Dolar 18,4191
Euro 17,8508
Altın 973,15
BİST 3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 27°C
Çar 28°C
05/05/2022 10:20
08/01/2021 20:15
12/06/2022 00:01
28/08/2021 00:01
23/01/2022 00:01

Dilini tutabilmek

A+
A-
23/09/2022 00:01
ABONE OL
Dilini tutabilmek

Dilini tutabilmek

Sultan II. Abdülhamit Han zamanında, Münif Efendi, Maarif Nazırlığına (Milli Eğitim Bakanlığına) atandı paşa oldu. Dönemin kanaat ve kabahat önderleri, açık gizli cemiyet liderleri, ileri gelenleri, devlet adamları da Münif Paşa’yı ziyarete geldiler. Her geleni oturduğu yerden kabul eden Paşa, kapıda Menas Efendiyi görünce eski günlerin hatırına da olsa hemen ayağa kalkıp onu kapıda karşıladı, sarıldı, elinden tutup yanı başına kadar getirip oturttu. Meraklı bakışlarla Menas Efendiyi süzen hazirûna şöyle takdim etti:

– Bu Menas Efendi benim can dostumdur, kalem ve kelam arkadaşımdır. Hariciye odasında da beraber çalıştık. Çok donanımlı bir devlet adamıdır. Fakat ben dilimi tuttum vezir oldum ama o yerinde saydı. Çektiği hep dilinin belâsıdır.

Bu söz üzerine Menas Efendi de söz aldı ve şöyle cevap verdi paşa dostuna:

– Evet, paşanın söyledikleri doğrudur; benim çektiğim hep dilimin belâsıdır. Amma bunun zararını yalnız ben çekiyorum. Lâkin paşa efendilerimizin susmalarının belâsını bütün bir millet çekiyor. Korkarım bu suskunluk bize bir devlete mal olacak…

Siz bu hikâyeyi Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” Hadis-i Şerif ile açıklayabilirsiniz. Ya da  Âl-i İmrân / 104. Ayette belirtilen ”Ey mü’minler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan seçkin bir topluluk bulunsun. İşte onlar, doğru ve kalıcı yatırım yapıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir”  emri ile açıklayabilirsiniz.

Ancak unutmamak gerekir ki sizin söz ve davranışlarınız kişiliğinizin yansımasıdır. Sizi siz yapan değerlerinizdir. Duruşunuzdur. Haklının yanında, haksız olanın karşısında olmak kişinin karakteri ile ilgilidir.

Para, makam adına verdiğiniz her taviz sizleri belki de bir yerlere getirecek, getirildiğiniz bu mevkiler sayesinde emirler yağdıracak ve bu durum sizin nefsinizi de şımartacaktır. Ancak makamınızdan ve gücünüzden çekinenler bu güçleri kaybettiğinizde etrafınızdan dağılıp gideceklerdir.

Özellikle makam sahiplerinin bazen koltuklarının arkasına doğru yaslanıp biraz da kafasını ellerinin arasına koyup düşünmeleri eskilerin deyimiyle tefekkür etmeleri gerekir. Ben neredeyim? Burada bulunmam sebebim nedir? Bulunma sebebine uygun davranmakta mıyım? Sorularıyla kendini muhatap kılması bir zorunluluk.

Bulunduğu makama gelene kadar ve işgal ettiği makam süresince susmayı mı yoksa doğruları konuşmayı ve doğrudan yana olmayı mı tercih etmiştir? Sorularının muhasebesini yapmalıdır.

Bu anlamda söz önemlidir. Her doğrunun her yerde söylenmemesi bir kural olsa da yalan söylememek de bir emirdir. Hz Ali’nin sözünü de hatırlatmak da fayda vardır.  “Söz; ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra da sen onun esiri olursun”

Ya da Yunus Emre’nin dediği gibi

Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı
Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz.

 

Mevlana’nın dediği gibi “Testinin içinde ne varsa dışarıya o sızar”.

 

“Sessizlik bazen çığlıktan daha etkilidir. Ya da söz kifayetsiz kalacaksa, susmalı insan, fazladan izahat lisanen kabahattir.” sözlerinde olduğu gibi, susmak bir erdem olarak kabul edilse de yanlışların ve hataların olduğu yerde susmak bir vebaldir aynı zamanda.

Hele de bu susmayı makam sahipleri, yetkililer yaparsa daha vahim sonuçlar olma ihtimali yüksektir. Makam sahiplerinin susması toplumsal sonuçlara sebep olacaktır. Tahmin edildiği gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Söz vardır duyulduğunda kalpleri titretir, sizi kendinize döndürür. Söz vardır boş teneke misali kulakları rahatsız eder. Söz vardır söylenilen yerde sizi diriltir. Söz vardır diriyi öldürür. Sözü nerede ve nasıl söylediğiniz önemli olduğu gibi sözün kimden geldiği de söze etki katar ya da sözün manasını da alıp götürdüğü gibi söze zenginlik katar.

Doğru sözün doğru insanlardan gelmesi önemlidir. Doğru söz yanlış kişilerden gelirse bundan en çok Doğru sözler zarar görür. Anlamını yitirmesine sebep olur ki bu da bir israftır.

Bu anlamda doğru insanların sorumlulukları çok daha fazladır ve bu sorumluluğunun gereğini yapmakla görevlidir. Doğru insan, doğruyu söylerken özellikle de dostlarını dışlamadan, hakaret etmeden davranmalı, bu uyarıdaki amaç nedir ve yapıcı bir eleştiri midir nazarı ile bakmalıdır.

Yanlışa mani olmayan yanlışı yapan gibidir. Kötüyü uyarmayan, kötünün ta kendisidir diyor Dursun Ali TÖKEL. (https://twitter.com/dalitokel/status/1571728329631473668?cxt=HHwWiIDRsdSl888rAAAA)

Yazımızı sözlerin en güzeli ile tamamlayalım. “Onlar işledikleri kötülükten birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür.” (Maide-79)

Sevgiyle kalın, sevgide kalın…

Sevgiyle kalın, sevgide kalın…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

  1. Mustafa Hasbi Üstündağ dedi ki:

    Sayın Hocam yüreğinize ve kaleminize sağlık. Sessizlik bazen çığlıktan daha etkilidir. Ama sizin bahsettiğiniz bu kapsamda değil. Çok doğru ve yerinde tespitler.

  2. Yıldırım dedi ki:

    Yazı çok güzel yüreğine sağlık.

  3. Muammer dedi ki:

    Yüreğinize sağlık Hocam.

  4. Özcan Güner dedi ki:

    Rabbim doğruluktan ayırmasın.Digrularla beraber olmayı nasip etsin.Allah razı olsun değerli hocam

  5. Yusuf K. dedi ki:

    Emeğinize sağlık başkanım. Her zaman ki gibi güzel bir konuya temas etmişsiniz.Yazınızı okuyunca
    (Söz kifayetsiz kalacaksa, susmalı insan. Fazladan izahat lisanen kabahattir.) sözü aklıma geldi.
    Saygılarımla…

  6. Galip dedi ki:

    Giydiğin
    kıyafet önemli değil,
    taşıdığın
    karakter sağlam olmalı. Sadi Şirazi

  7. Lokman Yazıcı dedi ki:

    Söz bilirsen söz söyle senden ibret alsınlar söz bilmezsen sukut eyle seni bir insan sansınlar.

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.
Eğitim Ciddi iştir