Site Rengi

DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
23°C
Ankara
23°C
Az Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
22°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C

Avni OZAN

Avni OZAN

Devlet Kimdir, Neyimiz Olur

Tarih boyunca birçok devlet tanımı yapılmıştır. Devletin ortaya çıkışı, işlevi ve geleceği hakkında felsefi çözümlemelerle uğraşılmış ve üzerine kitaplar yazılmıştır. Devlet felsefesi alanında fikir beyan eden filozoflardan Platon’da devlet “birlikte yaşama zorunluluğundan doğan”, Aristoteles’te “doğal bir oluşum”, Ancillon’da dil, gibi iletişim ve toplumsallıktan doğan, Hobbes’da herkesin herkese karşı savaşını sona erdirmek için ortaya çıkan, Rousseau, Hobbes ve Locke’da toplum sözleşmesinin sonucu, Fichte’de saf insan amacının yüce aracı, Schelling’de mutlak olan, Hegel’de tözel irade olarak ahlaksal tin, Cicero’da hukukun sonucu olarak betimlenir. Günümüzde de birçok siyaset bilimci ve filozofun farklı tanımları vardır. Hukuki açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır.

Bizim kültürümüzde şefkatiyle devlet ana ya da koruyuculuğu veya tatlı sertliği ile baba olarak sıfatlandırılsa da Türk Dil Kurumu (TDK) Devleti, Millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu ve toprak bütünlüğüne bağlı olarak oluşan tüzel varlık, bu varlığın yönetimi, mevki, mutluluk, büyüklük ve talih olarak tanımlar.

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır, siyasal bir birliktir. Bunun için her şeyden önce devleti kuran bireyler arasında kültürel bir birlik lazımdır.

Devletin kim olduğuna dair Fransa Kralı XIV. Louis’in (1638-1715) “Devlet benim.” sözü siyaset biliminde çok tartışılır. XIV. Louis, söz konusu ifadesi ile birlikte devlet ve hükümet ayrımının olmadığını dile getirir.

Tüzel bir kişilik olan devlet, demokrasilerde yönetimini halkının seçtiği yöneticiler eliyle icra ederler. Ülkemizde çok partili yönetim anlayışına geçildiğinden beri birçok parti iktidar olma yeterliliğini kazanmış ve hükümet olmuştur. Tek başına iktidar olma yetkisini alamayan partiler bir araya gelip ikili, üçlü hatta dörtlü koalisyonları oluşturarak hükümet olmuştur. Koalisyonların oluşması aşamaları ve oluştuktan sonra uygulama zamanları ülkemiz imkân ve kaynaklarının en çok kayıp yaşadığı dönemlerdir. Yakın zamanda uygulamaya geçilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ise meclis matematiğine bakmaksızın %50 den fazla oy alarak Cumhurbaşkanı olarak seçilen lider tarafından kurulan hükümeti ifade eder. Bu sistemde boşluktan söz edilemez.

Memur, devlet memurudur. Hak, ödev ve görevleri anayasa ve kanunlarla belirlenmiştir. Devlet memuru, hangi hükümet veya Cumhurbaşkanı olursa olsun kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır.

30 yaş altı gençlerimizin –özel bir çabaları yoksa- ülkemizin daha evvel nasıl yönetildiğine, yöneticilerin tavır ve davranışlarına dair fikri olmadığı bir gerçektir. Ekonomik krizler, başbakanın öksürüğüne bağlı döviz ve borsa kurları, anayasa kitapçığı fırlatıldığında altüst olan ekonomik değerler, öğrenci ve memurlara başörtüsü yasağı ve başörtülü oldukları için edilen eziyet ve zulümler, yurt dışından kurtarıcı bakan ihracımız, dünya bankası (IMF) ile görüşmeler, kredi vermesine sevinmeler, sık sık gelen zamlar (ki akaryakıta bir ayda %35 zam yapıldığını bilirim), Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantıları ile siyasilere ve topluma ayar verilmesi, üst düzey komutanların sert beyanatları,… güzel devletimizin ana gündemini oluşturmaktaydı.

Birçok arkadaşımızla ülkemizin ekonomik zorluklarından konuşur, çocuklarımızın da aynı zorlukları görmemesi için maaş almamaya razı olduğumuzu dile getirirdik. İktidarda oy vermediğimiz bir hükümet olsa da devletimizin güçlü olmasını arzu edişimizdendi bu isteğimiz. Devletimizin dünya düzeyinde güçlü bir devlet olması arzumuz hep var olagelmiştir. Temsil makamında olan yöneticilerimizin bazı ezik tavır, beyan ve görüntüleri yüreğimizi burkmuştur.

Bir devlet memuru olarak görevimizi en güzel şekilde yapma azmi ve gayreti süregelmiştir. Bu duruma birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımız, öğrenci ve velilerimiz de şahitlik ederler. Halen görev yaptığım okulum yeni binasına taşınırken demonte gelen mobilyalarının kurulumu, eşyaların taşınıp odaların sınıfa, binanın okula benzemesi aşamasındaki üç arkadaşım ile çalışmalarımız her türlü takdiri hak eder durumdaydı. Tam o sıralarda saatler mesaiyi geçmiş ben bir masayı monte ediyordum ki bir telefon görüşmesi yapmıştım abimle. Masayı kurduğumu söylediğimde abim “sen müdür değil misin, sen mi yapıyorsun?” demişti. “Başka yapacak yok, ben yapıyorum.” dediğimde “devlet yapsın.” dediğine gülmüştüm ve “Devlet kim abi, devlet olduğun yerde sensin, benim, hepimiziz.” demiştim.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.