Dolar 18,4191
Euro 17,8508
Altın 973,15
BİST 3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Paz 27°C
Pts 29°C
Sal 27°C
Çar 27°C

Yağ(cı)lar ve yağ(macılar)

A+
A-
09/04/2022 00:01
ABONE OL
Yağ(cı)lar ve yağ(macılar)

Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz.

Arkadaşlarla konuşurken, sosyal medyayı okurken ertesi gün Ayçiçek yağlarına çok ciddi şekilde zam geleceği dedikodusunu duyuyorum. Öğle vakitlerinde az bir zam fiyatı söylentileri varken bu fiyat akşama doğru iki katına çıkmış durumda. Deyim yerinde ise oturduğumuz yerden zam yaptık Ayçiçek yağlarına. Ya da oturduğu yerden birileri para kazanıyordu.

Kabul etmem lazım ki ben de telaşlandım. Evde yağ kalmamış. Zam gelmeden yağ alsam diye de içimden düşündüm. Ama sadece düşündüm. Ben düşünene kadar en yakınımdaki arkadaşlar dahi 4 teneke 18 litrelik Ayçiçek yağını bilmem kaç liradan aldıklarını söylemeye bile başladılar.

Düşünsenize toplamda 72 litre Ayçiçek yağı. Sanırsınız ki evlerinde cenaze var ve gelenlere helva yapılıp, dağıtılacak.

Ev hali, bitince her zaman ayda bir defa 5 litre Ayçiçek yağı alırım. Bir süreden bu tarafa “YAĞ“macılar için yazılanları görünce markete gitmeye utandım.

Ben şimdi kimseye çaktırmadan bu yağı nasıl alacağım? “diye düşünmeye başladım. “Yağ” macılar gibi rafta ne varsa almak gibi bir niyetim yok ki. Sadece evimin ihtiyacı olan ve genelde ayda bir kez aldığım 5 litrelik Ayçiçek yağı alacağım.

Çok şey mi istiyorum? İstemiyorum ama “Yağ” macılar yüzünden o bile bana kalmadı. O gün “Yağ”macılarla birlikte görünürsem “Yağ”macılarla birlikte hareket ediyor imajı da vermek gibi bir endişe de taşımıyor değilim.

Hangi market bizden yağ saklayacakmış?

Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, tırmanır alırım

Yıkarım rafları, marketlere sığmam, alırım

diyemem ki.

Benim görgüm, benim ahlâk anlayışım bu sözlere uygun değildi.

Ertesi gün ihtiyaca binaen markete gidip yağ aldım. Dünkü fiyat itibari ile azımsanmayacak şeklide fiyat farkı vardı. Mecburen 5litrelik Ayçiçek yağını alarak evime geldim.

Yukarıda hikâyeleştirmeye çalıştığım olay, son zamanlarda günlük hayatımızda nerede ise sürekli yaşadığımız fotoğraflardan sadece birisi olmaya başladı.

Biz böyle değildik. Böyle hiç olmamalıydık. Sahi ne oldu bize? Şairin dediği gibi azar azar oldu. Kurbağanın azar azar ısıtılan suyun kaynadığını fark etmemesi gibi biz de ahlaksızlığa doğru yol aldığımızın farkına varamadık galiba.

Bu milletin yeniden resetlenmesi lazım. Hiç bir değerimiz kalmamış. Tükenmişlik sendromu yaşıyoruz. Ahlaki değer yargılarımız sıfır. Bilinçli toplumsal refleksimiz sıfır. Tamda içgüdüsel davranış modelini yaşıyoruz.

Bu insanoğlu telefon olsa resetlersiniz fabrika ayarlarına döner, bilgisayar olsa kapatıp yeniden açtığınızda hatalarını kendiliğinden giderecektir. Ama insanoğlunun resetlenmesi nasıl olacak bir eğitimci olarak ben bile bilmiyorum. Bilen varsa beri gelsin de ben de buradan paylaşayım.

Bu ülke yağcılar ve yağmacılardan çok çekmiştir. Aslında dünya çok çekmiştir bu iki yaratık cinsinden.

Aralarındaki en önemli fark yağcılar hep iyi zamanlarda ve kotarılması gereken durumlarda ortaya çıkarlar. Menfaatinin gereğini yaparlar. Menfaatinin olmadığı yerde görünmezler. Şeker sevmezler ama dilleri çok tatlıdır. Yağlı yemezler ama yağ çekmeyi çok iyi becerirler.

Yağlı cümleler çabuk yutulur. Şekerli cümleler çabuk aldatır insanları. Bunları bildikleri için dilleri tatlı, cümleleri yağlıdır. “Ağzında bal olanın kuyruğunda iğnesi vardır”, “Yalaka koyun, kasabın keskin bıçağını övermiş” sözleri tam da bunlar için söylenmiş sözlerdir.

Sizin istemediğiniz cümleler kurmaya başladığında onun da cümlesi değişir ve sizin cümleleriniz onaylamaya başlarlar. Tıpkı, “Aman Sultanım, ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil.” Hikâyesinde olduğu gibi.

İlgili hikâyeye linkten ulaşabilirsiniz. (https://fatihbasak.org/2021/05/dalkavuklar-ve-istisare/)

Yağmacılar ise zor durumlarda ihtiyacına bakmadan ihtiyaç sahibinin elindekileri bile alırlar. Daha doğrusu çalarlar. Kötü şartlarda ortaya çıkarlar. Savaşlar, ihtilaller onlar için bulunmaz şartlardır. Herkesin istemediği zor dönemleri onlar çok isterler. Deyim yerinde ise puslu havada avlanmayı tercih ederler.

Müslümanlar için kıymetli olan Ramazan ayını fırsat bilip, Cuma günlerini fırsat bilip fahiş fiyatlarla zam yapmak da bir yağmacılık değil midir?

Bazı insanların, yağmanın yasal olunca tüm ahlaksızlığından arınacağını düşünmek kadar endişe verici bir durum yoktur.

Yağcılık ve yağmacılık kelimeleri kökleri aynı gibi görünse de kendi içerisinde zıtlıkları vardır. Ama sonuçta her ikisi de haramına helaline bakmadan kazanmanın derdindedirler.

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

  1. Burhan dedi ki:

    Biz böyle değildik. Böyle hiç olmamalıydık. Sahi ne oldu bize?
    Eskiden zamlar öyle bağıra çağıra gelmezdi, önce esnaf arasında fısıltıyla yayılır, stoklar yapılır, rafları vatandaş değil esnaf boşalrırdı, bir kaç gün sonrada zam gelince esnaf dükkanda duran malından para kazanmış olmanın mutluluğu ile tarisiz bir mutluluk yaşardı.
    Oysa şimdi öyle mi? Zam dedikoduları esnaf arasında değil halk arasında “birazda kasten” yayılıyor, geçmiş tecrübelerine güvenen vatandaş marketlere hücum ediyor, bir gün önce 100 liraya aldığı ürünü 140 liraya almış olmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyor ve bu şekilde zamdan etkilenmemiş oluyordu.
    Şu konuyu da atlamayalım, stok edilen bu ürünler kredi kartıyla alınır, her ay asgarisi ödenir,

  2. Ali ATMACA dedi ki:

    Yağcılık, ağır iş makinalarında (Dozer v.b) bir meslek.
    Etik kuralların başında “ahlak” gelir. Ahlakı olmayanın dinide yoktur.
    Hz. Muhammed”de (s.a.v)vGüzel ahlakı tsmamlamak üzere gönderilmiştir.
    Kur’an ahlaksızlıkları yüzünden dünyadan silinmiş toplumlardan bahseder.
    Keşke ahlaklı bir nesil yetiştirmek değişmez parolamız olsaydı.
    Yağ meselesi ise, modern talan oldu.
    Endüstti, kent toplumu oşmanın doüal bir sonucudur.
    1027 senesinde ülke nüfusunu % 75 den fazlası kırsal alanda, köylerde yaşarken bugün 4 milyon köylerde yaşıyor. Köylerde yaşayanlar bir şekilde hayvanlardan ve çeşitli bitkilerden yağ ihtiyaçlsrını karşılıyordu. Köyümüze Rize’den iç yağı gelirdi, güveçlere bu yağ komurdu.
    Bütünüyle işler “zeytin yağı yiyemem, basmada fistan giyemem.” Türküsünden itibaren bozuldu.
    Selam ve sevgilerimi iletiyorum.

  3. Süleyman KELEŞOĞLU dedi ki:

    Tebrik ediyorum başkanım hemşerim öyle yerinde ve doğru tespitler yapmışsınız bir solukta okudum tüm tespitlerine katılıyor ve teşekkür ediyor başarılı yazılarının devamını diliyorum sağlık ve afiyet içinde ömürler diliyorum Allah’a emanet olun Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü

  4. Yasin dedi ki:

    Yüreğinize sağlık başkanım

  5. Zehra dedi ki:

    Tebrik ederim hocam yine çok güzel ve çok doğru sözler dökülmüş dilinizden. Süleyman Bey’in dediği gibi tek solukta okudum. Yazılarınızın devamını dilerim. Teşekkürler.☺️

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.
Eğitim Ciddi iştir