Site Rengi

DOLAR
9,5844
EURO
11,1392
ALTIN
556,57
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

Avni OZAN

Avni OZAN

Cümlenin Hangi Ögesiyiz

Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz

Yaşadığımız hayatta, maruz kaldığımız şartları tayin etme hakkına sahip değiliz. Farklı bir söylemle, oynadığımız oyunun kuralları bizim tarafımızdan konulmuyor.

Karşı karşıya olduğumuz olaylara bir projeksiyon çevirdiğimizde aynı kişilerin farklı rollerde farklı davranışlar sergilediklerine şahit oluyoruz. Hasta biz olduğumuzda etrafımızdakilerin duygu durumları, davranışları başka başka olurken bizim bakışımız daha değişik olabilmektedir. Yakınımız hasta ise daha başka bir bakış sergileriz.

Yakınlığın ölçüsü de başka başkadır. İlk akla gelen kan bağı, her zaman yakınlık uyandırmayabilir. Arkadaşlık, dostluk, kardeşlik çoğu zaman akrabalık bağından daha yakınlığı ifade eder. Nice kan veya akrabalık bağı ile bağlı olanların birbirlerine yabancı olduklarını, hemhal olamadıklarını görmekteyiz. Dahası düşmanlıklarına bile şahit olduğumuz olabilmektedir. Peygamber Efendimizin “Kişi arkadaşının dini üzeredir.” sözü, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözüne dönüşmüştür dilimizde.

Anne-baba olarak başka bir rol yüklenirken evlat rolümüz bambaşkadır. Alışverişte esnaf ve müşteri, trafikte şoför, yolcu ve yaya rollerimizin de farklı sorumlulukları vardır. Görevimizi yaparken yüklendiğimiz rol, sosyal ortamlardaki rolümüz hep değişiktir. Bazen ciddiyet içinde olmaya zorlarken kendimizi bazen alabildiğine samimi ve içten oluruz. Aynı kişiyiz aslında ama gün içinde bir sürü rol taşıdığımızın farkında olmadan yaşarız. Rollerimizin hepsini kuşatan bir rol var ki o da kul olma rolüdür. Kulluk rolü dikkat edecek olursak tüm rollere maya teşkil edecek altyapısı mevcut olan bir durumdur.

Hayatın bir kesitini ele aldığımızda dünyanın bazen bizim için ya da bizim etrafımızda döndüğünü, iyi ya da kötü her olayın merkezinde bizim olduğumuzu görürüz. İyi durumlarda sevincimiz tavan yaparken kötü durumlarda, karanlık, çıkmaz sokaklara dalmış, dünya yıkılmış ve altında kalmışız gibi duygulara saplanabiliriz. Bu birazda öğrencinin iyi notu kendisinin alması kötü notu öğretmenin vermesi benzeri bir haldir. Başarıları bizim eserimiz gibi görüp sevinir, gurur duyarken istenmedik durumlara ise başkalarını suçlar, sebepler uydururuz.

Başta ifade ettiğim gibi yaşadığımız hayatın bir kurallar manzumesi var. Kendi içinde işleyen muazzam sistemler gözümüz önünde. Bir bebeğin anne karnına düşmesi ve sonrasındaki evreleri akıllara durgunluk verecek durumda olsa da artık bilinmez değildir. Güneşin doğuşu, batışı, dünyanın yörüngesindeki eğimi, hızı, güneşe uzaklığı, gece ile gündüzün dönüşümü ve daha nicesi her gün şahit olmakla beraber üzerinde fazla kafa yormadığımız konulardır.

Kendi dünyamızın öznesi konumunda olduğumuzun farkında olmadığımız zaman başkasının hayatının nesnesi olduğumuzu unutmamak lazım. Özne ya da nesne olma bizim tercihimizdir. Tükettiğimiz bu ömrü, birilerinin hayatının dolgu malzemesi formatından çıkarmak lazım gelmez mi? Kimin hayatında neyi ifade ettiğimize dikkat etmek gerekir. Bu yeryüzünde olan her şeyin insanın kullanımına verildiği ve büyük bir yükümlülük ile en başta Yaratıcısına karşı sorumluluklar taşıdığının bilincinde olmalıdır. Yaptıklarımız kadar yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın da mesuliyete dâhil olduğu unutulmamalı.

İnsanı kendisine “halife” olarak yaratan Allahu Teâla, hata yaptığında, yolunu şaşırdığında, unuttuğunda kendisine kılavuzluk etsin diye emin elçi göndermiş ve bir de vahiy ile kitap indirmiştir. Kulluk rolümüzün mevzuatını içeren Kuran ve Sünnet, herkes için olmazsa olmazı ifade etmektedir. Hayatı anlama ve anlamlandırmada, karşılaşılan durumlara karşı, geliştirilmesi gereken davranışları bulmada bu mevzuat hükümleri yol gösterici olmaktadır. Kuran ve Sünneti dikkate almadaki çabamız, hayat sınavındaki başarımız ve Ahiret yurdundaki saadetimizin anahtarıdır.

Kendimize özne olarak bakma ve iki cihan saadetine erişme dileklerimle.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Halil Köse dedi ki:

    Avni Hocam kaleminize sağlık. Roller ve rollerimiz önemli bir konu. “Aynı kişiyiz aslında ama gün içinde bir sürü rol taşıdığımızın farkında olmadan yaşarız.” Rabbim b:izleri rollerimizin farkında olarak Kur’an ve Sünnet rolünden ayırmasın inşallah.