Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Avni OZAN

Avni OZAN

Asıl Olan Nedir

“Her şeyin başı sağlık” elbette. Büyüklerimizin dilinde önemli bir duadır: “Allah, akıl noksanlığı vermesin” dileği. Akıl sağlığı, sağlıkta daha bir öneme sahiptir. Gençliğin ömürdeki yeri gibi.

Matematik, hayatımızın her zamanında ve yerinde vardır. Zira Allah, her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır. Anne karnından dünyaya olan yolculuk ve dünyadan ahirete giden yollar ile evreleri hep ölçü iledir.

Hangimizin daha güzel davranacağının meydanı olan dünya imtihanında asıl olan şey nedir? Günlük hayatımızda önem taşıyan şeyler ne kadar önemlidir gerçekten? Kaybettiğimizde neyin eksikliği daha fazla oturur içimize? O şeyi kaybetmeden değerini bilmemizin engeli kaldırılamaz mı? Yine soruları uzattım. Daha uzatmak da mümkün ama maksat hasıl olmuştur sanırım.

Para, önemli bir enstrümandır hayatımızda. Kazanmak için dişimizi tırnağımıza takar, saçımızı süpürge ederiz. Kazanmak için sağlığımızı hiçe sayarız da sonrasında kaybettiğimiz sağlığımızı paramızla satın alamayız. Çok parası olanlar çok mutlu da değillerdir. Uğrunda cinayetler işlenecek kadar gözün karartıldığı para, mutluluk verici bir şey değil aslında. Mutlu olmak için illa da çok paramızın olması gerekmez. Nasıl ki “şükrünü eda edebileceğimiz az malın, şükrünü eda edemeyeceğimiz çok maldan daha hayırlı” olduğunu Peygamber Efendimiz (SAV) bildirmişti.

Elden ele dolaşan bir meta olmaktan çıkmaktadır para. Çay içilen yerlerde, büfelerde, pazarlarda, minibüslerde hala eski önemini koruyan para, çoğu yerde kartlara kendini teslim etmektedir. Daha çoğunlukta ise bankalarda rakam olmaktan öte bir şey değildir. Olmayan paramızı, kartlar sayesinde önceden harcar oluyoruz. “Paran kadar adamsın” anlayışını getiren Kapitalist sistemin dayattığı sürekli harcama, bir şeyler alma, olanı değiştirme… artık alışkanlık halini almıştır. Parayı kazanırken davranışımız, harcamada da kendini göstermeli. Zorlukla kazanılan kolay harcanmamalı. Kazanmanın bir ahlakı olduğu gibi harcamanın da bir ahlakı vardır.

Az çok, küçük büyük, yakın uzak dengesi her zaman bilindiği gibi olmayabilir. Mesela haksızca elde edilen 5 lira, alın teri ile kazanılan 1 liradan küçüktür. Haklı olan az kişi, haksız çoğunluktan daha değerlidir. Mazlum tanımadığımız, zalim akrabamızdan daha yakındır. Zekat, sadaka yoluyla paylaşmak, malı azaltmaz bilakis çoğaltır.

Babamın bir sözü var, kulağıma küpe olan: “Bazı adamlar var ki çok parası var ama masasında çayını içecek adam yok. Öylesi de var ki cebinde parası yok ama masasından çay içeni eksik olmaz.” Çok malı olan çok iyi adam olmuyor. Malı ya da parası olmayan, “olsa şöyle yaparım, böyle yaparım” diye bol keseden laflar ede dursun. İnsanın yaptıkları, yapacaklarına teminattır.

Az ya da çok varlık sahibi olmak değildir asıl olan. Mevlana’nın “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.” dediği gibi nice makam ve varlık sahiplerinin adam olmadıklarını görmüşüzdür. Makamından ve parasından güç alarak her şeye, herkese hükmetme sevdasında olanlardan bahsediyorum. Lafla peynir gemisinin yürümediğini biliriz. Duruşumuz, olaylara bakışımız, bulunduğumuz konumda yaptıklarımız değer ifade eder. Çok kısa süreliğine konumlandığımız şu dünyada, hoş bir sada, iyi bir isim bırakma mücadelesini son nefese kadar taşıma gayretinde olmalı insan.

Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa öylece korkmalı, emin ve iyi insan olabilme gayretinde uyanık olmalıdır.  Yanlış, boğucu çoğunlukta olsa da doğruda kalabilmektir asıl olan. Asıl olan, Müslümanca yaşayabilmenin zorluğuna rağmen Müslümanca ölmenin yollarını aramaktır. Haramın kolaylığı ve olanca cazibesine rağmen helal dairesinden çıkmamaktır asıl olan. Kazanırken de harcarken de kul olduğumuzun bilinci ile davranabilmek oldukça önem taşımaktadır.

Ağlayarak geldiğimiz bu dünyadan, verilen donanımları en güzel şekilde kullanmış olarak imanla ve gülerek gidebilmektir asıl olan.

Teferruatlarda kaybolmadan, asıl olan şeyi önceleyenlerden olanlara selam olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Halil Köse dedi ki:

    Sözün özü: Teferruatlarda kaybolmadan, asıl olan şeyi önceleyenlerden olanlara selam olsun.

  2. Aytekin Girgin dedi ki:

    Kaleminize sağlık. Yalnız da olsak Hak yanında olmayı dileyelim. Böyle dostlara selam olsun.