Dolar 16,1029
Euro 17,3438
Altın 966,78
BİST 2.375,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Çar 27°C
Per 26°C
Cum 28°C
Cts 29°C

Gelecekte Geçmiş Problemimiz

A+
A-
03.04.2022
188
ABONE OL
Gelecekte Geçmiş Problemimiz

Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz.

 

Bilişim araçlarının ve internetin hayatımıza kattığı kolaylıkları saymakla bitiremeyiz. Bilgiye erişimde, haberleşmede, iletişimde, iş hayatında sağladığı imkanların yanında bilgiyi depolamadaki üstünlüğü herkes için kolaylıklar sağlamaktadır.

Elektronik ortamlardaki paylaşımların kaybolmazlığı konusunun, gelecekte çok baş ağrıtacak nitelikte olduğu, henüz fark edilecek boyutta değildir. Pervasızca kullanımlar, yazışmalar, paylaşımlar bir şekilde ortaya döküldüğünde yüzlerimizde bakılacak hal kalacak mı, bilemiyorum.

İstediği şeyi söyleyenlerin, istemediği şeyleri duyabileceği gerçeğinden hareketle diyebiliriz ki; istediğin şeyleri paylaştığında, istemediğin durumlarla karşılaşman, olası bir durumdur. Yasal açıdan olduğundan daha çok ahlaki açıdan sorun çıkaracağını öngörmek için müneccim olmaya gerek yoktur.

Henüz 13-14 yaşlarındaki çocukların tavırları, ilişkileri, paylaşımları daha şimdiden baş ağrıtmaya başlamışken verilen cevaplardaki pişkinlik daha fazla can acıtır durumda. Ailelerinin tavırları ise çok bencilce. Kendi çocuğu yapmışsa “ne olur ki bundan, ne olmuş yani, bu kadar abartacak ne var…” iken; çocuğuna yapılandan aslan kesilerek parçalayacak tavırları çok defa görmekteyiz. Orta bir yol tutma, olayın adını koyma, anlama ve düzeltme çabasında olan az sayıda kimsenin kalması geleceğe dair endişelerimizi arttırmaktadır.

Adalet, hak, hukuk, ahlak herkes için lazımdır. Sana göre ayrı, bana göre başka mana taşımamaları gerekir kavramlarımızın. Ortak dil, anlayış, bakış gerekir ki anlaşma olabilsin.

Sosyal medya paylaşımlarımızın ayarı çoktan beri bozuk olmakla beraber son zamanlarda daha fazla ve gelecekte ise çok daha da bozulacağı görülmektedir. Ayarsız, ortası olmayan bir toplum olma yolunda ilerlediğimizi düşünüyorum. İşine gelmedikçe (buna menfaati olmadıkça da denebilir) kimsenin kimseye saygı duymadığı bir davranış yumağı ile karşı karşıyayız. Menfaatine olan durumu yaptığında senden iyisi olmazken “hayır” dediğinde ise tehdit, şikâyet, türlü türlü suçlamalar ile karşılaşmak mümkün oluyor. Kimse durup da aynaya (çocuğuna) bakıp “benim de şöyle kusurum var” demediği için problemlerimiz katlanarak artıyor.

İnternete yüklenen, sosyal medya aracılığı ile paylaşılan bilgiler ve bilhassa fotoğraflar geleceğimizde büyük yıkımlara gebe bir hal oluşturmaktadır. Kim, kimle, ne paylaştığına dikkat etmediğinde, zaten yaralanmış olan aile kurumu, iyice yok olmaya yüz tutacaktır. Felaket tellalı gibi konuştuğumu düşünüyorsanız çocuklarınızın paylaşımlarına bir göz atın. Çocukların ebeveynlerinden daha fazla medya ve bilişim araçlarını kullanmayı bilmeleri, büyükler için bir dezavantaj oluşturmaktadır. Bu durumda samimi yaklaşım, iyi iletişim ile kimlerle ne seviyede arkadaşlık yaptıklarını izlemek en doğru yol görülüyor. “Benim çocuğum yapmaz.” modundan derhal çıkmalısınız, zira her çocuk yapar/yapabilir.

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Diyordu Necip Fazıl, “Destan” adlı şiirinde. Maalesef ki burnunu göstermekten utanan ninelerimiz birer birer ayrılıp gittiler. Her gidenle beraber bir dua kapımız kapandı. Anneleri tutarsız olan neslimizin kızları ise ölçü nedir bilmez bir durumdadır. Yanlış yapanın hiç olmazsa utandığı, yüzünün kızardığı nesil tükenmektedir. Utanması olmayandan ise her şeyin beklenmesi mümkündür. Çünkü “İnsanlık, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir: Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!”

İmandan bir şube olan “hayâ,” utanmanın genel adıdır. On bir ayın sultanı olan Ramazan da geldi. Takva elbisesi giymek için ne beklenmektedir.

Gelecekte -geçmişinden utanarak- kimlik değiştirmek isteğinde bulunmamak için utanılacak söylem ve eylemlerden uzak olmak gerekir. Belki de bir sonrakini göremeyeceğimiz, arınma ayı Ramazanı gereği gibi değerlendirip kendi muhasebemizi yapmamız dileklerimle.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.
Eğitim Ciddi iştir