Site Rengi

DOLAR
9,5623
EURO
11,1063
ALTIN
555,59
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

Kim kazandı, kim kaybetti?

Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz

İbn-i Haldun’un Mukaddime’sine atıfta bulunulan “Coğrafya Kaderdir” sözünün en yoğun yaşandığı ülkelerin başında ülkemiz gelmektedir.

Ülkemiz bu kaderin bir gereği olsa gerek sürekli fitnelere, akla hayale gelmeyecek oyunlara muhatap olmaktadır. Ancak bu milletin, necip bir millet olması, bu devletin de kurulduğundan bu tarafa yüksek bir medeniyete sahip olmasından dolayı fitne ve desiselerle baş etmeyi bilmiştir.

Dede Korkut’un hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul!” sözünü tekrar hatırlattığımızda ülkemizin birçok alanda mücadele etmesi de bunun sonucu olsa gerek. Tüm bunlara ferasetini kaybetmiş yöneticiler de bilerek ya da bilmeyerek ateşe körükle gitmeleri durumunda işler daha da zorlaşmaktadır.

Son haftalarda orman yangınları ve göçmenler üzerinden sosyal medyadan paylaşılanlar yukarıda söylediklerimizin de doğruluğunu ortaya koymaktadır.

Orman yangınlarında hataları varsa cezalandırılmalıdır, imara çevirmek isteyenler de bu ülkenin hainleridir demeyi de ihmal etmeyelim. Ancak olayları farklı mecralara çekmek ve olumsuz algı oluşturarak daha büyük şekilde tartışılmasına sebep olmak ülkeye zarar vermekten öte gitmeyecektir. Bunu da ihanet olarak değerlendirmek de yanlış olmasa gerek.

Aynı durumu göçmenler konusunda da yaşıyoruz. Bilip bilmeden hemen hemen herkes bir şeyler söyledi. Yetkililerin, sosyal medyada paylaşılan birçok bilginin yanlış olduğu yönünde açıklama yapmasına rağmen klavye silahşörlüğü devam etti.

Ankara’nın Altındağ ilçesinde bir parkta önceki gün iki grup arasında çıkan kavgada ağır yaralanan Emirhan Yalçın’ın hayatını kaybetmesi hepimizi üzmüştür. Kaldı ki; olayla ilgili gözaltına alınan iki yabancı uyruklu zanlı, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince “kasten adam öldürme” suçundan tutuklanmıştı.

Bunu fırsat bilen harici ve dahili bedhahlar olayın üzerine körükle gitmişler, bazı yerel yöneticiler de şehirlerinde yaşayan Afgan ve Suriyelilere su bile vermeyeceklerini, şehirlerinden göndereceklerini söyleyerek görev ve yetkilerini aşmayı bir beceri saymışlardır.

Sosyal medya da tüm olanları biraz da süslenerek alevlerin artmasına sebep olmuşlardır. Bunun sonucunda yabancı uyrukluların yaşadığı mahalleye bir grup baskın yapmış, evleri ve işyerlerine zarar verilmiştir. Küçük çocuklardan yaralananlar oldu. Kaldı ki; gözaltına alınanların en az yarısının “gasp, hırsızlık, uyuşturucu satıcılığı ve tacizden sabıkası” olması da ayrıca manidardır. 2017 yılında Sakarya’da Suriyeli hamile bir anne ve bebeğini öldüren bir Türktü.

Oysa toplumu etnik kimlik üzerinden kışkırtmanın, karşı karşıya getirmeye çalışmanın insanlık suçu olduğunu kabul etmemiz lazım.

Maddi ceza hukukunun en önemli ilkelerinden biri suç ve cezanın şahsiliği ilkesidir. Bu kural gereğince, kişi ancak kendisinin işlediği fiiller nedeniyle sorumlu tutulabilir, başkasının işlediği fillere iştirak etmedikçe sorumlu tutulamaz. Özellikle yöneticilerin bunları bilerek ve bir sorumluluk içerisinde davranması gerekmektedir.

Sahi bu olayları körükleyenlerin bir kısmı Türkiye’de can güvenliği yoktur diyenlerle, mülteciler Türkiye’de kalsın Avrupa’ya gelmesin diyenlerin aynı safta kürek çektiklerinin farkında mıyız?

Son haftada ülkemizde olan olayın özetinden sonra sorumuzu soralım:

Kaybeden kim?

El cevap: Hiç kimse.

Bu olaylardan kazanan kim?

El cevap: Bu ülkeye yüzyıllardır düşman olan herkes.

Ölüm döşeğindeki mazlum babaların çocuklarına “Sizi Allah’tan sonra Osmanlı’ya emanet ediyorum.”dediği bir milletin çocukları ile dünyaya adalet dağıtan, dört kıtaya hakim olan bir milletin çocukları nasıl birbirine düşürülür hep birlikte üzülerek izliyoruz. Nasıl olur da bir kişinin işlediği suçtan bütün mültecileri sorumlu tutar hale geldik ya da getirildik.

Diyanet İşleri Eski Başkanı Mehmet Görmez; 2017 yılında Sakarya’da öldürülen Suriyeli hamile bir anne ve bebeğinin cenaze namazında, “Bugün sadece bağrında ümmedi Muhammed’in bir evladını taşıyan bir annenin cenazesini kılmadık, biz sadece biberonunda sütü eksik kalmış 10 aylık bir bebeğin cenaze namazını kılmadık, biz aynı zamanda tarih boyunca mazlumlara umut olmuş aziz milletimizi mahcup edecek, hepimizi üzecek bir vahşete şahit olduk, vahşete şahit oluyoruz.” Derken de bizim kardeşimizi defnediyorduk, bir mülteci tarafından öldürülen Emirhan Yalçın kardeşimizi defnederken de vahşete şahit olduk.

Özellikle yöneticileri, sinir uçlarına dokunan konularda daha itidalli konuşmaya, hatta konuşmadan önce düşünmeye davet ediyorum.

Bize ne oldu ki biz zalimlerin, zulmün yaraladığı mazlumun zalimi olduk. Bize ne oldu ki biz vicdanımıza ve merhametimize sığınan bebeğin katili olduk. Onlar mı mülteci yoksa bizim merhametimiz mi mülteci?”

Yoksa Yusuf İslam’ın dediği gibi “Müslümanlar birbirleriyle savaştıkça ağıtlar Kürtçe, Türkçe ve Arapça; zafer çığlıkları İngilizce ve İbranice olmaya devam edecektir.

Sahi bu olaylardan kazanan kim, kaybeden kim?

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Hanefi Zobar dedi ki:

    Iş ehline vermezsek bu tür sonuçlara katlanmak zorundayız maalesef. Siyasette, eğitimde, bilimde… Her yerde işi ehline vermek lazım… Elinize sağlık. Güzel bir yazı olmuş. Göçmenlerle ilgili değerlendirme yaparken suriyeliler ve afganlılar ayrı tutulmalı bence.

  2. Lokman Yazıcı dedi ki:

    İmanının yerini ibanı doldurmuş zavallılar ile ırkçılara Allahın ve Meleklerin laneti olsun.

  3. Halil Köse dedi ki:

    Kalemine sağlık başkanım. Yazılarınızdan çok istifade ediyorum. En azından bir şeylerin farkına varıyorum. Allah sizden razı olsun. Bize ne oluyor ki olayları duyarsızca izliyoruz. Hz. İbrahim (as) ın ateşine su götüren karınca misali bir şeyler yapmamız gerekiyor.

  4. Mehmet AYDIN dedi ki:

    Allah yüreğimizden merhameti eksik etmesin. Biz mazlumumun umudu, garip gurebanin hamisi iken ne ara bu kadar genlerine yabancı bir topluluk haline geldik. Resmen genetik kozlarımız değişmiş.

  5. Aytekin Girgin dedi ki:

    Aslında hepimiz kaybediyoruz insan olma iddiasında bulunan herkes. Yaşananların bir izahı yok yanlış politikaların 3-5 çapulcuya yıkamayız. Hamaset hiç bir sorunun cevabı değil.

  6. Özcan Güner dedi ki:

    Allah razı olsun değerli hocam kazanan ve kaybeden kim diye sorduğumuz an uyandığımız an olacaktır.Kaleminize ,yüreğinize sağlık

  7. Yılmaz karaalp dedi ki:

    Yazdıklarınıza katılmakla beraber, öz eleştiri yapmak da faydalı olur. Mülteciciler konusunda maalesef planlı faydacı, toplum dinamiklerini gözeten bir politika gelistiremedik. Bugün ve gelecekte bu dağınık politikanın sıkıntılarını yaşayacak gibiyiz. Acilen ciddi bir çalışma yapmak gerekir. Yoksa toplumsal çatışmalar çıkarılıp ülke zor duruma düşünülmek istenecek.

  8. Süleyman KELEŞOĞLU dedi ki:

    Ağzına yüreğine ve ✏️ ne sağlık başkanım hemşerim son 20 gün içinde yaşanan üç olayı öyle güzel analiz etmişsiniz ki doğru herkes için birdir yapmış olduğunuz tespitleri doğru buluyor ve katılıyorum. Teşekkürler sağolasın varolasın başkanım

  9. Mustafa dedi ki:

    Insan bizzat iyi varlıkların en şereflisidir bu bahisle insan etnik kökeni ne olursa olsun insan olarak değerlendirilmelidir etnik köken üzerinden fitne fesat tohumları atmak isteyenler gerçekten bilinçli olarak yapıyorlarsa zaten bu milletin hayrına Amin diyecek insanlar değillerdir güçlü bir Türkiye için bayrağımızın altında yaşayan olursa olsun onurlu bir insan olarak görülmeli ve sevilmelidir ülkemizin en çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu dönemlerden geçiyoruz Ne mutlu güçlü Türkiye için dua edenlere çalışanlara

  10. Ali AÇAR dedi ki:

    Ey müslümanlar kardeş olunuz
    Ülkemizde son zamanlarda meydana gelen provakatör olayların arkasında esasen kimler var. Bu soruya verilecek cevap sorunu kökünden çözecektir.
    Cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar. Türk kelimesi birilerini çok rahatsız etti. Ellili yillardan sonra kurulan milliyetçi partilere aynı odaklar hep sahip oldukları maddi güç medya gücü ile yokemenin peşine düştüler. Seksenli yıllardan sonra bilinclenen İslami duyarlılığı artan Müslümlara da tukaka yapan aynı zihniyettir aynı odaklardir.
    Ne gariptir ki bu odakların kimler ve hangi zihniyetin çocukları tarafından oluşturulduğunu biliyoruz. Kimse konuşamıyor. Çünkü müslümanlsr öyle sindirilmiş ki bilinç altından atamıyorlar korkakliği ve ezilmisliği.
    Gelelim yazının özü olan göçmenlere davranış ve düşmanca tavırlara ve meydan okuyanlara.
    Göçmenlere meydan okuyan ırkçılık yapan odaklar yukarıda bahsettiniz odaklardir.
    Unutmayalım cesaretli olalım bu odaklar bu ülkede yaşadığı halde bu ülkeye ait olmayan kişiler ne din olarak ne ırk olarak bu millet ile ortak hiçbir yönü olmayan aşağılık satılmışlar ve satın aldıkları işbirlikçi yerlilerdir.
    Bu kişiler sivil toplum kuruluşlarından partilerden ve de kurdukları şirketlerden uzaklaştirilmadan bu provakatör davranışlar asla bitmez.
    Demokrasi azınlığın çoğunluğa hukmetmesi değildir. Bu ülkede iktidar her ne kadar çoğunluğun seçtiği olsada köşe başları azınlıklar tarafından tutulmuş durumdadır. Köşe başlarını tutan zalim ve Allah inancından yoksun putperest insanların iktidara biat etmesi kesinlikle sağlanmalıdır. Çözüm budur. Müslüman bir yanlislik gördüğünde gücü yetiyorsa eliyle (yasa ile) buna gücü yetmiyorsa dili ile buna da gücü yetmiyorsa kalben buğzeder ki bu imanın en zayifıdır.
    Teşekkür ederim sayın başkan bu yazıları okuyan belki bir belkj bin kişi inşallah gerçeği görme şansına sahip olur.

  11. ALİ ATMACA dedi ki:

    Kazananı yok, yalnız kaybedeni insan ve insanlık.

  12. Hüseyin Çınar dedi ki:

    Bu olaylar elbette bizleri çok üzüyor… Biz mümin kardeşliğini kaybettik. Bunu tesis etmek kolay olmayacak. Bu gibi olaylar tekrar yaşanacak. Bunlara meydan vermemek için iki tarafta karşılıklı ellerinden gelen gayreti göstermeli… Hükümette başını iki elinin arasına alıp iyi düşünmeli… Rabbim hepimizin yardımcısı olsun… Bizleri yanlışa düşenlerden eylemesin…