Dolar 18,6344
Euro 19,6306
Altın 1.077,07
BİST 4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 8°C
Az Bulutlu
Ankara
8°C
Az Bulutlu
Pts 8°C
Sal 10°C
Çar 12°C
Per 13°C
17/04/2022 00:01
07/01/2021 14:17
06/01/2021 18:54
23/09/2022 00:01
23/08/2022 17:10

Sorumluluk mu Hak mı

A+
A-
12/06/2022 00:01
ABONE OL
Sorumluluk mu Hak mı

“İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” ifadesi başlı başına sorumsuz olmadığımızın delilidir. Sorumluluk imtihan olmamızın da ana kapsamını oluşturmaktadır.

Hak nerede duruyor o zaman? Haklarını kullanarak sorumluluğunun gereğini yapma durumundadır insan. Hak ve sorumluluk birbirinin içinde ve biri olmadan diğeri olamayan iki kavramdır.

Temel bazı haklar doğuştan kazanılır. Kanunlarla koruma altına alınan haklar, zaman içinde yetmez oluyor ki yeni hak arayışları başlıyor. “Hak verilmez, alınır.” prensibi ile meydanlara dökülmeler, yürüyüş ve bazen istenmeyen şiddet olayları hak arayışının bir parçasını oluşturmaktadır. Maddi karşılığı olan hakların temini aşamalarında, üçüncü kişilere, birçok mağduriyetlerin yaşatıldığı da ayrı bir konudur. Görev yapmama, eylem yapma, iş yavaşlatma, grev yapma aşamaları olan arayışlar genellikle karşılığını bulmaktadır.

Devletin (yöneticilerin) görevi, çalışanlarının daha iyi şartlarda hizmet üretmesi ve halkın da daha iyi hizmet almasını sağlamaktır. Yasalarla işlerin nasıl yapılacağı ve vatandaşların nasıl yararlanacağı kayıt altına alınmıştır. Hizmet sunmakla görevlilerin, bulundukları konuma gelebilmek için ne kadar çok mücadele ettiğini unutup halka tepeden bakma, burnu büyümüş olma, hali kabul edilemez. Masanın diğer tarafını her zaman akılda tutmalı ve kendisine yapılmasını isteyeceği muameleyi karşısındakine yapmalıdır. Hizmetini en güzel şekilde sunarken insan onurunu kırıcı söz ve davranışlardan her zaman uzak durmalıdır.

Sancılı birçok süreç sonrasında elde edilen haklar, kullanıcılarının sorumluluğunu daha iyi yapmasını sağlıyor mu, araştırma konusu olmalıdır. Sorumluluk sahibi insanlar hakları az iken de görevlerinin gereğini en güzel şekilde yerine getirmişlerdir. Daha çok hak verildiğinde bu durumdaki insanların iş görmesinde aynı hassasiyetin sürdüğü gözlenmiştir. Hakların (ücretin) yetmezliği ile ilgili yoğun mücadele eden bir kısım kişilerin sorumluluklarını yerine getirirken hassas davranmadıkları, maalesef çok defa karşılaştığımız bir manzaradır.  Bu kişiler durumlarında düzelme olduğu, istedikleri hakları aldıkları halde sorumluluklarını –görevlerini- daha iyi yapmadıkları da herkesçe malum bir konudur.

İnsanların önceliği hak mı sorumluluk mu olmalıdır? Haklar konusunda fazla bilinçlendirme olduğunda sorumluluklardan vazgeçmek mi gerekir? “Bu benim hakkım.” diyen kimse, her istediğini söylemeyi ve ortamı bozmayı da kendince bir hak olarak mı görüyor? İstekleri yerine gelmeyenler, karşısındakine iftira atmayı, şikâyetlerle yıldırmayı, tehdit dilini kullanmayı da kendinde bir hak olarak görmekten geri durmamaktadır. Evvela sorumluluklarımızın farkında olsak daha iyi anlaşma zemini bulamaz mıyız?

Birinin hakkının sınırı diğerininkine kadardır. Hiç kimseye sınırsız bir hak verilmemiştir. Toplumsal hayatı düzenleyen kurallar, kimsenin kimseye haksızlık yapmaması ölçüsünü esas almışlardır. “Hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme; doğruluk” anlamlarına gelen adalet, herkes için lazımdır.

Kimden gelir ve kime karşı olursa olsun, haksızlığa, adaletsizliğe karşı ortak bir duruş sergilemek herkesin sorumluluklarından olmalıdır. Hz. Ali (r. a) ne güzel demiş: “Haksızlık önünde eğilmeyiniz, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” İnsan şerefi için yaşamayı prensip haline getirmelidir. Bukalemun gibi renkten renge girmek, bir makama gelebilmek için eğilip bükülmek, haysiyetli bir insan işi değildir. Peygamber Efendimiz (SAV)’in “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” emrini hepimiz biliriz de, ah bir de uygulayabilsek. Dahası kimse kimseye haksızca davranmasa, adaleti, saygı, sevgi ve hoş görüyü en üst değer olarak tutsa…

Konuya hatime olarak “Tamam mı” şiiriyle sözü merhum Abdurrahim KARAKOÇ’a bırakalım:

Yolumuz her zaman Allah yoludur.

Bu yoldaki ölüm oğul balıdır.

Hak, haklının en mukaddes malıdır.

Vermezlerse alacaksın; tamam mı?

 

Çevirmez âhını Allah öksüzün,

Pek basittir devrilmesi köksüzün,

Her kim olsa haksızlığı haksızın,

Suratına çalacaksın; tamam mı?

 

Uyuşukluk şifa bulmaz illettir.

Korkaklık en adi en pis zillettir.

Adalet ne güzel ne hoş nimettir.

Hep doğruyu bulacaksın; tamam mı?

Haklarından önce sorumluluklarının farkında olanlara ve haklarını insanlara tahakküm etmek için değil, hizmet etmek için kullananlara selam olsun.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.
Eğitim Ciddi iştir