Site Rengi

DOLAR
9,5844
EURO
11,1392
ALTIN
556,57
BIST
1.493
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
14°C
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C

MAKALE

Dilimize Farsçadan geçmiş olan soytarı kelimesi, ”sa’teri” kökünden türetilmiştir. Sa’teri, taklit yapan, mizahi ve gülünç anlamına gelirken soytarı, taklit yaparak halkı eğlendiren kimse demektir. Hükümdarları ve kralları güldürmek için komik hikayeler anlatan kişilere de soytarı denir. Sözlükte soytarı: Taklitler, tuhaflıklar, gülünç söz ve hareketlerle halkı güldürüp eğlendiren kimse, maskara, menfaati...
Mum, paraf denilen kısmı eriyerek sıvı hale gelen ve içindeki ipi dik tutmak için kullanılan bir kimyasaldır. Mumu eriten ateştir. Ancak erimesini sağlayan kendi bünyesinde barındırdığı iptir. İp kendisini barındıran mumu eritirken, etrafına da ışık verir. İp sayesinde ateş yanmaya devam eder. Böylelikle de mumun erimesi devam eder. Ne zaman...
Söylem ve eylemleri ile insan kimliğini, kişiliğini aşikar eder. İş ile lafın birbirini desteklemesi, bütünlük içinde olması, karakterli bir kimlik katar insana. Bukalemun gibi bir o renk bir bu renk ile bezenen, birinin yanında başka hal ve söz ile diğerinin yanında daha başka durum ile yer alan kimseler geçici bir...
“O seni yetim bulup barındırmadı mı?  Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi? Ve seni yoksul bulup zengin etmedi mi? O halde sakın yetimi ezme! El açıp isteyeni de sakın boş çevirme!” Yukarıdaki sözler sizin aklınızda, kalbinizde bir etki bıraktı mı? Bırakmadı ise yukarıdaki soru cümlelerini bir daha okuyun....
Okullarımız geçen hafta uyum progamları çerçevesinde okul öncesi ve 1. Sınıfa giden öğrenciler için açıldı. Bu hafta başından itibaren de tüm öğrencilerimiz için örgün eğitim başladı. Uzun bir hasretin sonunda sevenler sevdiklerine, özleyenler özlediklerine kavuştular. Aramıza katılan 20.000 öğretmen arkadaşlara da başarılar diliyor aramız hoş geldiniz diyorum. Her ne kadar...
Sonbahar aylarının başı olarak öğretildi mevsim şeridinde. Yılın dokuzuncu ayının adı olmaktan çok daha fazla şeyi ifade eder eylül. Tabiatın renk değişiminin en belirgin olduğu zamandır eylül. Okulların başlaması ile herkesin hayatının yeni bir nizama sokulduğu zamandır eylül. Kışa dönük yüzü ile telaşın adıdır eylül. Değişim, hayatımızda her zaman var...
Biliyorsunuzdur Müslümanlar, Peygamber Efendimiz zamanında Uhud’da yenilgiye uğramışlardı. Yenilginin sebebi de Uhud Dağı’nı sakın terk etmeyin emrine rağmen zafer sarhoşluğuna kapılan sahabelerin burayı terk etmesiydi. Uhud yenilgisini Müslümanların birçoğu bilir. Yenilginin sebeplerini de biliriz. Ama bu yenilgi ile ilgili bilmediğimiz bugüne kadar da pek sorulmayan bir sorunun cevabını çoğu kimse...
Bireysel bir bakışla, herkes kendi yaptığından sorumludur, kimseye bir başkasının günahı yüklenemez. Yaptığı şeylerin mükâfatı ve cezası kişiseldir. Yapan çeker. “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder.” (Necm Suresi 38 ve 39. Ayetler) Peygamber Efendimiz “Dinimizde iyi bir çığır açana, bunun sevabı ile bununla amel edenlerin...
Herkesin herkese kızdığı, bağrışmaların ayyuka çıktığı bir devri yaşıyoruz. Bağıran kazanıyor misali. Trafikteki insanlar, kornalarla uyarmaya o da olmazsa aracında sakladığı sopa, levye ne bulduysa çözüm (!) arayışı içerisinde. Sanki karşısında kıymetsiz değersiz bir eşya var gibi olmazsa silahını çıkarıp rahatlıkla vurabiliyor. Her şeyimizi harcadığımız gibi insanlığımızı da harcadık ve...
Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz Yaşadığımız hayatta, maruz kaldığımız şartları tayin etme hakkına sahip değiliz. Farklı bir söylemle, oynadığımız oyunun kuralları bizim tarafımızdan konulmuyor. Karşı karşıya olduğumuz olaylara bir projeksiyon çevirdiğimizde aynı kişilerin farklı rollerde farklı davranışlar sergilediklerine şahit oluyoruz. Hasta biz olduğumuzda etrafımızdakilerin duygu durumları, davranışları başka başka olurken...
Benim de ilgiyle izlediğim ender programlardan birisidir “Kim Milyoner Olmak İster” bilgi yarışması. Bu yarışmaya geçen günlerde bir gencimiz katıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden onur öğrencisi olarak mezun olduğunu ve Japonya’da sadece dört kişinin kabul edildiği Osaka Üniversitesinde özel robotik yüksek lisans programına kabul edildiğini söyleyen bu gencimiz...
Yazımızı sesli olarak da dinleyebilirsiniz. Hangi konum ve makamda olduğunun, görevin ve sorumluluğun ne olduğunun bir önemi olmadan her yer ve işte, kendimizi sorguya çekmek adına “bu yapılan işin kendimize yakışıp yakışmadığı” sorulur. Sosyal bir varlık olan insan, kendisini bir başka insan ile görür ve tanır. İnsanlar birbirinin aynalarıdır adeta....