlumlarin sesi olacak insaallah rabbim kalemine güç ve kuvvet versin insaallah.