Dolar 16,0872
Euro 17,3339
Altın 965,58
BİST 2.375,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Çar 27°C
Per 26°C
Cum 28°C
Cts 29°C

Sevmeden sevilmeyi beklemek

A+
A-
05.05.2022
364
ABONE OL
Sevmeden sevilmeyi beklemek

Makalemizi sesli olarak da dinleyebilirsiniz.

Meslek hayatımın sekiz yılını ülkemizin Doğu ve Güneydoğuda bölgelerinde geçirdim. Görevimin İlk dört yılında Batman/Kozluk İlçesinin bir köyünde görev yaptım. En sıkıntılı, güvenlik açısından çok zorluklar yaşadığımız ancak en huzurlu dört yıl. Belki de kardeşinizin bile size yakından ilgilenmeyeceği kadar ilgi gördük. Daha sonra Şanlıurfa ve Ağrı illerinde toplamda 4 yıl olmak üzere sekiz yılımı tamamladım.

Hep ön yargı ile gittiğim ancak hep mutlu ve huzurlu döndüğüm ve halen vefa kavramını bu bölgelerde hatırladığımı özellikle ifade etmek isterim. Aradan 32 yıl geçmesine rağmen halen irtibatımı koparmadı isem, halen öğrencilerim beni arıyorlar ise bu karşılıklı sevginin bir tezahürüdür.

Ağrı’da yöneticilik yaptığım yıllarda göreve başlayan öğretmenlere hep şunu söyledim.

“Ön yargılarınızın buralarda anlamsız olduğunu göreceksiniz. Bu bölge insanı fakir olabilir. Ama evlerine gittiğiniz evindekini en iyisini sizlere ikram etmek için adeta kendini feda edecektir. Bu ikramın devam etmesini istiyorsanız önce sevmek zorundasınız. Seveceksiniz ki sevilmeyi göreceksiniz. Sevmediğiniz hiçbir yerde sevgide de göremezsiniz.”

Farklı dilleri konuşsak da gönüllerimiz hep aynı türküyü söyledi onlarla. Gönlümüzde bağ kurduk. Bu bağ sayesinde sevdiler ve sevildiler. Duygularımız, bakışlarımız, beden dilimiz, ortak olan ve bizi insan kılan özelliklerimiz sayesinde kalpten kalbe giden yolu bulduk.

Neşet ERTAŞ’ın deyimiyle;

Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçenin gülü derilmez

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Gönülden gönüle gider

Yol gizli gizli.

Sekiz yıllık süre içerisinde bunu yapmaya gayret etmiş olmalıyım ki aradan geçen 32 yıl o çocuklarımla aramızda engel olamamış.

Geçen günlerde Erzurum’un bir ilçesinin girişinde Kürtçe ve Türkçe “Hoş geldiniz” yazılı tabela önünde 4 kişi tepki çeken hareketlerde bulunarak ülke gündemini de meşgul ettiler. Her ne kadar daha sonra “Tayinlerimizin çıkma dönemine yaklaştığımızı ve bir daha bu ilçeye dönmeyeceğimizi vurgulamak istedik, hareketlerimiz Kürtçe ‘ye yönelik değildi” deseler de yapılanın doğru olmadığını tepkilerle ifade edenler oldu.

İnsan öncelikle yaptıklarının ne gibi sonuçlar doğuracağını önceden düşünebilmeli. 3-4 gündür ülke gündemini meşgul etmek kimsenin hakkı da olmamalı, haddini de aşmamalı.

Bir eğitimci olarak beni üzen boyutu ise bunların öğretmen oluşudur.

Öğretmen; Her şeyden önce rehberdir ve bu toplumun öncüleri olmak zorundadır.

Öğretmen; sıkılan, kıskançlık içinde boğulan, ben senden daha çok test çözdüm diyen çocuklar değil, sevgiyi bilen, mutluluğu tüm benliğinde hisseden, gerçek mesleğini, gerçek yuvasını bulan kişilerdir. Kendini net olarak doğallığıyla aktaran, neyi neden yaptığının farkındalığına ulaşmış çocuklar yetiştirendir.

Deyim yerinde ise dünyanın ve hayatın kullanma kılavuzunu kullanmasını bilen çocuklar yetiştirmek zorunda olandır. Bunu yapmak için; cana dokunuş yaptığını bilen, ufak bir kalbe, bir insanın yetiştirilişine ve insanlığın geleceğine dokunduğunun farkında olan, kalpleri sevgiye ve öğrenmeye kapalı olmayan öğretmenler yetiştirmek zorundadır. Bilmelidir ki bir öğretmen en az otuz kalbi yönetir. (https://fatihbasak.org/2021/03/bir-dokunus-bir-ogretmen/)

Farz edelim ki o sözüm ona o öğretmenler “Tayinlerimizin çıkma dönemine yaklaştığımızı ve bir daha bu ilçeye dönmeyeceğimizi vurgulamak istedik, hareketlerimiz Kürtçe ‘ye yönelik değildi” demiş olsunlar ve biz de buna inanmış olalım. Bir dile, içinde yaşadıkları o topluma hakaret etmediklerini farz edelim. (Ki ben buna inanmıyorum)

Allah aşkına hangi öğretmen benim burada yazmaya hayâ ettiğim parmak arası hareketi yapar? Hem de utanmadan, sıkılmadan. Şen şakrak bir hava içerisinde, ayaklarını havalara kaldırarak kime ve hangi amaçla hareket yapmaktadırlar?

O hareketi yapan bir öğretmen olamaz ve olmamalıdır. Bu sözüm ona öğretmenlerin yetiştireceği öğrencilerin hangi ahlak üzerine olacağını ve bu ülkeye ne katkı sağlayacağını tahayyül bile etmek istemiyorum.

Bu tipler bir ayrık otu gibidir ve bir an önce bu ayrık otlarının temizlenmesi gerekmektedir. Herkes bilir ki ayrık otlarını temizlemezseniz bir süre sonra tüm bitkiler ayrık otuna dönüşecektir.

Malumdur ki çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimiz ya da yolmadığımız dikenlerdir.

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

 

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

  1. Özcan+GÜNER dedi ki:

    Değerli hocam,neden bir türlü bu alanda kaliteli insan yetistiremiyoruz.Neden ?Bakanlıkta üst düzeyde çalıştınız.Engeller nedir?36 yıldır bende işin içindeyim.Birseyler yapmaya çalışıyorsunuz.Bir yerden sonra dikiş tutmuyor?Neden?

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.
Eğitim Ciddi iştir