Site Rengi

DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
16°C
Ankara
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Rüzgarlı
21°C
Salı Gök Gürültülü
13°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C

Sürgün bitti

İkinci Yeni şairlerinden olan Sezai Karakoç, şiir anlayışı, hayat görüşü ve din karşısındaki tutumu bakımından topluluğun diğer şairlerinden farklı bir çizgide durur. Sezai Karakoç, hayat felsefesini İslami temeller üzerine kurmaya gayret etmiştir. İslami hayat biçimini diriltme çabası içerisindedir ve şiirlerini de bu eksen etrafında yazmıştır. Karakoç, benimsediği ve diriltmeye çalıştığı ideoloji sebebiyle bir dönem hapis de yatmıştır.

“Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır”

 

Her mısrası ayrı ayrı ve günlerce süren derslerde anlatılsa yine eksik kalacaktır. Bu toplumun vicdanındaki merhameti bir müjde olarak yorumlarken, ümitsizliğe düşmememiz gerektiğini ne de güzel ifade etmiştir. Var olduğun ve yaşadığın şartlar ne olursa olsun kaderin üzerinde bir kader olduğuna vurgu yaparak ümitsizlikten uzak durmamızı da anlatmaktadır.

“Seni yok sayacaklar, sen daha çok var olacaksın” sözü de aslında Türk Milleti’nin kalbindeki merhamet duygusunun sonucunda varlığını devam ettireceğine de vurgu yapmaktadır.

“İslâm bir sevinçti, kaplardı içimizi” bir tek bu mısra bile ona ve bize şeref kazandırmaya yeter. Diriliş‘i yeterince çiçeklendiremese de suyu tersine çevirmeyi başarmıştır Sezai KARAKOÇ.

O çok farklıydı ama bir o kadar da herkes gibi yaşadı… Onu şatafatlı otellerde, gösterişli evlerde, en lüks toplantı salonlarında göremezsiniz. O herkesten farklı ama herkes gibi yaşayan biriydi. Kilometrelerce yürüyerek işine gittiğinde ya da metroda onu görmek mümkündü.

Kendisini hacca götürmek isteyen zamanın Diyanet İşleri Başkan Yardımcısına, ”Ben milletin parası ile hacca gitmem. Bana hac henüz farz olmadı. Farz olduğu zaman giderim inşallah” diyecek kadar mertti.

“Üstadım! Hacca gitmeyerek bu ümmeti bir Arafat manifestosundan niçin mahrum ediyorsunuz” diye ısrar eden Diyanet İşleri Başkan Yardımcısına: “Hocam! Arafat’a manifesto yazılmaya gidilmez, Vakfe’ye durmaya gidilir” diyecek kadar davasına sahip ve eylem adamı olduğunu göstermiştir.

Umutsuzluk onun inancında hiç olmadı. “Gün gelir. Gül de açar. Bülbül de öter. ” ve “Geceye yenilmeyen her insana ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır. ” sözleri bunu teyit eder. Sabahı, güneşi görmek isteyenleri geceye yenilmemelerini söylerken diriliş mesajını verirdi.

“Neyse ki yarın var. Umutların en sevdiği gün” sözü de ona aitti.

Kalemi, kelamı ve duruşuyla benzeri inşa edilemeyecek bir güzellik abidesiydi Sezai KARAKOÇ. Herkesin takdirini kazanmasının en büyük sebebi söylediklerini yaşamasıydı. Diriliş abidesi idi. Kendisine takdim edilen ödülleri kabul etmezdi. Protokol ona göre değildi.  Ödül için tören düzenlenmesi ona göre değildi.

Mesafeli, kendini hiçbir toplulukla özdeşleştirmeyen, suretini hep esirgeyen… Verili düzende bir türlü duramayan, kalıplara sığamayan, o kalıpların dışında kendine hep bir nefes alanı açan… Cemal Süreya’nın tarifiyle “Sıkışmış, sıkıştırılmış deha”idi.

“Mona Roza’dan ayrıldıktan sonra şiir yazmayı neden bıraktınız?” Sorusuna şöyle cevap veriyor Sezai Karakoç:

“Hayatının öznesini kaybedince, devrik oluyor tüm cümleler…” diyerek de sevdasına olan bağlılığının en güzel şekilde ifade ediyor.

İnsanı şafak bulutları gibi saran bakışları, o demiri yumuşatacak kudretteki müşfik sesi, okuyanın ruhunda infilak eden cümleleri hemen hemen herkesin kalbine nakşetti.

İslâmîyeti öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin sözü tam da sembol olmasının gerekçesi idi. Laftan uzak, hareketin içerisinde, hayatın her aşamasında İslam’ı yaşayan bir beden.

“Milletim Uyan ve kendine gel. Yeni bir sayfa, yeni bir çağ aç. Doğuya ve batıya dur diyecek güç sensin. Kendini bildiğin gün kurtulacaksın. Anlaşılıyor ki, İslâm âleminin kaderi, Türkiye’deki kördüğümün çözülmesine bağlı. Sır Türkiye’nin kaderinde gizli❞ diyerek ülkeye sahip çıkılmasının önemine vurgu yapmaktadır.

Diriliş erinin görevi, yeni bir insan ve toplum psikolojisi oluşturmak için amansız kültür savaşının öncüsü olmaktır. Müslüman kişi, çağdaş olmalıdır. Bu çağdaşlıktan kasıt ise Müslümanın geçmişe takılmayıp onu bugün de gerçekleştirmeyi görev edinmesidir.
Müslümanlığın eksiksiz bir şekilde gerçekleşmesi için de insan ilk önce kendi içinde Müslüman olmalı, sonra bunu toplumsal alanda yaşamalıdır. Sonra da psikolojik ve toplumsal muhtevaya tarih şuurunu da eklemelidir. Günümüzde en büyük savaş, insanın iç dünyasında gerçekleşmektedir. Diyerek de mücadeleden bıkmamamızı ve en önemlisi öncü olmamızı istemektedir.

“Geldik, çağı gördük ve ürperdik.” dediği,

 “Baharı Yaz Uğruna Tükettik

Aşkı Naz Uğruna

Ve Papatyaları Seviyor Sevmiyor Uğruna

Derken Ömrü Tükettik Bir Hiç Uğruna”

dediği dünya sürgününe son verildi en sevgilisi tarafından.

Allah rahmet eylesin.

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Ali Çaycı dedi ki:

    Kalemine sağlık, çok güzel yazı olmuş. Mütefekkirimize, şairimize Yüce Allah’ tan rahmet diliyorum, mekanı Cennet olsun.

  2. İbrahim TAHMAZ dedi ki:

    Tebrik ederim başkanım..

  3. Mustafa dedi ki:

    Emeğine yüreğine kalemine sağlık değerli başkanım ülkemiz için çok değerli bir şahsiyetti Mekanı cennet olsun inşallah

  4. Muammer dedi ki:

    Allah rahmet eylesin Mekanı Cennet olsun. Sizinde yüreğinize sağlık kıymetli hocam.

  5. Bekir TOKGÖZ dedi ki:

    Dünya sürgününü ayakta bitirmek güzel ama.
    Sürgünde sürünmek… Herkesten ırak olsun.
    Temiz bir kişilik, temiz bir hayat, dünya kirlerinni yüjlenmemiş hafif bir omuz, Sezai KARAKOÇ. ALLAH RAHMET EYLESİN.

  6. Yıldırım dedi ki:

    10*****

  7. Battal Akman dedi ki:

    İslâmîyeti öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin. Işte hayat felsefesi. Allah gani gani rahmet eylesin.

  8. Lokman Yazıcı dedi ki:

    Derlerki başaklar olgunlaştıkça başlarını eğermiş.Üstadın başı hep eğik lakin hep dimdikti.Şair olupta egosu olmayan kimdir sorusunun cevabı idi.Onun hayatı sahabe gibiydi.Bize bu çağda adam olunabileceğini gösteren adam.Rabbim seni karşılasın..Ayrıca yazınız için sizede minnettarız …

  9. Mahmut Tökel dedi ki:

    Allah rahmet eylesin, ne güzel tanıtmışsınız üstadımızı. O dünya sürgününü edebince tamamladı darısı başımıza

  10. Mustafa Hasbi Üstündağ dedi ki:

    İnşallah hakiki dirilişe vasıl olmuştur. Allah rahmet eylesin. Yüreğinize sağlık sayın hocam

  11. Burhan ERARSLAN dedi ki:

    Öğrenmek değilde yaşamak lazım hakkı. Hep öğrendik pekte tatbik etmedik. Güzel konuştuk ama hakkı yaşamadık. Doğru ol dedik ama düzgün yaşamadık bu hayatı. Rehber sezai karakoc geçti bu fani alemden. Gibileri pek yoktu aynısı idi hep. NUR içinde yat mahşere kadar…

  12. Feyyaz Sevinçli dedi ki:

    Yazar incelemelerinde kaynak olacak bir tanıtım olmuş. Kaleminize sağlık.
    Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah.

  13. Ebubekir ZORLU dedi ki:

    Allah (cc) rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

  14. Cemali YEŞİLOT dedi ki:

    Aşkından oldum nezle burnumu siliyorum 60 Mete bezle mısralarını yazanlar bile üstattan daha çok rağbet gördü maalesef.insanı yaşarken diri tutmak lazım.
    Kaleminize kuvvet başkanım