Site Rengi

DOLAR
9,5844
EURO
11,1392
ALTIN
556,57
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

Sarımsaklasak da mı saklasak

Benim de ilgiyle izlediğim ender programlardan birisidir “Kim Milyoner Olmak İster” bilgi yarışması. Bu yarışmaya geçen günlerde bir gencimiz katıldı.

Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden onur öğrencisi olarak mezun olduğunu ve Japonya’da sadece dört kişinin kabul edildiği Osaka Üniversitesinde özel robotik yüksek lisans programına kabul edildiğini söyleyen bu gencimiz yarışmanın ikinci sorusunda elendi.

Yarışmanın başında kendisini, insanlık yararına gerçekleştirilecek projelere adayan bilim tutkunu olarak tanıtması da bu gencimizin kendine olan güveni ve eğitim açısından ne kadar donanımlı olduğu hakkında bizlere bilgi veriyordu.

Yarışma başladığında ikinci soru olarak “Sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak? şeklinde devam eden tekerlemenin başı nasıldır?” sorusu soruldu. Bu tekerleme ilkokul çağından itibaren çok sık karşılaştığımız tekerlemelerden birisi idi. Bu tekerlemeyi bilmeyenimiz yoktur diye sizler de benim gibi düşünebilirsiniz. Ama yanıldığımızı da kabul etmemiz gerekiyor. Bu tekerlemenin başını bu gencimiz maalesef bilemedi ve yarışmanın ikinci sorusunda elendi. Hiçbir ödül kazanamadan yarışmadan ayrılmak zorunda kaldı.

Kendine özgüveni zirve olan, eğitim açısından dünyada sıralamalara giren bu gencimizin yarışmadan elenmesi sonrası yüz hatlarını iyi okumak gerekir diye düşünüyorum. Adeta fazlaca şişirilmiş bir balonun birden bire patlaması gibi bir durum olmuştu. Trafik kazası geçirmiş gibi şok içerisinde idi. Ne diyeceğini bilemedi. Uzun süre sessiz kaldı.

Yarışmadan örnek verdiğim bu gence maalesef ülkemizde çok sık rastlar olduk. Yine maalesef ki gencimiz bu anlamda hiç de yalnız değil.

Dünyada sıralamalara girecek kadar bilgi ile donattığımız bu gençlerin günlük hayattan ve toplumdan uzak olmaları eğitimin en önemli problemlerinden birisi olmak görmekteyim.

Bilgi depolama anlamında uluslararası sınav sonuçları bizleri çok yeterli görmese de az sayıda da olsa gerçekten bilgi ile donanmış çocuklarımız var. Bu çocuklarımızın bireysel akademik başarıları elbette ki önemli. Dünya insanlığına yön veren, katkı sunan bilim adamlarımızı gördükçe de gururlandığımızı söyleyebiliriz.

Ancaaak, bilim adamı sıfatını taşımaktan başka bir payesi olmayan, kendi yetiştiği toplumdan uzak, kültüründen uzak, geldiği yeri unutan bilim insanlarını gördükçe de üzülmekteyiz.

İngiltere’de staj yapan bir kaymakam arkadaşım;

-Ya hocam 1416 sayılı kanun[1] kapsamında değişik ülkelere gönderdiğiniz öğrencilere hiç mi dikkat etmiyorsunuz? demişti.

Ne demek istediğini çok iyi anlamıştım. Diploma notu, ALES sınavı ve mülakat puanı oldukça yüksek olan bu öğrenciler ülkemiz adına yüksek lisans ya da doktora yapmak üzere giden zeki öğrencilerimizdi. O zaman bu çocuklarımızın neyine dikkat etmiyorduk?

Cevabı çok basitti. Gittiği ülkenin kültürüne çok rahat adapte olabilen, kendi ülkesinde olanlardan bihaber ve ülkesi ile ilgili yanlış bilinen bilgileri açıklamakta dahi acizlik gösteren çocuklarımız vardı buralarda.

Yurt dışına gönderilen bu öğrencilerin mülakatlarında da aynı soruyu onlara soruyordum.

-Acaba kaymakam arkadaşım ne demek istedi?

Maalesef bu soruma doğru ya da yanlış yorum dahi yapamıyorlardı. Oysa bu çocuklar ülkemizin sözde en başarılı üniversitelerinden en yüksek puanlarla mezun olmuşlardı. Çok basit bir konu hakkında muhakeme yapamıyorlardı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu temelde eğitimin temel problemi. Okul öncesinden başlayarak bilgi yükleme işlemlerinden bir an önce vazgeçmemiz gerekiyor. Bilgiye ulaşmanın yollarını öğretmek yeterli olacaktır.

Yapmamız gereken şey bu çocukların küçük yaşlardan itibaren hayatın içerisinde sürekli karşılaştıkları konular üzerine yetiştirmeliyiz. Markette çalışan çocuk, öğrettiklerimizden daha iyi muhasebe işlemleri yapıyorsa, turistik bölgelerde liseyi dahi bitirememiş gençler, okullarımızda yabancı dil öğretimi alan çocuklarımızdan daha iyi yabancı dil biliyorsa yöntemle birlikte programlarımızı da yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

Sonuç olarak; Japonya’da sadece dört kişinin kabul edildiği Osaka Üniversitesinde özel robotik yüksek lisans programına kabul edildiğini söyleyen gencimize kızmak ya da dalga geçmek yerine eğitimde neleri öğrettik yerine neleri öğretmedik sorusunun cevabı üzerine kafa yormamız gerekmiyor mu?

İnsanlık yararına gerçekleşecek projelere adayan bir bilim tutkunu olduğunu söyleyen bu gencimizi normal hayata dair bilgilerden yoksun olması insanlığa ne kadar katkı sağlayabilir sorusunu da tartışmaya açmaktadır.

Bizim makinalardan ziyade insanlara ve insanlığa ihtiyacımız var.

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

 

[1] 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Yasin Uğraç dedi ki:

    Hocam,eskiden bilgiye ulaşmak bu kadar kolay değildi. Ona ulaşana dek yeni bilgiler öğrenirdik..
    Ve teorikte öğrendiğimiz şeyleri, sokakta da pratiğe dökerek kalıcı hale getirirdik..
    Şimdi dısaridaki Dünyadan habersiz,ekranlara hapsolmuş bir gençlik ve daha önemlisi bunu normal gören veliler var…

  2. Zeynel Yetgin dedi ki:

    Öncelikle eğitimcilerin dikkate alması gereken bir durum.kaleminize sağlık.

  3. ALİ ATMACA dedi ki:

    Yoğurtu ve sarımsakı asla unutamacak. Yurt dışına gidenleride böyle bir yatışmadan geçirerek göndermeli.
    Yani anlayacağınız “Gelin ettik kırk yıl kokusu çıkmadı”.
    Selam ve sevgilerimlel

  4. Erdal Ekin dedi ki:

    Fatih çok yerinde tespitler yapmışsınız her zamanki gibi. Peki sizin de belirttiğiniz gibi hayat ile iç içe bir eğitime ne zaman gelebileceğiz.

  5. Yıldırım dedi ki:

    Heeee fabrika ayarlarına dönmeden olmaz kıymetli hocam, kendini yorma boşuna

  6. Mustafa dedi ki:

    Başkanım yerinde ve çok anlamlı bir yazı daha çıkmış emeğinize sağlık.👏👏👏

  7. Celal ATİK dedi ki:

    Doğru tespitler Değerli Dostum.
    Son yıllarda çok hızlı sosyal değişim yaşandı.
    Süreci ne biz eğitimciler ne de gençler anlayarak yaşadılar, yaşıyorlar.
    Süreçte yetkili yetkisiz hepimiz sorumluyuz.
    Başta köy diye nitelendirilen yaşam alanlarının kültürel akdarımda doninat etkili olan büyüklere bırakıp daha kolay yaşam alanlarına ( şehirler) kaçış önemli bir başlangıç. Kültürümüzün yeni nesle aktarım yaşam alanlarını terk , her ne sebeple olursa olsun yanlış oldu. Tabi daha bir çok sebeb. ” Bize bir şeyler oldu. Aslında farkında olmamıza rağmen oldu. ” Nefsimize hoş geldiği için oldu”
    Asla,hiç bir şey için geç değil…

  8. Burhan erarslan dedi ki:

    Eğitim sürecimiz maalesef test (çoktan secmeli) sorulara endeksli bir anlayış üzerinde inşaa edildiği için hayat çevre medeni ilişkiler genel kültür vs. Yoksun yetisiyorlar. Benzetme doğru olur mu bilmiyorum ama “devlerin ayakları hep tahtadan müteşekkil ” bir çok konuda bilgi sahibi olduğunu söylüyor ama sıradan bir soruya cevap veremiyor.
    Önce yanlışları tespit edelim sonra yerlerine doğru olanı yerleştirelim. Yoksa yükü kitap olan bir taşıyıcıdan farkımız olmaz. Nicelik değil nitelik , modern değil insanı, kanuni değil vicdanı…
    Bir dünya görüşü olmadığı sürece gerisinin anlamı yok..

  9. Ali AÇAR dedi ki:

    Vatan millet ve insanlar
    Ülkesinin her türlü rızkından faydalanan insanlar ancak eğitim sayesinde kendi ülkesine yabancı olabilir.
    Eğitim insanı memleketine bağlayan yapışkan çimento gibidir
    Vatan sevgisi imandandır. Hadisini unutmamak lazım.
    Bilim insanı yetiştireceğiz derken kendi değerlerine yabancı kendi ülkesine düşman insanların hiç de azımsanmayacak kadar fazla sayıda olduğunu unutmamak gerekir.
    Dağdaki çobanın oyu ile benim oyum bir mi diyen zihniyet. Köylü ve çiftçiyi küçük ve değersiz gören “göbeğini kaşıyan adam” zihniyeti bu sözünü ettiğimiz yabancılaşmanın ürünü kişilerin ve zihniyetin mahsulleridir. Esasen örnekler çoğaltılabilir sahillerde bazı otellerin İslami duyarlılığı olan giyinen kardeşlerimizi kabul etmemesi aynı yabancılaşmış zihniyetin günümüze yansımış örnekleridir.
    Dünyanın bir numaralı bilim insanı, dünyanın bir numaralı sporcusu, dünyanın bir numaralı kendi alanında zirve yapmış insanı olabilirsiniz. Tarihi dini ve milli değerlerini unutmuş isen anne babasından utanan bir yaratık olarak misafir olduğun şu üç günlük dünyadan su üzerinde nereye gideceğini bilmeyen bir ot kırıntısı gibi hayatı boşa harcamışsın demektir.
    Başkanım Allah kaleminize kuvvet versin.

  10. Ali KİRTİ dedi ki:

    Sayın başkanım gūnūmūz gençligi ozellikle z kusağı denen grup ne yazık ki yasadigi toplumdan uzak yasamakta.Bu konuda egitim sistemimizinde çok buyuk vebali var bence.Öğrencileri sūrekli sınav ve başarı endeksli yetistirmeye çalışan bir sistem mensubu oldugu kitleyi yasadığı toplumun genel akışından geri bırakmakta.Meslek lisesinde çalışan bir arkadasim bir anetdot aktarmıştı.Biz sanayiye işbaşı gözleme gittigimizde öğretmen olarak bizler daha motorun özellikkerini anlatmadan oradaki birçok çocuk motoru sökūp takıyor derdi.Hūlasa yaparak yaşarak ögrenme ve toplumun yazılı olmayan kaide ve kūltūrū gençlerimize aktarılmalı.Akademik başarı tek hedef olduğu zaman gençlik sadece o kanala adapte olmakta.Buda akabinde yasadigi kulturden bihaber nesil ortaya çıkarmakta.Aynı proğramda bir edebiyat öğretmeni kendi alanı ile ilgili bir soruda joker kullanması da ciddi şekilde dūşūndūrūcū.

  11. Halil Köse dedi ki:

    Maalesef başkanım. Etrafimizda bunların örnekleri çok. Acaba yarış ….. mi? Yoksa insan mi yetiştiriyoruz diye vicdanlarımıza ve sistemlerimize tekrar sormakta fayda var.

  12. Hacı Asım KAYALI dedi ki:

    Yarışmaya katılan gencimizi suçlamak hata olur.Son yıllarda teknolojiyle birlikte kültürümüzden uzaklaşıyoruz ,uzaklaşmaya da devam edeceğiz.Malesef yarışmada sorulan soruya benzer deyimleri kullanan nesil artik aramızdan ayrılıyor.Geride kalan bizlerde artik kullanmiyoruz.