Site Rengi

DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
23°C
Ankara
23°C
Az Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
22°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C

Avni OZAN

Avni OZAN

Dünyanın Kalbi Alev Alev

Ortadoğu’nun dünyanın kalbi olduğunu söylesem abartılı bir laf etmiş olmam. Aynı zamanda dünyanın en buhranlı yerlerinden olduğu da herkesçe malumdur. Zorbaların güç dengesini kurdukları bir tahterevalli gibi. Gariptir ki denge aşağıda olsa da zulme uğrayan mazlum ve masumlardır, yukarıda iken de.

Bu coğrafyada kazan hep kaynar vaziyettedir. Hayat uçlarda yaşanmaya devam ettirilir. Hayatı tanzim için yerel halkın sözünün bir önemi olmaz. Standartlar dışarıdan belirlenir. Yerel halkı; koyun sürüsü olarak görüp hep gütme, yönetme, yönlendirme savaşlarına girişir kendini dünyanın polisi, jandarması, bekçisi olarak görenler ve onların maşaları. Bir başka coğrafyada benzer savaşların olduğu çok nadir görülür.

Yakılan ormanlar, çok etraflı değerlendirme gerektiren bir konudur. Bir haberde yer alan evde çıkan yangın görüntüleri bile izleyicilerde, ne anıların, birikimin, servetin yandığı ve insanların evsiz kaldığına dair büyük bir iç sıkıntısı oluşturduğu bilinmektedir. Bir haftalık zaman diliminde 200 noktada yangın çıkmasının normal bir izahı yoktur. Her sene çıkan orman yangınları mevsim sıcaklıkları, tedbirsizlik, ihmal vs. sebeplerden olmakla beraber yapılan müdahalelerle kısa sürede söndürülürdü. Aynı zamanda çok noktada çıkan yangınlara müdahale haliyle zorlaşmakta. Sıcaklık, nem, rüzgar, orman örtüsü, müdahale yetersizliği…vs yangınların gündeme oturmasını sağlamıştır.

Görünürde yanan ormanlarımızdır ama gerçek bundan ibaret değildir. Börtü böcek, kuşlar, karıncalar, bitki örtüsü, insanların emekleri, yılların birikimi, anıları, milli servetimiz, oksijen kaynağımız, ciğerlerimiz… de yanıyor. Yürek burkan içler acısı manzaralar görüp yaşıyoruz günlerdir.

“Hırsızın hiç suçu yokmuş” gibi davranıp ha bire devletin, hükümetin, belediyelerin, birilerinin acziyetini diline dolayarak buradan siyasi söylemlere geçip mantık ve akıldan uzak çıkarımlar yapan, çalışmaları baltalayan ve adeta yangına körükle giden insanları da görüyoruz. Değişik değerlendirme manzaralarına şahit oluyoruz: bakış açıları farkı, durumdan vazife çıkarma, daha fazla alev görme isteği, yakanlarla kol kola omuz omuza dayanışma, öküz altında buzağı arama, el ovuşturup seyretme, galeyan beklentisi ya da yangını söndürmek için bir çaba, gözyaşı, dua, bir damla da olsa su taşıma gayreti. Evet bir damla su taşıma dedim. Bilinen meşhur bir hikayedir:

Hz. İbrahim Peygamberin söz ve fiillerine akıl mantık ölçülerince cevap veremeyen Nemrut, ne güçlü bir kral olduğunu herkes görsün anlasın diye Hz. İbrahim’in ateşte yakılması emrini vermiş.

Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşturmuşlar. O kadar büyük bir alevmiş ki bulutlara kadar yükselmiş. Bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış. Nemrut’un askerleri, İbrahim peygamberi mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış. Bu sırada, göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:

– Acele ile nereye gidiyorsun?

Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:

– Haberin yok mu? Nemrut, Hz. İbrahim peygamberi ateşe atacakmış.  Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.

Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:

– Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?

Bir damla su taşıyan karınca:

– Olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.

Kıssa bu, hisse alabilmek için. Düşünüp akledenler için daha nice kıssa ve olaylar mevcuttur da, bir kendi aklımız ile baş başa kalabilsek. Perde gerisine bir bakıp bize bu manzaraları reva görenleri görebilsek vatanımıza karşı düşmanca davrananlara karşı birlik olmamız ve dayanışmamız an meselesidir. Biraz daha basiret ve feraset lazım bize. Yoksa ihtilal, terör, yangın, kardeş kavgası… devam eder gider.

Kuran-ı Kerim’de adı geçen Peygamberlerin yaşadığı yerleri bir araştırın lütfen. Bölgemizde az iyileşen, kendi ayakları üzerine durmaya çalışan ülkelere diz çöktürmenin değişik metotları yüzyıllardır uygulanmaya devam ediyor. Her karış toprağı şehit kanları ile sulanıp atalarımızdan miras aldığımız bu vatan bizimdir. Bizim kalması için de herkesin yapabilecek bir şeyleri vardır, olmalıdır. Son sözü Merhum Akif’e bırakalım:

Hüsrana rıza verme, çalış, azmi bırakma!

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır,

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Abdullah Yüksel dedi ki:

    Yapılan bir yanlışı fırsata çevirerek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ülke düşmanlığından başka bir şey değildir.